• BIST 107.115
  • Altın 143,813
  • Dolar 3,5581
  • Euro 4,1457
  • Ankara 26 °C
  • İstanbul 31 °C
  • Konya 26 °C
  • Antalya 39 °C
  • Diyarbakır 36 °C
  • Erzurum 25 °C
  • İzmir 34 °C
  • Rize 28 °C

IŞİD’li Strateji

Ahmet Varol

Son günlerde bütün dünyanın gündemini IŞİD tehlikesi, ona karşı küresel ve bölgesel bazı güçlerin ABD öncülüğünde ittifakı ve Başkan Obama’nın bu ittifaka yol haritası çizmek için geliştirdiği strateji oluşturuyor. 

Öncelikle şunu ifade edelim ki IŞİD, çağdaş emperyalizmin çeşitli oyunlarla ve taktiklerle İslâm coğrafyasının sırtından sapladığı bir hançerdir. Bunu Suriye direnişinin Baas karşısındaki mücadelesine ağır darbeler vuran saldırıları ve İslâm adına yaptığı ama İslâmi kimliğe büyük zarar veren uygulamaları bize söylüyor. Ama onun Şam diyarında bir devlet ilan etmesinden 66 yıl önce de siyonist terör örgütlerinin birleşip devletleşmeleriyle İslâm coğrafyasının göğsünden bir hançer saplanmıştı. O hançer orada saplanmış halde duruyor ve açtığı yaradan 66 yıldan beri sürekli kan akıyor. 

Bugün IŞİD’i bahane ederek Irak ve Suriye’de kazıklarını sağlamlaştırmaya çalışan, bunun için stratejiler geliştiren emperyalist güçler, görünüşte “devlet” kimliği almış ama hiçbir zaman terör örgütü ve korsan güç kimliğini kaybetmeyen katil işgalci rejimin katliamlarına “dur” demek için hiçbir girişimde bulunmadılar. En son Gazze’de gerçekleştirdiği korkunç katliamı ve yıkımları bile “nefsi müdafaa” olarak tanımladıkları gibi sağlanan ateşkesi ihlal eden saldırılarına en ufak bir itirazları olmuyor. Uluslararası sularda Mavi Marmara gemisine saldırarak on kardeşimizi hunharca katleden siyonist korsanlar bugün ateşkese ve Gazzeli balıkçıların avlanma mesafelerinin altı mile çıkarılmasına rağmen Akdeniz sularında balıkçı teknelerine saldırmaya devam ediyorlar. Fakat güya dünyaya düzen verme iddiasındaki ABD ve yardakçıları siyonist katillerin ihlallerine, korsanlıklarına sessiz kalmayı tercih ediyorlar. 

Bütün bu gerçekler önümüzde dururken, ABD ve yardakçılarının IŞİD tehlikesini bahane ederek bölgeye müdahale için geliştirdiği stratejinin gerçekte bu tehlikeyi ortadan kaldırma ve bölge halklarını güvenceye kavuşturma niyeti taşıyacağına inanmak mümkün değildir. Dolayısıyla IŞİD’in izlediği politikalara ve bu politikalardan kaynaklanan tehlikeye karşı olunması ABD başkanlığında oluşturulan koalisyonun içinde yer almayı, onun stratejisine destek vermeyi gerektirmez. IŞİD karşısında durulması ABD’nin yanında, onun başkanlığındaki koalisyon ve geliştirdiği stratejiyi uygulayan ekip içinde yer alınmasını zorunlu kılmaz. 

Üstelik ABD’nin işgal veya her ne şekilde olursa olsun saldırı planlarından kaynaklanan tehlike IŞİD tehlikesinden çok daha büyüktür. Bugün Somali’nin, Irak’ın ve Afganistan’ın içine düşmüş olduğu durum, bu ülkelerin hâlâ huzura, birlik ve istikrara kavuşamamış olmaları bu gerçeği bize söylüyor. Ayrıca strateji çerçevesinde gündeme getirilen planlar da bu tehlikeye işaret ediyor. 

Aslında IŞİD’in bugün, dünyaya şekil verme iddiasındaki emperyalist güçlerin tümünü meşgul edecek ve onları aralarında bir koalisyon oluşturmaya zorlayacak konumda gösterilmesinin bir şişirmeden ibaret olduğunu söylemek mümkündür. Emperyalist güçler bölgeyle ilgili yeni hesaplarının ve planlarının gerekçesini oluşturmak için bu örgütü önce şişirdiler. Şimdi de pişirme aşamasına geldiklerini düşündükleri için planlarını devreye soktular. Bu örgütün Suriye’de balonunun havasının inmeye başladığı sırada birden Irak’a girmesi ve orada Maliki’nin adamlarının hiçbir direniş göstermeden silahlarını IŞİD militanlarının önlerine koyup kaçmaları ve örgütün balonunun asıl bu olaydan sonra şişirilmiş olması da zaten bu konuda ciddi tereddütler ve soru işaretleri oluşmasına neden olmuştu. 

Dolayısıyla ABD güdümündeki koalisyonun geliştirdiği strateji gerçekte IŞİD’e karşı değil onun üzerinden bölgeye yöneliktir. Emperyalizm bölgede yeni siyasi yapılanmanın önünü kesmek ve kontrolü kaybetmemek için önce gerekçeyi oluşturdu, şimdi de o gerekçeyi kullanarak stratejisini uygulamaya çalışıyor. 

Bölgede ABD’yle ve güdümündeki güçlerle işbirliğine açık birtakım unsurların silahlandırılması da planın içinde yer alıyor. Çünkü çağdaş emperyalizmin politikaları silah ve saldırı temellidir ve sürekli kanla besleniyor. Siyonist işgal rejiminin geleceğinin sağlama alınması için onun varlığına karşı olan İslâmî hareketlerin önünün kesilmesi de öncelikli amaçlar içinde.

yeniakit

Bu yazı toplam 592 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim