• BIST 109.330
  • Altın 156,133
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Ankara -3 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Konya -1 °C
  • Antalya 12 °C
  • Diyarbakır 0 °C
  • Erzurum -17 °C
  • İzmir 15 °C
  • Rize 4 °C

IŞİD’in Dağılma Süreci

Ahmet Varol

Uluslararası emperyalizm ve onun yerli işbirlikçi kadrolarının İslâmî hareketlere dıştan yaptıkları saldırılarla verdikleri zararlar içlerine sızarak veya birtakım karanlık bağlantılar kurmak suretiyle içerideki faaliyetleri yönlendirerek verdikleri zararlardan daha çok değildir. Bu tür faaliyetlerle ve oyunlarla yönlendirilenlerin tümünün kirli hesaplar için karanlık ilişkiler içine girdikleri söylenemez elbette. Büyük çoğunluğu yaptığının doğru olduğuna ve aksini yaptığı taktirde istikametten çıkacağına inanır. Bu konuda önüne konan bazı temel kuralları tartışmasız doğrular olarak kabul ettiğinden yapması ve reddetmesi istenenleri sadece o kurallar süzgecinden geçirmeye önem verir. Akıl süzgecinden geçirme ihtiyacı duymaz.  Hayat nizamı olarak kabul ettiği nasları da herkesin kendisi gibi anlamak zorunda olduğunu düşünür. Yani bir tür harici mantığı hâkimdir.

Cezayir cuntası kazıklarını oturtmada üniformalı askerlerden ziyade İslâmî hareketin imajını yıpratmak amacıyla ortaya çıkarılan marjinal gruplardan yararlanmıştır. Onların da askerî hedeflerden ziyade  savunmasız sivillerin bulunduğu köylere baskınlar düzenlemeleri, resmî organların ise bu saldırıya maruz kalan yerlere her zaman baskıncıların işlerini tamamlamalarından sonra müdahale etmeleri boşuna değildi. Benzer oyun ve taktikler Irak’taki direnişin yıpratılmasında da sıkça kullanıldı. 

Bu siyasetin Suriye’ye yansıyan yüzünü de kısa adı IŞİD olan Irak Şam İslâm Devleti örgütü oluşturdu. Örgütün başlangıç aşamasında silahını Baas güçlerine çevirmesi ve radikal söylemleriyle öne çıkması gençleri heyecanlandırdı. Böylece basite alınamayacak sayıda genç direnişçiyi saflarına toplamayı başardı. Fakat bu şekilde saflarına topladığı gençlerden bazıları Baas güçlerinin umulmadık tuzaklarında imha edildiler. Bu yolla bir yandan zulme göğüs gerecek potansiyel bir direniş gücü ortadan kaldırılırken bir yandan da IŞİD’in de Baas’a karşı savaştığı ve bedel ödediği yönündeki propagandaya da malzeme çıkmış oldu. Oysa bedel ödeyenler aslında başkalarının planlarıyla hareket etmeyip kendi planlarını kurmaları durumunda Baas’ın adamlarına bedel ödetmeyi başarabilecek bir aktif savaşçı güçtü. 

Dediğimiz gibi akıl süzgecinden geçirilmeyen heyecan dolu söylemlerle saflarına topladığı gençlerin bir kısmını Baas mensuplarının tuzaklarında imha ettirdikten sonra kendisinin normalde Baas rejimiyle savaş halinde olduğu söylemine yeterince dayanak oluşturduktan sonra da silahlarını hemen kendisine muhalif direniş hareketlerinin mensuplarına çevirdi. Çünkü kontrol altına aldığı bölgelerde şer’î bir devlet kurduğunu, bu devlete beyat etmeyenlerin isyancı hükmünde olduklarını, kendi önündeki engelleri tasfiye etmeden Baas’la savaşmanın da bir yarar sağlamayacağını söylemeye başlamıştı. 

Son zamanlarda onun heyecan dolu sloganik çağrılarına kendilerini kaptırıp da saflarında toplananlardan bazıları uygulamadaki tutumunu görünce tanıyıp ayrıldı. Ayrılmalarda Baas elemanlarının bazı önemli noktalarda IŞİD elemanlarına hareket kolaylığı sağlamalarını görmelerinin de önemli etkisi olduğu tahmin ediliyor. Bu ayrılmalar gücünün bayağı zayıflamasına ve kontrol altında tuttuğu bölgelerin hayli daralmasına neden oldu. Fakat örgütü perde arkasından yönlendiren zihniyetin bu kaçışları da direniş gruplarına zarar vermek amacıyla değerlendirmek için kontrol ettikleri bazı kişilerin IŞİD kaçağı olarak aralarına sızıp içlerinde eylemler yapmalarını sağladılar. İlk etapta böyle bir taktiğe hazırlıklı olmayan direnişçilere bu eylemler vasıtasıyla epey zarar vermeyi başardılar. Ama sonrasında direniş grupları bu taktiğe karşı da tedbirlerini artırdılar. 

Bu taktik IŞİD’in arka planda Baas’la ve ona destek veren bölgesel güçlerle perde arkasından kirli işbirliği içine girdiğinin birtakım belirgin hadiselerle gün yüzüne çıkması sebebiyle dağılma sürecine girmesi üzerine direniş hareketlerinin içine sızmalar yaparak canlı mayın döşeme siyasetine başvurduğunu ortaya koyuyor. Bu siyaset doğal olarak karşı tarafın da o örgütten kaçanlara şüpheyle yaklaşmasına neden oldu. Çünkü bundan sonrası için tedbirlerin artırılması söz konusu olsa da daha önce gerçekleştirilen geçişlerin arasındaki sızmalar ve kimlerin mayın olduğu kesin olarak bilinmiyor.

 

Bu yazı toplam 557 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim