• BIST 109.156
  • Altın 153,298
  • Dolar 3,8173
  • Euro 4,5053
  • Ankara -2 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Konya 1 °C
  • Antalya 10 °C
  • Diyarbakır -1 °C
  • Erzurum -15 °C
  • İzmir 9 °C
  • Rize 3 °C

IŞİD oyunu gölgesinde katliamlar

Ahmet Varol

IŞİD üzerinden oynanan oyunun Suriye direnişi açısından oldukça sakıncalı yönlerinin olduğunu bu konunun gündeme gelmesinden bu yana sürekli dile getirdim. Fakat bugün bölgede uluslararası emperyalizm ve onunla işbirliği içindeki yerli güçler şişirdikleri balonun gölgesinde asıl kirli oyunlarını oynamaya çalışıyorlar. Dolayısıyla meselenin artık bu yönüyle görülmesi ve tahlil edilmesi gerekir. 

Suriye’de Baas’ın fiili vahşet ve katliam saldırılarının başlamasının üzerinden dört yıla yakın bir zaman geçti. Bugün IŞİD bahanesiyle küresel ve bölgesel güçleri bir araya toplayıp büyük gürültü koparanların bu dört yıla yakın süre içinde en azından Baas vahşetinin engellenmesi, katliamların durdurulması için hiçbir girişimde bile bulanmamaları stratejinin insan merkezli olmadığını, başlatılan operasyonda da can güvenliğini tehdit eden tehlikeyi ortadan kaldırma gibi bir amaç taşımadıklarını açıkça ortaya koyuyor. Bu yönde bir duyarlılıkları olsaydı önce Baas vahşetine ve katliamlarına karşı göstermeleri gerekirdi. Tam aksine IŞİD’e karşı koparılan fırtınanın gerçekte Baas vahşetinin önünü açma ve daha büyük katliamlar yapmasına fırsat verme amacı taşıdığını bugün yaşananlar gösteriyor. 

Uluslararası emperyalizmin ve onunla işbirliği içindeki yerli güçlerin IŞİD etrafında kopardıkları fırtına aynı zamanda Baas’ın bir yerde bu örgütün kontrolünün olmasını insanların üzerine bomba yağdırmak ve hedef göstermeden korkunç katliamlar yapmak için yeterli bir gerekçe olarak kullanmasına fırsat verdi. Zaten istifa eden ABD Savunma Bakanı Chuk Hagel’in, “Beşşar Esed yönetimi IŞİD’e karşı savaşımızın bir parçasıdır” demesi de buna işaret ediyordu. 

Baas zulmü son günlerde Rakka’da gerçekleştirdiği katliamlarda IŞİD üzerinden açılan kapıyı kullandığı gibi uluslararası platformda da yaptığı katliamların meşrulaştırılmasının rahatlığını yaşıyor. Çünkü bu vahşet de bir bakıma artık küresel emperyalizmin ve bölgedeki zulüm rejimlerinin ortaklaşa yürüttüğü savaşın parçası sayılıyor. Böyle bir işbirliği ve hesap ortaklığı dün Baas zulmünü haklı çıkarabilmek için zulme tepki gösterenleri ABD değirmenine su taşımakla suçlayanların gerçekte ABD ile nasıl bir ittifak ve işbirliği içinde olduklarını da açığa çıkardı. Tabii bu işbirliği yeni başlamadı. Ama gelinen noktada gizlenecek hiçbir yanının kalmadığını biraz akıldan nasibi olan herkesin görebilmesi gerekir. 

Rakka’daki son katliamlarla ilgili haberlerde, rejim güçlerine ait savaş uçaklarının şehrin önemli merkezlerine büyük tahribata neden olan bombalar attığı ve iki gün süren saldırılarda ölenlerin, kaybolanların ve yaralananların sayısının üç yüzü bulduğu ifade edildi. 

Amaç toplu katliam olduğundan öldürülenlerin tamamına yakınını silahsız sivil vatandaşlar oluşturuyordu. Aralarında çok sayıda kadın ve çocuk da vardı. Birçoğunun cesetlerinin tamamen kömürleşmesi sebebiyle kimliklerinin ilk bakışta tespit edilemediği ancak laboratuvar teşhisleriyle ortaya çıkarılabildiği haber veriliyordu. O yüzden bizim bu yazıyı yazmamızdan önce yayınlanan haberlerde henüz öldürülenlerden sadece elli kişinin kimliğinin ortaya çıkarıldığı dile getiriliyordu. 

IŞİD üzerinden büyük gürültü kopararak onu ciddi tehlike olarak gösterip de böyle bir tehlikeyi ortadan kaldırmak için büyük koalisyon cephesi oluşturanların ise Baas rejiminin gerçekleştirdiği böylesine korkunç katliama ve vahşete en azından tepki göstermeye, hatta alışık olduğumuz “kınama açıklaması” bile yapmaya niyetlerinin olmadığı anlaşılıyordu. Çünkü amacın zaten IŞİD bahanesini, Baas vahşetinin önünü açıp onun katliamlarına kılıf geçirmek suretiyle meşruiyet kazandırmak olduğu sergilenen tavırla belli edilmişti. 

Hatırlanacağı üzere İstanbul’da otobüsün egzoz borusunda kendini ısıtan kız çocuğun fotoğrafı epey yankı uyandırmış ve birçokları bu yüzden ona kapıyı açıp ısıtamayanlara eleştiride bulunmuşlardı. Sığınacak yer bulamasaydı Baas vahşetinin oluşturduğu ölüm ateşinde kalacaktı. Isıtılması sorumluluğu kendini insan kabul eden herkesin ortak sorumluluğudur. Ama onu böyle bir ateşin içine sokarak sıcacık evini terke zorlayan korkunç vahşetin burada borazanlığını yapanlara “insanlık” dairesi içinde nerede bir yer bulabiliriz acaba?

yeniakit

Bu yazı toplam 1012 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim