• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Ankara -2 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Konya 0 °C
  • Antalya 11 °C
  • Diyarbakır 6 °C
  • Erzurum -18 °C
  • İzmir 7 °C
  • Rize 2 °C

İşgalci, Savaşı Mısır'a Taşımak İstiyor

Ahmet Varol

Mısır'da referandum günü yaklaşırken tansiyon da yükseltiliyor. Bunda halkın anayasayı onaylanması ihtimalinin çok yüksek olmasının önemli payı var. O yüzden oylanmadan iptali isteniyor. Bunu başarırlarsa ikinci adıma geçip Muhammed Mursi'yi istifaya zorlamak, geçiş döneminde olduğu gibi başkanlığın askerî konseye devrini sağlamak, bunu da başarırlarsa sivilleşme aşamasında Hamdin Sabahi'yi tayinle cumhurbaşkanı yapmak, sonra da aynen Hüsni Mübarek döneminde olduğu gibi oy verenlerin sadece seçilmişleri onaylama görevini yerine getirecekleri güdümlü demokrasiyle geçerek İslâmî hareketi tamamen devreden çıkarmak istiyorlar.
 

Mursi'nin hedefe yerleştirilmesinde gerekçe olarak onun kararları ve anayasa taslağı kullanılsa da işgalci siyonistlerin Gazze'ye yönelik son saldırısında Mısır'ın izlediği tutumun arka planda duran en önemli gerekçe olduğunda olayları yakından izleyen birçok yorumcu ittifak ediyor. Bunlar içerideki fitne çetesiyle, İslâmi direnişin bileğinin güçlenmesinden dolayı gelecek endişesi içine giren siyonist işgalcileri bir araya getirdi, ortak projeler, taktikler geliştirmeye ve "karşı devrim" planını finanse etmek için kaynak teminine yöneltti.

Aslında mevcut anayasa taslağı Mısır'da gayrimüslimlerin dini kimliklerine hukuki itibar kazandıran ilk anayasadır ve bu aynı zamanda İslâm şeriatının bir gereğidir. Dolayısıyla ne mevcut anayasa taslağı ne de İslâm şeriatı onların dini kimlikleri ve özgürlükleri açısından tehlike oluşturur. Ülkede gayrimüslimlerin yaşadığı gerekçesi de yasamada şeriatın esas alınmasına karşı ayaklanmayı haklı kılmaz.

Siyonist işgal devleti ve onun arkasında duran uluslararası güçler Gazze'nin ve genelde Filistin'deki İslâmî direnişin bileğinin güçlenmesinde son dönemde Mısır'ın izlediği tutumun önemli payı olduğuna inanıyor. Bu tutum ve siyasetin sürmesi halinde kendi açılarından tehlikenin her geçen gün büyüyeceği endişesi taşıdıklarından, Mısır'ın eski politikasına dönmesi için bütün araçlardan yararlanmak istiyorlar. İçerideki fitne çetesi ise demokratik yollarla da olsa siyasi otoriteyi İslâmî harekete vermek istemiyor.

Mısır'ı tanıyanlar bilir ki bu ülkede paranın meydanlara çıkarabileceği bir kesim var ve fitne çetesi kendi elemanlarına ek olarak, bu kesimden yararlanıyor. Meydanlara çıkanlara günlük elli cuneyh verildiği kaynaklarda dile getirildi ki bazıları bunu bir ayda alıyor. el-Cezire ekranlarına yansıyan görüntüler son olaylarda başkanlık sarayı önüne toplananlardan halk tabanını oluşturanların çoğunun bundaki amaçtan habersiz olduklarını gösterdi. Birçoğu bunu niçin yaptığı sorusuna cevap veremedi. Attıkları sloganlardaki maksadı bile bilmiyorlar. Örneğin "nuridu iskâte nizame'l-murşid (mürşid düzeninin düşürülmesini istiyoruz)" diye slogan atıyorlar. Kendilerine "mürşid kimdir ve mürşid düzeniyle neyi kastediyorsunuz?" diye sorulunca cevap veremiyorlar. Fitnecilerin bu oyunlarını açığa çıkardığı için sabotaj çetesi el-Cezire'nin Kahire bürosunu yaktı. Fitnecilerin bu sloganla maksatları ise Mısır'da yönetimin Müslüman Kardeşler'in genel mürşidinde olduğu iddiası.

İçeride olayları organize edenler üç gruptan oluşuyor: Hüsni kalıntıları, liberal geçinenler, Kıptîler. Hüsni kalıntılarını BAE'ye kaçan Ahmed Şefik uzaktan kumanda ediyor. Hakkındaki yolsuzluk davalarından dolayı ülkeye dönemiyor. Liberal geçinenlerin başını ABD ve siyonist lobiyle sıkı ilişki içinde olan Muhammed Beradi'i ile Eymen Nur çekiyor. Siyasi alanda Kıptilerin temsilcisi cumhurbaşkanlığına göz diken Hamdin Sabahi. Kıpti kilisesi ve yeni başpapaz da planın içinde.

Bunları bir araya getiren ortak yanları İslâm'ı istememeleri, Filistin'deki İslâmi harekete desteğe karşı, işgalin güvenliğini sağlamada Mısır'ın fonksiyonunun sürmesine taraftar olmaları.

Dışarıdan destekleyen üç grup da Arap dikta rejimleri, ABD ve siyonist işgal. Ortak yanları ise İslâmi hareketin siyasi otoriteyi almasının kendileri için tehdit oluşturduğu ve kaynağa ulaşılıp orada etkisiz hale getirmek gerektiği düşüncesi.

Fitneye dışarıdan para, taktik ve medya, içeriden eleman ve takip desteği sağlanıyor.
 
İslamî hareket her şeye rağmen, kitlesel direnişle kazandığını baltacılara kaptırmamakta kararlı.

yeniakit

Bu yazı toplam 1009 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim