• BIST 98.305
  • Altın 143,791
  • Dolar 3,5718
  • Euro 3,9920
  • Ankara 17 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Konya 16 °C
  • Antalya 24 °C
  • Diyarbakır 21 °C
  • Erzurum 11 °C
  • İzmir 25 °C
  • Rize 17 °C

İran’la nükleer anlaşma

Ahmet Varol

Nükleer proje konusunda İran ile BMGK’nin beş daimi üyesine ek olarak Almanya’nın dâhil olduğu P5+1 ülkeleri arasında anlaşma imzalandı. Anlaşma içeriği hakkında haberlerde yeterince bilgi verildiğinden içeriğin ayrıntısı üzerinde değil, daha çok açıklama ve yorumlardan hareketle anlaşmanın getirdiği yeni bölgesel şartlar üzerinde duracağız. 

ABD yönetimi yaptığı açıklamalarda İran’a isteklerini kabul ettirdiğini ifade ederek bunun kendi açısından kazanım olduğunu ileri sürdü ve anlaşmayı “tarihî” olarak niteledi. İran da kendi açısından tarihî bir zafer olarak nitelendirdiği anlaşmayla aynı zamanda nükleer teknolojiden yararlanma projesiyle ilgili haklarını aldığını iddia etti. 

Gerek Avrupa ülkelerinden ve gerekse bölge ülkelerinden açıklamalarda bulunanlar genellikle anlaşma hakkında olumlu yaklaşımda bulundular. İsrail işgal devleti ise tepki göstererek bunun tarihî bir hata olduğunu söyledi. Ancak ondan daha farklı bir açıklama yapması ve onayladığını söylemesi beklenemezdi. İsrail’in karşı çıkması ve anlaşmayı tarihi hata olarak nitelemesi stratejik açıdan İran’ın da işine yaramıştır. 

Kısmen çekinceli davranan bir ülke de Suudi Arabistan oldu. Onun çekincesi ise nükleer teknolojinin kullanılmasına izin verilmesinden kaynaklanmıyor. Hatta şartlarına tam uyulması durumunda bu anlaşmanın İran’ın nükleer silah edinmesini önleyeceğini de dile getirdi. Fakat Suudi Arabistan, İran’a uygulanan yaptırımların kalkmasının onun bileğini güçlendireceğini ve bölgede daha büyük bir sorun olmasına yol açacağını düşünüyor. 

BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon da anlaşmayı tarihi bir olay olarak nitelerken diyaloğun faydasını ortaya koyduğunu iddia etti. Vatikan Basın Sözcüsü Federico Lombardi de büyük bir başarı olarak niteledi. Türkiye de anlaşmaya olumlu yaklaşırken şartlarının tam yerine getirilmesi gerektiğini vurguladı. 

Görüşmelerin anlaşmayla sonuçlanması üzerine İran halkı da bir bakıma Ramazan bayramı gelmeden bir bayram sevinci yaşadı. Fakat halkı böyle bayram sevincine yönelten sebep anlaşmanın nükleer projeyle ilgili yanı değil ülkelerine uygulanan yaptırımlarla ilgili yanıydı. Yıllardan beri bu yaptırımlar yüzünden önemli sıkıntılar yaşayan İran halkı, başlarındaki yönetim nükleer projeden tamamen vazgeçseydi, projeye ait elinde ne kadar malzeme varsa hepsinin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) gözetiminde imha edilmesini kabul etseydi bile sanıyoruz yine bayram sevinci yaşayacaktı. 

Anlaşmanın İran’ın talepleri doğrultusunda değil P5+1 ülkelerinin şartları doğrultusunda sağlandığı, dolayısıyla nükleer proje konusunda kazanan tarafın İran değil küresel emperyalizmi temsil eden ve kendilerini “uluslararası toplum” olarak tanımlayan güçler olduğu açıktır. Fakat anlaşmanın bu zamana kadar ertelenmesinde belirleyici etkenin İran’ın şartlara itirazı mı yoksa küresel emperyalizmin stratejik hesaplardan kaynaklanan ayak sürümeleri mi olduğu hakkında güçlü bir kanaat ortaya koymamız zordur. 

Ancak küresel güçlerin İran’la kirli işbirliği perde arkasından uzun süreden beri yürütülüyordu. Irak’ın ve Afganistan’ın işgalinde bu işbirliğinin önemli payı olduğu hususu değişik vesilelerle gündeme getirildi. Suriye’de son dönemde IŞİD’e karşı savaş bahanesiyle gerçekte Baas rejimini zorlayan direnişe karşı yürütülen savaştaki işbirliğini perdelemenin mümkün olmadığını gelişmeler gözler önüne serdi. Bu işbirliği Yemen’de de açığa çıktı. Nükleer projeyle ilgili anlaşma bu işbirliğine artık diplomatik çerçeve çizmek ve onu perdenin önüne taşımak için zemini oluşturacaktır. Yani anlaşma büyük ölçüde stratejiktir. 

Fakat küresel emperyalizm İran’la perde arkasından yürüttüğü işbirliğine diplomatik çerçeve çizerken özellikle nükleer proje konusunda kendi isteklerini kabul ettirmekte ısrarlı davranmış ve başarılı olmuştur. İran da bölgesel hesaplarında küresel güçlerle işbirliğini güçlendirmenin ve diplomatik çerçeveye oturtmanın, nükleer projesinden önemli olduğunu düşünmüş olmalı ki elindeki 19 bin santrifüjün üçte ikisini imha etmekte ve uranyum zenginleştirme planlarını büyük ölçüde dondurmakta sakınca görmemiştir. 

Çağrı: Namaz Gönüllüleri Platformu, İstanbulluları yarın bayram namazında Sultanahmet Camisi’nde buluşmaya davet ediyor.

yeniakit

Bu yazı toplam 311 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim