• BIST 97.587
  • Altın 144,246
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0057
  • Ankara 19 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Konya 18 °C
  • Antalya 23 °C
  • Diyarbakır 21 °C
  • Erzurum 12 °C
  • İzmir 21 °C
  • Rize 17 °C

Irak'ta Yine Ateş Yağmuru

Ahmet Varol

Irak'ta bir yandan yeni siyasal yapının inşa edilmesi için çalışmalar sürerken diğer yandan istikrarsızlık ve güvenlik sorunları ciddi şekilde devam ediyor. Seçimlerin üzerinden epey bir zaman geçmiş olmasına rağmen henüz hükümet konusunda bir ittifaka varılamadı. Dolayısıyla iğreti bir mekanizmayla devam ediliyor ve bu da tabii ki ülkede bir siyasi krize ve istikrarsızlığa sebep oluyor. Hükümet kurma konusundaki pazarlıklar bir yandan da bölge ülkelerinin bir etki pazarlığına dönüştü. Fakat ülkedeki siyasi oluşumlar hükümet kurma pazarlıklarında sona yaklaştıklarının sinyallerini vermeye çalışırken ülke yeniden büyük şiddet olaylarıyla sarsıldı.
31 Ekim Pazar günü bazı silahlı militanlar Bağdat Borsasına baskın düzenleme girişiminde bulundu. Bu girişimlerinde başarılı olamayınca kendilerini sağlama almak ve aynı zamanda baskın planlarında amaçladıklarını gerçekleştirmek için Kerrade Katolik Kilisesi'ne sığındılar. Sığınma esnasında aynı zamanda kilisede bulunan 120 kişiyi rehin aldılar. Eylemlerini sonlandırmak için de Irak ve Mısır'daki el-Kaide mensubu tutukluların serbest bırakılmasını istediler.
Amerikalı ve Iraklı güvenlik güçleri eylemcilerle herhangi bir pazarlığa girişmeyi değil silahlı baskın düzenlemeyi tercih ettiler. Baskında bazıları Irak güvenlik güçlerinden, bazıları da rehin alınan kilise cemaatinden olmak üzere toplam 52 kişi hayatını kaybetti, 67 kişi de yaralandı. İşin ilginç tarafı bu kadar can kaybedilmesine ve yaralanma olmasına rağmen güvenlik teşkilatlarının baskını "başarılı" olarak nitelendirmeleriydi. Oysa rehine kurtarma operasyonlarında bir can kaybı bile olsa sonuç başarılı sayılmaz. Çünkü amaç can kurtarmaktır.
Söz konusu rehine kurtarma operasyonunun hemen ardından 2 Kasım Salı günü gerçekleştirilen saldırılar güvenlik organlarının özellikle başkent Bağdat'ta kontrolü sağlamanın henüz çok gerisinde olduğunu gösteriyordu. Göz korkutucu sonuçlara sebep olan ve birkaç farklı noktayı hedef alan saldırılarda en az 100 kişi hayatını kaybederken 200 kişi de yaralandı. Saldırılarda patlayıcı yerleştirilmiş araçların yanı sıra havan toplarının da kullanıldığı ifade edildi. Yorumcular bu saldırıların Pazar günü gerçekleştirilen kilise baskınına yönelik kurtarma operasyonuna karşı intikam eylemleri olabileceğini dile getirdiler. Irak'ta daha önce de bu tür intikam eylemlerinde sivil hedeflerin vurulduğu göz önünde bulundurulursa muhtemel olduğu söylenebilir. Saldırılarda Bağdat'ın Kâzımiyye, Huseyniyye ve Sadr mahalleleri başta olmak üzere Şiilerin yoğun olduğu mahalleler hedef alındı. Saldırılarda aynı zamanda büyük çapta maddi hasar meydana geldiği bildirildi.
Irak'ta bunların yanı sıra doğrudan güvenlik elemanlarını hedef alan suikast niteliğinde şiddet eylemleri de bir şekilde sürdürülüyor. Dolayısıyla güvenlik görevlilerinin kendi can güvenlikleri sorunu da ciddi bir boyutta devam ediyor. Sözünü ettiğimiz büyük çapta rehin alma ve kurtarma operasyonu ile intikam eylemi olduğu tahmin edilen saldırılara tekabül eden günlerde en az üç güvenlik görevlisi planlı eylemlerde öldürülürken biri binbaşı rütbesinde umumi güvenlikten sorumlu iki subay da ağır yaralandı. Ondan önceki günlerde de öldürülen veya yaralanan birçok güvenlik görevlisi oldu.
Irak'ta yaşanan bütün bu olayların birinci derecede düşündürücü yanı elbette can güvenliği ve toplumsal istikrarın sağlanamamış olması. Fakat ikinci ve belki bunun kadar önemli bir ciheti de rutinleşmesi. Uluslararası kamuoyunda hâlâ bu tür olaylar Irak için "güncel" kabul ediliyor ve çok fazla yankı bulmuyor. Dolayısıyla Amerikan emperyalizminin en önemli başarılarından biri Irak açısından bu tür hadiseleri rutinleştirmesi ve insanların ilgilerini asgariye indirmesi olmuştur.
Bu gibi saldırıların ve şiddet olaylarının işgale karşı verilen haklı mücadeleyle aynı kefeye konması yahut kısmen de olsa karıştırılması ise meşru mücadelenin imajına hep olumsuz etki yaptı. Ondan dolayı işgale karşı haklı ve meşru mücadeleyi yine meşru çerçeve içinde yürütenler bu tür saldırıları ve şiddet eylemlerini hiçbir zaman kabullenmediler.
Siyasi krizin aşılması amaçlı çalışmalar, hükümet ve cumhurbaşkanlığı konusundaki pazarlıklar hakkındaki tespitlerimizi de inşallah müteakip yazımızda aktaracağız.

yeniakit

Bu yazı toplam 2029 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim