• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Ankara -4 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Konya -2 °C
  • Antalya 12 °C
  • Diyarbakır 7 °C
  • Erzurum -15 °C
  • İzmir 7 °C
  • Rize 7 °C

Irak'ta Diktatör Maliki'yi Devirmenin Zamanı Geldi...

Nureddin Şirin

Irak"ta Maliki başbakanlığındaki hükümetin “diktatörlük”le suçlandığı bir döneme girdik. Birileri sürekli olarak Maliki"nin diktatör olduğunu vurgularken, birileri de onun mezhebi aidiyetine dikkat çekerek “Şii Maliki” nitelemesini kullanmaktadır. Sonuçta bu iki yaklaşımı bir araya getirdiğinizde ortaya çıkan sonuç; "Şiilerin Irak"taki diktatör yönetimi."

Nedense, dünyanın hiçbir ülkesindeki yönetici mezhebi aidiyetiyle tanımlanmazken, Ne Alman"ın Katolikliği, ne Amerika"nın Protestanlığı, ne Yunan"ın Ortodoksluğu…

Bu hristiyan ülkeler için böyle…

İslam ülkeleri için de böyle bir tanımlama yapılmadı hiçbir zaman.

Dünyada 50"in üzerinde İslam ülkesi varken, şimdiye kadar bu ülkelerin yöneticileri hakkında mezhebi bir niteleme yapılmadı. Ne “Sünni Başbakan Demirel” dendi, ne “Sünni cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek.” Ne ”Sünni Melik Fahd” dendi, ne “Sünni Kral Hüseyin”. Bugünküler için de böyle bir tanım yapılmıyor…

Bu sadece Irak başbakanı Nuri el Maliki için kullanılmaya başlandı. Sanki bunun dışındaki İslam ülkeleri yöneticilerinin bir mezhebi yokmuş gibi…

Türkiye ABD vesayetinde Ortadoğu kartı açtıktan sonra, bu nitelemeler hep Türkiye"den çıkmaya başladı.

Her şeyden önce, bir yöneticinin siyasetlerini, söylemlerini ve uygulamalarını kınamak ve mahkum etmek için onun mezhebi aidiyetini kullanarak o mezhebe mensup Müslümanlara karşı psikolojik bir harp yürütmek, en basit deyimle, ayıptır, "ahlaksızlık"tır. Bunu ister Şii bir yöneticiye karşı yapsınlar, ister bir Sünni yöneticiye.

Hangi ülkenin yöneticisi zalim ise, hangi ülkenin yöneticisi despotluk yapıyorsa, hangi ülkenin yöneticisi işbirlikçilik ve uşaklık kulvarında yürüyorsa sadece o yöneticileri ve onun destekçilerini mahkum edebilirsiniz. Ama o kişinin mezhebi kimliğini öne çıkararak o mezhep hakkında töhmetlere yol açamazsınız.

Eğer yine de buna ısrar ederseniz, sonuçta birilerini de diğer İslam ülkelerinin yöneticilerini kendi mezhebi aidiyetleriyle nitelemelerine sebep olur, “falan ülkenin Sünni kralı” veya “Filan ülkenin Sünni diktatörü” gibi nitelemelere davetiye çıkarmış olursunuz… Bu da daha büyük bir ahlaksızlıktır…

Irak"taki Maliki yönetimine gelince…

Şimdiye kadar Irak konusuna girerek, polemiklere sebebiyet vermek istemedik.

Ama artık küstahlıkların, ahlaksız söylem ve siyasetlerin günlük politikalara dönüştüğü bir dönemde birkaç söz de bir söylemek istiyoruz.

Birincisi, Irak"ta 30 yıllık Baas diktatörlüğü döneminde, yüz binlerce masum insanı katleden Saddam"ın mezhebini bir kere olsun dile getiren oldu mu? 8 yıllık tahmili bir savaşta bir milyondan fazla insanını kurban veren İran"da bir kere olsun, "Saddam"ın Sünniliği"ni dile getiren oldu mu?

Saddam sonrasında, hazırlanan bir anayasa ile ülke seçimlere gitti. İşgal güçlerinin ve Suud rejiminin onca müdahalesine rağmen, yapılan seçimlerden galip çıkanlar Maliki"nin başbakanlığında bir hükümet kurdu. Ancak bu hükümet kurulurken, bakanlıkların dağıtımından diğer yönetici yetkililerin belirlenmesine kadar seçim sonuçlarının matematiksel sonuçlarına bakılmadı. “Ulusal Birlik” adına Şiiler kendi haklarının bir kısmından da feragat ettiler.

Yani seçim sonuçlarından % 20 oy alanlar, % 30"luk yönetim hakkını elde ettiler.

Fakat, uluslar arası ve bölgesel statüko, halkın iradesine ve seçimine göre belirlenmiş olsa da Irak"taki yönetimden haz etmedikleri için, hükümetin ve başbakanın diktatörlüğünden söz etmeye başladılar.

Madem ki öyle, bölge ülkelerini ve yöneticilerini bir masanın üzerine koyalım; hangi ülkede halkın iradesine ne kadar saygı duyuluyor, hangi ülkede yöneticiler halk tarafından seçiliyor, hangi ülkede yöneticiler halkın haklarını ve özgürlüklerini çiğniyor, hepsini birlikte değerlendirelim ve sonuçta “zulüm” “diktatörlük” kriterlerine kim uyuyorsa, onların başına vuralım. Bu ister Maliki olsun, ister başkası…

Ama siz diktatörlüklerin hükmettiği bölgede bir ülkenin yöneticisini özel husumetlerle hedefe koyar, ardından da onu mezhebi aidiyetiyle birlikte nitelemeye kalkarsanız, hem siz "ahlaksızlık" yapmış olursunuz, hem de "mezhepçilik…"

Bakınız, “Şii Maliki” “diktatör Maliki” nitelemelerinin havada uçuştuğu bir dönemde, Irak"ta seçimler oldu. Sonuç ne? Irak halkı kimi istedi, tercihini kimden yana koydu?

Bu sonuçlardan sonra, yine Maliki"nin diktatörlüğüne hükmedelim ve yine “diktatör Maliki” diyelim…

Halkın çoğunluğunun oyunu alanları “diktatör” olarak nitelendirip de, halkın ağzını açmasına kurşunla karşılık verenleri kendimize "dost" ve "ortak" edinelim…

Bu mudur sizin adaletiniz, bu mudur sizini insaniyetiniz, bu budur sizin Müslümanlığınız…?

Rabbimiz"in Kur"an"daki “şüphesiz ki Allah adaletle ve ihsanla hükmetmenizi emreder” “Bir kavme karşı olan düşmanlığınız sizi adaletsizliğe sevk etmesin.” “En yakınlarınızın aleyhine de olsa hakkı ve adaleti ayakta tutan şahidler olun” buyrukları hiçbir anlam ifade etmeyecekse, o zaman hep birlikte ellerimizi Rabbimize açıp “Allah"ım sen hükmünü üzerimize indir” diye dua edelim...

Allah"ım!

Sen her şeyi bilensin, görensin! Sen adilsin, cebbarsın, kahharsın. Sen hakimlerin hakimisin.

 

velfecr

Bu yazı toplam 1973 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim