• BIST 107.303
  • Altın 152,979
  • Dolar 3,7134
  • Euro 4,3645
  • Ankara 15 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Konya 18 °C
  • Antalya 21 °C
  • Diyarbakır 19 °C
  • Erzurum 9 °C
  • İzmir 21 °C
  • Rize 17 °C

“İnsanî yardım” sadece isim

Ahmet Varol

Dünkü yazımızda küresel emperyalizmin “insanî yardım” başlığı altında gönderdiği gıda maddelerini dört kategoriye ayırmış ve bunların birincisinin sırf propaganda amacıyla yürütülen ama gerçekte lüzumsuz olan yardımlar olduğunu söylemiştik. 

İlk okula gittiğim yıllarda bize okulda süt tozundan yapılan sütler zorla içiriliyordu. Oysa köyümüzde inekler, koyunlar, keçiler çoktu ve bütün ailelerin bol miktarda sütü vardı. Özellikle çocuklar adeta sütün içinde boğuluyordu. Üstelik bizim hayvanlarımız gayet doğal ortamlarda, doğal gıdalarla besleniyordu. Sütlerimiz de çok lezzetliydi. O yüzden süt tozundan yapılanı hiç iştahımızı açmıyordu ve bazı çocuklar onu içmemek için okulun etrafındaki duvarların veya ağaçların arkasına saklanıyorlardı. Öğretmenler de bunu bilmelerine rağmen saklanan öğrencileri arayıp buluyor ve getirip midelerini bulandıran süt tozu sütlerini zorla içiriyorlardı. Çünkü bunlar ABD’den bize güya ücretsiz gıda yardımı olarak gönderilmişti. Oysa bizim ineklerimiz de herhangi bir ücret talep etmiyor ve üstelik daha iyisini veriyorlardı. 

O zaman zihinlere takılan soruyu burada bir kez daha anmakta yarar görüyorum: ABD acaba bu yardımları sadece propaganda amacıyla mı gönderiyordu? Gönderilen süt tozlarının içine sağlık açısından sakıncalı maddeler karıştırıldığı söylentileri ta o zamandan çocuklar arasında bile dolaşıyordu. 

İkinci kategoriye giren yardımları yine propaganda amacı taşıyan ama sağlıksız veya en azından faydasız yardımlar diye tanımlamıştık. 

Hatırladığım kadarıyla 1990 yılında Sudan’a ilk ziyaretimi gerçekleştirdiğimde orada tarım bakanlığında çalışan aslen Mısırlı bir uzman ABD’nin gıda yardımı diye gönderdiği buğdayla Sudan’da üretilen buğdayı yan yana koyarak bana göstermişti. O bir uzman diliyle konuşuyor bense çıplak gözle aradaki farkı görebiliyordum. ABD’nin yardım diye gönderdiği buğdayın depolarda bekletilmiş, iyice içini çekmiş ve neredeyse küflenme noktasına gelmiş olduğu açıktı. Sudanlı uzman da: “Biz bunu hayvanlarımıza bile yedirmeyiz. Ama ABD bunu gıda yardımı diye gönderiyor ve üzerinden politika üreterek Sudan yönetimine yönelik baskı uygulamalarında kullanmaya çalışıyor” demişti. 

Anladım ki küresel emperyalizm kullanım süresini doldurmuş ve kendi toplumuna pazarlamaktan çekindiği ürünleri imha etmiyor yoksullaştırılmış toplumlara gıda yardımı olarak gönderiyordu. Üstelik bu sözde yardımlardan bazı politikalar, stratejiler üretiyor, yoksullaştırılmış toplumların üzerinde Demokles’in kılıcı gibi duran dikta rejimlerine politika vermek, onları sürekli kendi tasallutu altında tutmak amacıyla bu yardımlardan yararlanıyordu. 

Üçüncü kategoriye girenleri din pazarlamacılığının bir aracı olarak yapılan yardımlar, şeklinde tanımlamıştık. Bugün Afrika ülkeleri başta olmak üzere yoksullaştırılmış toplumların yaşadığı ülkelerde misyonerlik çalışmaları hep bu yardımlar vasıtasıyla yürütülüyor. Misyoner teşkilatlarından yardım temin etmek isteyenlerden çoğu zaman dinlerini değiştirmeleri veya bu teşkilatların yapacağı tanıtım çalışmalarına katılmaları istenir. Misyoner teşkilatları ise görünüşte din pazarlamacılığı yapsalar da gerçekte emperyalist güçlerin politikalarına uygun kitleler oluşturma amacıyla çalışırlar. Yine emperyalist ülkelerin kendilerine sağladığı kaynakları da pazarladıkları inanç ve anlayışların birer rüşveti olarak değerlendirirler. 

Misyonerlerin bu yola başvurmaları pazarladıkları anlayışların bâtıl olduğunun bir belgesidir. Çünkü hakkın rüşvete ihtiyacı yoktur. Onun doğruları kendini ispata yeter. 

Dördüncü kategoriye girenleri de yine propaganda amaçlı ama gerçekte bir ihtiyaca cevap veren faydalı yardımlar şeklinde tanımlamıştık. Yardımın gerçek yüzünü bu kategoriye girenlerde görmek mümkündür. Ama bunlarda da insanî yardımdan ziyade propaganda öncelikli amaçtır. Üstelik diğerlerine nispetle bu kategoriye giren yardımlardan istifade edenler çok azdır. Ayrıca bu tür yardımlarda kendi halklarının ihtiyaçlı olanlarını her zaman başa koyarlar. 

İnsanî yardımı bir düzene sokan, tamamen insanî amaçla ve Allah rızası için verilen  zekât ve sadaka ve sömürgeci politikalarla savaş anlamına gelen faiz yasağı ile ilgili tespitlerimizi de inşallah okuyucularımıza müteakip yazımızda aktaracağız.

yeniakit

Bu yazı toplam 273 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim