• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Ankara 10 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Konya 14 °C
  • Antalya 16 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Erzurum 5 °C
  • İzmir 15 °C
  • Rize 10 °C

İnsanı merkeze oturtan yardım

Ahmet Varol

İslâm’da sömürgeciliğe karşı savaş için faiz yasaklanmış, servetin âdil paylaşımı ve yoksulların ihmal edilmemesi için zekât farz kılınmıştır. Birincisi tabaklardan alıp havuza atmak, diğeri ise havuzdan tabaklara dağıtmak gibidir. Birinde servet belli merkezlerde toplanır ve yığma olur. Biriken servete el koyanlar biteceği endişesi taşımadıkları için yerine göre harcamada aşırıya gider yani israf ederler. Ama zekât ve tasadduk yoluyla biriken servetin bir bölümü ihtiyaç sahiplerine dağıtılarak toplumda da ekonomik denge sağlanır. 

Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de faiz ile zekât arasında kıyaslama yaparken şöyle buyurur:

“İnsanların malları içinde artması için verdiğiniz faiz Allah katında artmaz. Ama Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekât(a gelince) işte (onu verenler ecirlerini) kat kat artıranlardır.” (Rum, 30/39)

Burada faiz ile kastedilen, artırarak geri almak amacıyla insanlara dağıtılan servettir. Çünkü onu dağıtmanın amacı iyilik değil biraz daha artmasını böylece insanların mallarının bir kısmını daha alıp havuza çekmesini sağlamaktır. Bu servet ihtiyaçlılara dağıtılan mıknatıs gibi onların mallarını alıp havuza çeker. Bu da toplumdaki ekonomik dengesizliğin artmasına fakirin daha fakir zenginin daha zengin olmasına yol açar. Amacı da sadece mal kazanmak olduğundan insanların malları içinde artsa da Allah katında asla artmaz. 

Ama zekâtın verilmesindeki amaç malı belli merkezlere çekmek değil oralarda birikenleri topluma âdilce, ihtiyaca göre dağıtmaktır. Biriken malın bir kısmını alıp başkalarına dağıttığı için dünyevi servette cüzi azalmaya neden olsa da Allah katında katlanarak artar. Gerçek karşılığı da Allah huzurunda görülecektir. 

Günümüz toplumlarının karşı karşıya olduğu ekonomik sıkıntıların temelinde de zekâta değil faize dayalı ekonomik sistemlere mahkûm olmaları var. 

Zekât insanı merkeze oturtan, ona değer veren bir insanî yardımdır. Karşılık beklemeden verilir. Hatta birçokları zekât alanların, verene karşı bir mahcubiyet duymamaları, bir sorumluluk hissetmek zorunda kalmamaları için zekâtlarını gizli vermeyi, birileri vasıtasıyla ulaştırmayı tercih ederler. Müslüman toplumlardaki gönüllü insanî yardım kuruluşlarının temelinde de işte bu duyarlılık var. 

Sömürgeci zihniyetin insana değer vermeyen faiz temelli uygulamalarıyla elde ettiklerinin bir kısmını yine insanları güçlü ve varlıklı ellere bağımlı kılmak amacıyla vermeleri gerçekte insanî yardım değildir. Ama ihtiyaç sahiplerinin de onurlarıyla yaşamalarına imkân tanımak için kendilerini gizleyip gönüllü kuruluşları vasıta edinerek zekât ve sadaka verenlerin gönderdiği yardımlar gerçek anlamda insanî yardımdır. İşte bu insanî yardım çalışmalarını önemsemek ve servet sahibiyle ihtiyaçlı arasında köprü oluşturan ama bu arada herkesin hakkını da tam gözeten, herhangi bir şüpheye mahal vermemeye özen gösteren gönüllü kuruluşlara da sahip çıkmak, faaliyetlerini desteklemek bir yandan da denetlemek gerekir. O kuruluşların da böyle bir denetime açık olmak için şeffaf olmayı tercih etmeleri gönüllü hizmet için en isabetli seçim olacaktır. 

Mübarek Ramazan ayı bir nefis terbiyesi ve arınma ayıdır. Zekât da zaten kök anlamı itibariyle arınma anlamına gelir. Çünkü hem insanın malını, servetini arındırır, yoksulların, ihtiyaç sahiplerinin onun içindeki haklarını çıkarıp hak sahiplerine götürür; hem de o servetin sahibini günâhlardan arındırır. O yüzden birçokları zekâtlarını Ramazan’da vermeyi tercih ederler. 

Servetlerimizin zekâtını vermeyi asla ihmal etmemeliyiz. Çünkü zekâtı verilen mal temizlenmiş, arındırılmış maldır. Kişi malının zekâtını verirken gerçekte hak sahiplerinin haklarını veriyor. O yüzden zekâtı verilmeyen mal temizlenmemiş, arındırılmamış maldır. 

Burada Yüce Allah’ın bir hatırlatmasını da özellikle zikretmek istiyorum: “Ey iman edenler! Kazandıklarınızın temiz olanlarından ve yerden rızk olarak çıkardıklarımızdan (hayır yolunda) harcayın. Kendiniz göz yummadan alamayacağınız çirkin şeyleri vermeye kalkışmayın. Bilin ki Allah’ın bir şeye ihtiyacı yoktur, O övülmeye layık olandır.” (Bakara, 2/267) Zekât eğer bir ahiret yatırımıysa o yatırımı gözümüzü kapatmadan almayacağımız mallarla değil temiz ve göze gelir mallarla yapmalıyız.

yeniakit

Bu yazı toplam 174 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim