• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • Ankara 4 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Konya 6 °C
  • Antalya 11 °C
  • Diyarbakır 4 °C
  • Erzurum -6 °C
  • İzmir 14 °C
  • Rize 5 °C

İktidar Kavgası mı Türkiye’ye Savaş mı?

Ahmet Varol

Türkiye’de son dönemde, Pensilvanya’dan yönlendirilen ve siyasi iktidarı zayıflatma amaçlı çok yönlü atakların yol açtığı çalkantı genelde bir iktidar kavgası olarak lanse edildi. Olayların tam da yerel seçimler öncesine denk gelmesi bu yöndeki yaklaşımları güçlendirdi. Böyle lanse edilmesi, organize bir gücün uzun yıllardan beri yürüttüğü kadrolaşma mücadelesini artık siyasi iktidar veya ona yön veren güç haline getirme mücadelesine dönüştürme çabalarının önünü mevcut iktidarın kapatması yüzünden patlak veren kavga olarak algılanmasına neden oldu. 

Hadisenin böyle algılanması, organize çetenin dağıtılması amacıyla hukuk çerçevesinde yürütülecek mücadelenin bile siyasi iktidarın karşısındaki gücü ezme ve pasifize etme çabası olarak yansıtılmasına imkân tanıyacaktır. Böyle bir yaklaşım da bir yandan Pensilvanya çetesini masumlaştırma çabalarının önünü açacak bir yandan da iktidarın totaliter güç olmayı hedeflediği iddialarına malzeme çıkaracaktır. 

Eğer ki savaş sadece bir iktidar kavgasından ibaret olsaydı sadece Türkiye’de yürütülürdü. Bundan önceki iki yazımızda da dile getirdiğimiz üzere Türkiye’deki siyasi iktidarın imajını yıpratmak için medya  kanalıyla yürütülen savaşın dış cephesi belki iç cephesinden çok çalıştı. Üstelik dışa dönük yıpratma savaşında daha sinsice bir yöntem kullanıldı. Haber diline ağırlık verilirken bol miktarda yalan ve iftiradan yararlanıldı. Dışarıdaki kamuoyunun önüne konan iddiaların birer iftira olduğunu görebilmesi için doğru bilgilendirmeye ihtiyacı vardı. Ama Arap dünyasında dikta rejimlerinin Avrupa ve Amerika’da da uluslararası siyonizmin finanse ettiği medya organları Pensilvanya çetesinin yalan ve iftiralarını yaymayı tercih etti. Çünkü Türkiye’yi yıpratma savaşında bunları yaymak daha çok işlerine geliyordu. 

İkinci olarak eğer ki o örgüt sadece bir iktidar kavgası içinde olsaydı, iktidarı ele geçirmeyi veya onun üzerinde etkin güç olmayı öncelerdi. Ama yürüttüğü savaşta iktidarı ele geçirmeye değil mevcut siyasi iktidarı düşürmeye odaklandı. Çok farklı siyasi oluşumlarla işbirliğinin hedefine sadece siyasi iktidarı tasfiye planını koydu. Önemli olan iktidarı kimin ele geçireceği değil mevcut iktidarın yıpratılması ve bertaraf edilmesiydi. Desteklediği partilerin yerel yönetimleri yahut siyasi iktidarı ele geçirmeleri durumunda kendisiyle işbirliği yapacaklarından emin olmaya çok fazla önem vermedi. Verilen desteklerin de öncelikli amacı desteklenen partilerin iktidarını sağlamak değildi ve çok küçük bir oy potansiyelini birkaç siyasi partiye dağıtarak bunu başarmanın imkânsız olduğunu kendisi de onunla işbirliği yapan siyasi oluşumlar da biliyordu. Öncelikli amacın her ne şekilde olursa olsun mevcut iktidarı zayıflatmak ve sonrasında da yeni atakların önünü açmak olduğu çok açıktı. 

İşbirliklerinin amacı desteklere karşılık vaat edilen imkânlara ve ikramlara kavuşmak olsaydı bu amaç için iktidar partisiyle ittifakı ve iyi ilişkileri sürdürmesi çok daha mantıklı olurdu. Neden kendisine her türlü imkânı sunan bir iktidarla arayı açıp gerçekleşmesi son derece şüpheli içi boş vaatler uğruna başka ittifaklara el uzatma ihtiyacı duydu?

Bizzat çetenin medya cephesini komuta eden yorumcuların çok önemli bir itirafları bu sorunun cevabını önümüze koyuyor: Pensilvanya çetesi hükümetin siyonist işgalle arayı açmasından rahatsızdı ve zaten hükümetle arasındaki ilk çatlak da Mavi Marmara olayıyla ortaya çıkmıştı. Çünkü örgüt büyük fotoğraftaki ittifaklarını, menfaat bağlarını ve dostluk ilişkilerini küçük fotoğraftaki ittifak ve ilişkilerden çok önemsiyordu. Küçük hesapların büyük hesaplara ters düştüğü yerde küçük hesapları feda edebilecekti. Dolayısıyla yürütülen savaş sanıldığı gibi bir iktidar kavgası değil, global boyutta kendileriyle ilişki kurulmuş güçler hesabına Türkiye’ye karşı açılan savaştır. 

Bu gerçeğin görülmesi ve seçim sonrasında içeride uzatılan sahte güllere aldanılmaması gerekir. İçe dönük yüzleri iktidara gülercesine köprüleri yeniden inşaya çalışırken, uluslararası siyonizme gülen yüzlerinin Türkiye’yi yıpratma amaçlı medya savaşını ısrarla sürdürdüğü dikkatten kaçmamalı ve halkın mevcut siyasi iktidara artık bu çeteden kurtulmak için destek verdiği unutulmamalıdır.

yeniakit

Bu yazı toplam 356 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim