• BIST 103.966
  • Altın 145,605
  • Dolar 3,4973
  • Euro 4,1834
  • Ankara 23 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Konya 23 °C
  • Antalya 30 °C
  • Diyarbakır 36 °C
  • Erzurum 26 °C
  • İzmir 24 °C
  • Rize 26 °C

İki tarafıyla insan kesen kılıçlar

Ahmet Varol

Sudan’da 2000 yılında tam Ramazan’ın ortalarına doğru bir camiye baskın düzenlendi ve insanlar tam da teravih namazı kılarken katledildiler. Fakat ne kadar ilginçtir ki baskını ve katliamı gerçekleştirenler kendilerini dünya medyasına “İslamcı” olarak tanıtmışlardı. Hem “İslamcı” hem de mübarek Ramazan ayında tam da namaz esnasında cami basıyor ve namaz kılanları katlediyor! Bunu aklın kabul etmesi mümkün mü? Ama “İslamofobi” başlığı altında İslâm’a karşı savaş açmış olanlara tam da bu tür baskınlar, eylemler, saldırılar lâzım. Onlar için önemli olan akla yatkın olması değil yürütülen kara propaganda savaşına dayanak teşkil edecek nitelikte olması. 

Cezayir’de askerî cuntanın yönetimi ele geçirmesinden kısa bir süre sonra 1992 yılında açık okunuşuyla Silahlı İslâmî Grup (Groupe Islamic Armé) adını taşıyan kısa adı ise GIA olan bir örgüt ortaya çıktı. Normalde bu örgüt askerî cuntaya karşı savaşacağını ilan etmişti. Fakat ne kadar ilginçtir ki cuntaya karşı savaştığını söyleyen örgüt adına maskeli militanlar, cuntayla ve orduyla hiçbir ilişkileri olmayan köyleri basıyor, insanları vahşice katlediyor sonra kaçıp gidiyorlardı. Baskın düzenlendiğinde köylüler yakın çevrelerindeki karakollara, askerî üslere bilgi veriyorlardı “gelin bizi kurtarın” diye ama maskeli militanlar işlerini bitirmeden kimse yerinden kıpırdamıyordu. Onlar işlerini bitirdikten sonra askerler geliyor, tespit yapıyor, rapor tutuyor ve tabi cunta medyasının tekrar tekrar yayınladığı açıklama yapıyorlardı “GIA yine baskın yaptı, şu kadarı kadın ve çocuklardan oluşan şu kadar insan katletti” diye. Fakat ilginçtir ki birkaç saat önce köyü basıp da silahsız insanları katledenler de, cuntanın askerleri olayla ilgili rapor tutmak amacıyla köye geldiklerinde yerlerinden kıpırdamıyorlardı. Üstelik yerleri de tespit edilemiyordu. Sanki bunlar uzaydan gelmiş ve yine uzaya dönmüş gibi ortadan kayboluyorlardı. Oysa GIA, kuruluşunu ilan ettiğinde cuntaya karşı savaşacağını duyurmuştu. Ama o kendine katılanların dışında herkesi kâfir ilan etmiş ve militanlarına silahsız zavallı köylüleri de hareketlerine katılmamaları sebebiyle öldürme yetkisi vermişti. 

Cezayir cuntası bazı uluslararası kuruluşların GIA tarafından gerçekleştirilen katliamları soruşturmak amacıyla heyetler göndermesine ve olay yerlerinde incelemeler yapmasına izin vermedi. Sonra GIA lideri olduğu söylenen bir kişinin cunta elemanları tarafından öldürülmesiyle örgüt bir anda tarihe karıştı. Tüm ülkede korku fırtınaları estiren örgüt birkaç kurşunla toz oldu gitti. Çünkü artık işi bitmişti.  

Bugün belki Cezayir’de olmasa da İslam dünyası genelinde GIA zihinlerden bile silindi. Etkili olduğu ve o korkunç katliamları gerçekleştirdiği dönemde ise çok konuşuluyordu. Ama bugün onun yerine konuşulan ve hepimizin bildiği bir ilginç örgüt var. Nijerya’da ortaya çıkan Boko Haram. 

Orta Afrika Cumhuriyeti’nde hıristiyan gerillaların oluşturduğu Antibalaka örgütünün camiler basıp Müslümanları vahşice katlettiği, her tarafı ateşe vererek Müslümanları bu ülkeyi terk etmeye zorladığı günlerde Nijerya’daki Boko Haram örgütü bir kız okulunu basarak yüzlerce kız çocuğu kaçırdı ve medya organlarına bu kızları cariye olarak satacağını ilan etti. Güya bu eylemle batı modeli eğitime tepki göstermek ve “İslâmî eğitimi yaygınlaştırmak (!)” için baskı oluşturmak istiyordu. Bu kız öğrencilerin rehin alınması olayı Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki Antibalaka terörünü gölgede bıraktı. Gerçekte Antibalaka terörü, cami baskınları ve katliamları devam ediyordu. Ama dünya kamuoyu artık onu dondurucuya koyup Boko Haram’ı konuşur oldu. Batı medyası ise Boko Haram’ın yanına bir de “İslâmcı terör” nitelemesi eklemeyi asla ihmal etmedi. Çünkü ona lazım olan “İslamcı (!)” kimliğiydi. 

Suriye’de Baas rejimi her gün yüzlerce insanı katlederken IŞİD’in dünya medyasına, kafa kesme manzaraları servis etmesi Suriye direnişine ne kazandıracaktı? Dört yıla yakın süredir katliam gerçekleştiren, insan doğrayan Baas karşısında kılları kıpırdamayan emperyalist güçler ve onların bölgedeki çavuşları Arap diktatörler bu manzaraları,  görünüşte IŞİD’e karşı gerçekte ise Baas zulmüne son vermek isteyen direnişi kıskaca alma amaçlı bir “koalisyon” oluşturmak için gerekçe yapabildiler. 

yeniakit

Bu yazı toplam 431 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim