• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Ankara -1 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Konya -2 °C
  • Antalya 15 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Erzurum -15 °C
  • İzmir 9 °C
  • Rize 7 °C

İki Canavar

Ahmet Varol

Kazzafi saltanatının sonuna geldi. Muhtemelen son çırpınışlarını yapıyor. Fakat onun bölgedeki diktatörlerin tümünden vahşi ve bütün insanî değerlerden soyutlanmış bir canavar olduğu görüldü. Bunun sebebi acaba akli muhakeme gücünden yoksun olması ve gerçekleştirdiği vahşi saldırılarının sonunu hiç hesap etmemesi midir? Etrafında toplanıp da emrettiği her şeyi yapabilen ve vahşi katliamların uygulayıcısı görevi görenlerin tutumunu neye bağlayacağız? Zulüm rejimlerine karşı başlayan ayaklanma rüzgârından etkilenerek başlarındaki megalomandan kurtulmak isteyen halkın direnişi, onun etrafında toplananların artık terk etmeleri için çok iyi bir fırsattı. Birçokları zaten bu fırsatı değerlendirdi. Ama Kazzafi diktasının ve vahşi saldırılarının sürebilmesi tabii ki onun kişisel gücüyle olmuyor. Etrafında toplanan ve insanî değerlerden soyutlanmış takımın devletin imkânlarını ve silah gücünü kontrol altında tutabiliyor olmasından ileri geliyor. Libya halkının şanssızlığı da zaten bir tek Kazzafi'nin kafadan sakat olmasından değil, onun ülkeyi kontrol altında tutan kendi gibi bir takım oluşturabilmiş olmasından kaynaklanıyor.
Kazzafi'nin bu derece vahşi davranmasının sebebi sadece aklî sorunlarından dolayı mıdır? O, aynı zamanda kendisini ülke halkına bir "milli kahraman" olarak kabul ettirmişti. Lockerbie uçağının düşürülmesi olayıyla ilgili olarak uluslararası güçlerle karşı karşıya gelmesini ve bu yüzden ülkesine ambargo uygulanmasını bile "milli kahraman" sıfatını güçlendirmede kullanmaya çalıştı. Saçmalıklardan oluşan içi boş laflarını halkına "milli ideoloji" olarak kabul ettirmek için uğraştı. Dünya kamuoyuna da kendini ülkesinde "milli kahraman" olarak kabul edilen bir lider diye lanse etmeye çalıştı. Dikta rejimlerine karşı ayaklanmaların etkisinin hızla Libya'ya sıçramasıyla, onun kafasındaki kurguların da dünyaya pazarlamaya çalıştığı görünümün de tamamen zırvalardan ibaret olduğu açığa çıktı.
Başlangıçta ayaklananların, fırsattan istifade ederek ortalığı karıştırmaya çalışan küçük bir yağmacı takımından ibaret olduğunu ileri sürdü. Büyük ihtimalle kendisi de buna inanıyordu. Etrafındaki yağcı takımı başkaldıranların yağmacı takımı olduğu kanaatine inanması için onu ikna etmiş gibiydiler. Dolayısıyla Kazzafi, kendi taraftarlarının söz konusu "yağmacı takımı (!)"nı birkaç günde etkisiz hale getireceklerini sanıyordu. Bu yüzden onlara güvendi. Ama tersi olunca ve ayaklananlar birkaç gün içinde önemli merkezleri kontrol altına alınca Kazzafi akli muhakeme gücünü artık tamamen kaybetti. Deliden de öte dar bir alanda kıskaca alınan canavara döndü. Artık gözü hiçbir şeyi görmüyor, önüne çıkanı öldürüyordu. Ama onu gözlerinde kahramanlaştıran takım da aynen kendisi gibi muhakeme güçlerini kaybederek sadece saldırgan ve vahşi oldular. Bizim gördüğümüz kadarıyla Libya'daki ayaklanmada bu kadar kan dökülmesinin en önemli sebebi de budur.
Bir tarafta büyük önder, başkomutan, albay sıfatları, yeşil kitabı, cemahiriyesi vs.'si çöpe atıldığı ve halkının sadece nefretini kazandığı tamamen açığa çıktığından iyice azgınlaşan, ağzının her yanından zehir köpüren canavar diğer tarafta da onun attığı bombaların oluşturduğu dumanlı havadan hoşlanan kurt gibi ve tüm dünyanın dikkatlerinin onun katliamlarına yönelmesini değerlendirmek isteyen tilki gibi pusuda bekleyen canavar. O da siyonist işgalin başbakanı Benyamin Netanyahu. Kazzafi'nin oluşturduğu dumanlı havadan ve dikkatlerin oraya yönelmesinden yararlanarak günlerden beridir Gazze'ye saldırılar düzenliyor. Ama onun saldırıları tabii dikkatlerden kaçıyor. O yüzden her gün yeni saldırılar düzenleyerek insanları katlediyor ve gruplar halinde yaralıyor. Evlerini, arazilerini tahrip ediyor.
Netanyahu, oluşan havayı ve şartları aynı zamanda Mescidi Aksa'nın muhafızı olarak bilinen ve Aksa'yı muhafaza mücadelesiyle İslâm ümmetinin onurunu koruyan Raid Salah'ı bir kez daha tutuklamada değerlendirdi. Ama ne yazık ki bu tutuklama da dikkatlerden kaçtı. Siyonist işgalcilerin bu taktiği geçmişte de sıkça kullandıkları biliniyor. Dolayısıyla onun Filistin toprakları üzerindeki hâkimiyetini sürdürmesi her zaman için o bölgede pusuda bekleyen bir canavarın varlığını sürdürmesi demektir. Bu da bölge halkı açısından devam eden bir tehdit ve tehlikedir.

 

 
 AKİT

Bu yazı toplam 2104 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim