• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Ankara -5 °C
  • İstanbul 2 °C
  • Konya -1 °C
  • Antalya 9 °C
  • Diyarbakır 3 °C
  • Erzurum -21 °C
  • İzmir 5 °C
  • Rize 1 °C

İdam Edilen Seçim

Ahmet Varol

 

Türkiye’de dışarıdan yönlendirildiği artık iyice açıklık kazanan birtakım kirli oyunların zihinleri meşgul ettiği sırada Suriye’de Baas rejimi ve ona destek veren işgal güçleri korkunç katliamlarını sürdürüyor. Bu arada Irak’ta kendi çapında bir dikta rejimini hâkim kılmak için iyice kolları sıvayan ABD ile İran’ın ortak adamı Nuri el-Maliki’ye karşı bazı bölgelerde aşiretlerin başkaldırısı yaygınlaşıyor. Maliki ve onun arkasında duran dış güçler de halkın direnişini şiddete başvurarak bastırmada kendilerine gerekçe oluşturabilmek için olayları el-Kaide’nin yönlendirdiği iddialarını tutturma çabasındalar. Mısır cuntası ise halkın desteğiyle ve oyuyla iş başına gelen bir cumhurbaşkanını yargılamada kullanmayı düşündüğü yalanlara kendisi de inanmadığı için ülkenin meşru cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin duruşmasını ertelerken, güya anayasa referandumuna hazırlanıyor.

Dünyada bütün bu hareketli gelişmeler yaşanırken Bangladeş Halk Cumhuriyeti güya genel seçim gerçekleştirdi. Fakat ülkedeki dikta rejimi bu sefer seçimleri, Cemaati İslâmî’nin liderlerinden ve ülkenin saygın ilim adamlarından Abdülkadir Molla’yla birlikte darağacına çekmişti. İnsanların sırf siyasi tercihlerinden ve değerlerinden dolayı ipe çekildikleri bir ortamda, siyasi tercihlerinin sorulması için önlerine konulacak sandıklara halkın hiçbir güveni yoktu. O yüzden sadece İslâmî kesim değil, dış güçlerin ve içeride oluşturduğu resmî çetelerin desteğiyle iktidarı elinde tutan Avami Birliği dışında bütün siyasi oluşumlar seçimleri boykot kararı almış ve bunun için ortak cephe oluşturmuşlardı.

İktidarı elinde bulunduran ve kendini Avami Birliği (Halk Birliği) olarak adlandıran çete halkın tüm tepkisine rağmen 5 Ocak 2014 Pazar günü genel seçimleri gerçekleştirdi. Fakat halk siyasi görüşünü önlerine konacak sandıkların içine oy atarak değil o sandıklara tekme atarak ifade etmekte kararlıydı.

Çağdaş emperyalizmin Bengal Körfezi kıyısındaki karakolu olmakta ısrarlı Avami Birliği’nin yargı mekanizmasını zulmün kılıfı olarak kullanmasına karşı tepkisini uzun süreden beri ortaya koyan Bangladeş halkı böyle bir zulmün gölgesinde yapılacak seçimlerin de meşru sayılamayacağını haftalardan beri sürdürdüğü protesto eylemleriyle ortaya koymaya çalıştı.

Dikta yönetiminin ise kendi uygulamalarını uluslararası güçlere “meşru” gösterebilmek için en azından seçim kılıfına ihtiyacı vardı. Protestocuların aslında halkı değil şiddetten yana marjinal bir kesimi temsil ettikleri yönündeki iddialarında sandıklardan çıkacağını düşündüğü sonuçlardan yararlanmak istiyordu. O yüzden protesto eylemlerini bastırmak için yoğun bir şekilde polis şiddetine başvururken iktidar partisini sevimli göstermeyi amaçlayan propaganda faaliyetlerini de ihmal etmedi. Seçim kampanyası sürecinde başvurulan polis şiddeti yüzünden onlarca kişi hayatını kaybederken, 5 Ocak Pazar günü seçimleri protesto eylemlerine müdahalelerde de 18 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Yani dikta rejimi bir yandan hukuksuz yargıyı infazlarına dayanak edinirken bir yandan da yargısız infazlarını sürdürüyor.

Rejimin bütün zorlamalarına rağmen halk tepkisini seçimleri boykot ederek ortaya koydu ve bağımsız kaynakların verdiği bilgilere göre katılım oranı %10’da kaldı. Resmi kaynakların verdiği bilgileri esas alan medya organları bile %20’nin çok üstüne çıkamadı. 2008’de katılım oranının %70 olduğu dikkate alınırsa bu oran halkın seçimleri kesin reddettiğini ve böyle bir seçimin meşru sayılamayacağını gösterir.

Resmî yetkililere göre katılımın düşük olmasında şiddet korkusu ve boykot etkili oldu. Boykot bilinen sebep. Ama şiddet korkusu iddiası rejimin adamlarının zihin bulandırma çabası. Eğer bir şiddet korkusundan söz etmek gerekirse rejimin adamlarının baskı ve şiddetini öne çıkarmak gerekir. Dolayısıyla şiddet korkusu katılım oranının düşmesinde değil belki artmasında rol oynamış olabilir. Dikta yönetiminin devlet kurumlarında çalışanları zorlaması ve tehdidi olmasaydı belki de katılım oranı yüzde beşi bile bulmayacaktı.

Bu şartlarda Avami Birliği Partisi’nin parlamentoda 232 sandalye alarak üçte iki oranında çoğunluk elde etmiş olmasının ne anlamı olabilir? Bu parti kendi çalıp kendi oynamış, kendi kendini seçmiştir.

yeniakit

 

Bu yazı toplam 440 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim