• BIST 90.040
  • Altın 146,366
  • Dolar 3,6184
  • Euro 3,9314
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 16 °C
  • Konya 10 °C
  • Antalya 19 °C
  • Diyarbakır 18 °C
  • Erzurum 5 °C
  • İzmir 17 °C
  • Rize 12 °C

Hizbullah Neden ve Ne Zaman'a Kadar Suriye'de ?

Hizbullah Neden ve Ne Zaman'a Kadar Suriye'de ?
2003 yılında ABD ve müttefik kuvvetler Irak’a girdiği zaman...

Birinci Kısım: Irak Savaşı

 

 

Elijahjm.wordpress.com

 

 

Bu makale, Hizbullah'ın Suriye müdahalesini kronolojik noktalardan tartışacaktır (1-Irak savaşı; 2- 2006 İsrail-Lübnan savaşı, devam edecek…). Aynı zamanda İran'ın Büyük Ayetullahı Seyyid Ali Hamaney'in Hizbullah'ın Suriye müdahalesini ve etkilerini tanımlarken kullandığı ifadeyi geliştirecektir. Büyük Ayetullah Hamaney, Hizbullah'ın Suriye'deki askeri müdahalesini tanımlamak için “Hizbullah, yazgıyı değiştirdi. Hizbullah rejimi düşmekten kurtardı ve savaşın seyrini, büyük bir kayıptan, yitirilenlerden bağımsız olarak zafer yoluna doğru çevirdi” demişti.

 

Lübnan Hizbullah örgütünün Suriye'deki savaşa müdahalesine ilişkin, süregiden savaşın değişen seyrine ve İran'ın savunduğu Şii ideolojisindeki uzun süredir beklenen İmam Mehdi'ye gönderme yapan iki güçlü açıklama bulunuyor. Hizbullah'un müdahalesinin genel değerlendirmesini yaparken ele alacağımız iki ayrı mesele şunlar: neden ve ne zamana kadar? “Yazgıyı değiştirmek” ne anlama geliyor?

 

Hizbullah, Suriye'ye rejime destek olarak müdahil olmayı, rejimin hayatta kalması için gerekli görüyordu ve hâlâ da öyle görüyor. 2013'te Hizbullah'ın müdahelesinden önce savaş, Şam'ın kalbi olan Abbasi Meydanı'na kadar ilerliyordu.  Bugün savaşın seyri Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad lehine dönmüş durumda. Dahası, rejimin Cenevre-2 barış görüşmelerinde daha güçlü bir pozisyon almasına (ki Cenevre-1'de böyle değildi) ve Suriye'nin çevresindeki stratejik bölgelerin kontrolünü ele alarak rejimin herhangi bir isyancı grup karşısında üstünlük kurmasına olanak verdi.

 

Hizbullah'ın müdahaledeki tek hedefi rejimi kurtarmak değildi. Hizbullah'ın müdahalesi hem ideolojik hem de varoluşsaldır. Hizbullah'ın kendi sözleriyle özetlemek gerekirse, “Bu, dini bir görev, askeri tedariğin sürdürülmesi çabası, ‘direniş ekseni'ndeki bir müttefike destek, Lübnan'daki destekçilerinin terörist eylemlerden korunması, temel bir oyuncu olarak ve İsrail'e karşı mücadelede dengeleyeci bir unsur olarak varlığının korunmasıdır.” 

 

Lübnanlı örgüt Suriye'de ülkenin farklı yerlerinde güçlü kökler inşa ediyor ve devasa savaş deneyimi elde ediyor. Pek çok Suriyeli, “sınırlardaki İsrail tehdidi bilincine” yapılan vurguyla eğitiliyor ve ideolojik olarak hazırlanıyor. Bu yüzden Hizbullah'ın etkisi, Suriye nüfusunun jeopolitik stratejilerini değiştiriyor.

 

Hizbullah'ın Suriye'ye müdahil olması Lübnan'daki mezhepçi şiddeti kötüleştirmedi, fakat zamanlamasını hızlandırdı. 2004-2005 yıllarında bunun gelmesi bekleniyordu, fakat 2006'da İsrail'le yaşanan savaş nedeniyle ertelenmişti. Bunun eninde sonunda gerçekleşmesi kaçınılmazdı (bu nokta İkinci Kısım'da geliştirilecektir).

 

Hizbullah'ın müdahalesi, Lübnanlıların Suriye'deki ilk askeri faaliyeti değildir. Lübnanlı Sünni cihadçılar Suriye devrimini desteklemiş ve yabancı cihadçıların yanında savaşmıştır. Hizbullah'ın gerçek büyük müdahalesi, 2013 sonlarında gelmiştir.

 

 1. Irak savaşı

 

2003 yılında ABD ve müttefik kuvvetler Irak'a girdiği zaman, Hizbullah Irak Şiilerine “Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'i destekleme” çağrısı yapan bir duruş almıştı. Böyle bir çağrı, on yıllar boyunca Irak rejiminin kitle katliamları, suikastleri ve tutuklamaları altında boğulmuş Şiilere şok edici görünmüştü. Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah'ın tutumu, Hizbullah'un Şura konseyi ve liderliği tarafından stratejik olarak görülüyordu.  O dönemde İran'ın görüşüyle de paraleldi. Nasrallah, “Öncelik, bölgede önce Suriye-İran sınırlarına yerleşmeyi ve arkasından “direniş eksenini” (Hizbullah, Suriye, İran) vurmayı planlayan en büyük düşmanla (ABD) savaşmaktır” diyordu. Nasrallah, Iraklı Şiiler tarafından, özellikle Irak Devlet Başkanı'nın düşüşü sonrasında yaygın bir şekilde eleştirildi.

 

Sünni Iraklılar 2003'te Irak'taki ABD güçlerine saldırmaya başladığı zaman, pek çok Sünni lider ABD Devlet Başkanı'nın da söylediği gibi Iraklı Şiilerin işgal güçlerine destek vermesi nedeniyle Hizbullah'a şikayette bulundu. Hizbullah, İran tarafından desteklenen Şii gruplar yabancı müttefik güçlere karşı saldırılara başlayıncaya kadar cevap veremedi. Ancak Sünni gruplar saldırılarını Amerikan ve İngiliz kuvvetleriyle sınırlamıyor ve Irak Şiilerine karşı da saldırı düzenliyordu. Hizbullah, kendi kuvvetleri tarafından eğitilmiş ve İsrail'e karşı durduğu varsayılan pek çok Filistinlinin, Irak Şiilerine karşı intihar saldırıları gerçekleştirdiğini gördü. Örgüt için ibre, beklenen yere dönmemişti.

 

Hem Lübnan hem de Suriye, Irak'a cihadçı akışına doğrudan ve dolaylı olarak katkıda bulundu. Lübnan, cihadçıların Suriye üzerinden Irak'a yeni yolculuklar yapmak üzere örgütlenmesine izin verdi. Ülke, “Nusra toprağı”, bütün cihadçıların Suriye üzerinden Irak'a gitmesini sağlayan bir destek ve geçiş noktası olarak görülüyordu. Suriye Devlet Başkanı daha doğrudan katkı yaptı. Esad, cihadçıların Suriye'de hareket etmesine ve eğitim düzenlemesine izin vererek, Irak'ta Amerikalılara karşı olduğu gibi, Şiilere karşı da saldırılar düzenlemesine katkıda bulunuyordu. Bu açıdan, hem İran hem de Hizbullah'ın itiraz etmesinden bağımsız olarak, daha büyük bir çıkar vardı. Irak Başbakanı Nuri el-Maliki Esad'ı açıkça cihadçıları desteklemekle, Irak'ı ve yönetimini istikrarsızlaştırmakla suçluyordu.

 

İran ve Hizbullah, istiyor olmalarına rağmen Esad'la ilgili bu meselede El-Maliki'ye yardım edebilecek bir konumda değillerdi. İran Devrim Muhafızları-Kudüs Tugayı komutanı Hac Kasım Süleymani pek çok vesileyle Suriye'ye gitti. Görevlerinden biri Başkan Esad'ı, özellikle Amerikalıların Irak'ı terk etmeye hazırlandığı bu son dönemlerde, Irak'a cihadçı akışını durdurmaya ikna etmekti. Nasrallah da danışmanı ve Irak dosyasından sorumlu olan kişiyi aynı amaçla, çeşitli vesilelerle Suriye'ye gönderdi. Nasrallah, aralarında düzenli bir bağlantı olması nedeniyle bu ayrıntıyı doğrudan Başkan Esad'la da tartıştı.

 

Bu konuda Esad'ın politikası esnek değildi. Amerikan kuvvetlerinin Suriye sınırını tehdit etmesinden korkuyordu. El-Maliki ancak 2010 sonlarında Suriye Devlet Başkanı'yla pozitif bir temas kurma girişiminde bulunmak üzere Şam'a resmi bir heyet göndermeyi kabul etti. Irak Başbakanı, “geçmişi unutmak” için iyi niyet göstergesi olarak Suriye Devlet Başkanı'na verdiği iş (ekonomi-enerji) vaatlerini hiçbir zaman yerine getirmedi.

 

Hizbullah, 2004 yılında Ebu Musab el-Zerkavi'nin (Ahmed Fadıl el-Halayleh) yükselişinin başlangıcından itibaren, tekfirci Sünni cihadçıların Lübnan da dahil olmak üzere her yerde Şiileri hedef alacağını anladı. Usame bin Ladin'e biat eden el-Zerkavi, isyana liderlik ediyor, işgalci güçlerin öldürülmesine, ama ondan da önce Iraklı Şiilerin öldürülmesine yoğunlaşıyordu.

 

Daha sonra, 2004 yılında Necef'te genç lider Mukteda el-Sadr'ın ABD kuvvetlerine karşı başlattığı ayaklanmanın ardından, Hizbullah Irak'taki ABD kuvvetlerini hedef alan “direnişe” katılmak isteyen bazı Iraklı grupları eğitmeye başlıyordu. Eş zamanlı olarak Lübnan'da 2004-2006 yılları arasında, olası bir intihar saldırısını veya bombalı araç saldırısını önlemek üzere bütün Hizbullah ofislerinin yakınlarında güvenlik önlemlerine girişildi. Bu doğrultuda, muhtemel bir tekfirci saldırısını önlemek üzere, Beyrut'un Haret-Hreik banliyösündeki Şura konseyinin ana giriş kapısına on binlerce dolar harcandı. Sakinlerinin çoğunun Şii olduğu Dahiye ve Bekaa Vadisi'ndeki Hizbullah kutlamaları sırasında ana yolları bloke etmek için otobüsler kullanılıyordu. Tekfirci saldırısı korkusu her yerdeydi…

 

İkinci Kısım: 2006 İsrail-Hizbullah savaşı

 

Elijahjm.wordpress.com

 

 

Hizbullah-Suriye arasındaki iktidar mücadelelerinin kısaca arka planına ve tarihine bakmadan, işe 2006 savaşının Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ve Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah arasındaki ilişkiler üzerindeki etkilerinden başlamak kolay olmayacaktır.

 

 a. Suriye-Hizbullah ilişkileri 1982-1998

 

Herşey dönemin Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad'ın iç savaş nedeniyle 1976 yılında Suriye askerlerini Lübnan'a göndemesiyle başladı. İsrail'in 1982'deki Lübnan işgalinin ardından, 1979 İran Devrimi tarafından desteklenen Hizbullah ortaya çıktı ve 1985 yılında manifestosunu açıkladı.

 

Tümgenereal Gazi Kanaan, Suriye eski Devlet Başkanı Yardımcısı Abdülhalim Haddam ile birlikte, “önemsiz bir isyancı grup” olarak gördüğü Hizbullah'ı vurmak ve ortadan kaldırmak amacıyla bir ittifak oluşturdu. Haddam, 1975-1998 yılları arasında Lübnan dosyasından sorumluydu. Özellikle 1982- 1998 yılları arasında Lübnan'da Kanaan ve Haddam'ın ortak yönetimi altında, “Fathallah Kışlaları”ndan “1987 yılında iki Şii partisi arasında gerçekleşen Emel-Hizbullah savaşı”na kadar bir dizi olay nedeniyle ilişkiler ciddi şekilde bozuldu.

 

Hizbullah-Suriye ilişkilerinde ilk gerçek dönüşüm Başkan Hafız Esad'ın 1998 yılında Haddam'ın yerine oğlu Albay Beşar Esad'ı Lübnan dosyasının başına atama kararı almasıyla yaşandı.

 

Mayıs 2000'de, İsrail'in Lübnan'dan tek taraflı çekilmesinin ardından, o dönem genç bir subay olan Albay Beşar Esad, Hizbullah'ın Güney Lübnan'daki kalesini ziyaret etti. Hizbullah'ın kullandığı mağaralardan ve İsrail'in arkasında bıraktığı çeşitli güçlü noktalardan geçen Beşar Esad, Seyyid Nasrallah'la güçlü bir ilişki kurdu. Bu ilişki, Beşar Esad'ın babasının ölümünden bir ay sonra resmen ilan edildikten sonra görünür hale geldi. Başkan Beşar, devlet başkanlığı görevinin ilk yıllarında ve hepsinden önemlisi 2006 savaşı boyunca Hizbullah'a olan bağlılığını ilan etti.

 

 b. İsrail ve Hizbullah arasındaki 2006 savaşı

 

Ben, ateşkesin yürürlüğe girmek üzere olduğu son gün hariç olmak üzere 33 gün boyunca ağır bombardıman altında bu savaşı yakından izledim. Başlı başına buna dair bir makale de hazırlayabilir ve bilinmeyen pek çok noktayı açığa çıkarabilirim, fakat bu, başka bir zamana ait olan başka bir konudur.

 

12 Temmuz 2006 tarihinde Hizbullah, sınırın İsrail tarafında devriye gezen iki zırhlı İsrail Humvee aracına yönelik saldırının dikkatini başka tarafa çekmek üzere İsrail sınır kasabalarına roketler fırlattı. Pusu, üç İsrail askerinin ölümüyle sonuçlandı. İki asker Hizbullah tarafından kaçırılarak Lübnan'a götürüldü. Lübnan sınırı üzerinde, kaçıranların peşinden yapılan başarısız bir kurtarma girişiminde, bir gelişmiş patlayıcı cihaz ile beş asker daha öldürüldü. Hizbullah, kaçırılan askerlerin karşılığında, İsrail'in elinde bulunan Lübnanlı tutsakların serbest bırakılmasını talep etti. İsrail bunu reddetti ve hava, deniz, topçu ve kara birlikleri saldırısıyla karşılık verdi.

 

Hizbullah böyle bir tepki beklemiyordu ve İsrail'in bir esir değişimi için pazarlık yapma fikrini kabul edeceğine inanıyordu. Temel olarak, Hizbullah böyle bir savaş için hazır değildi. İşte o zaman Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad Hizbullah'ı destekleyerek büyük bir rol oynadı ki bu, Hizbullah'ın Suriye'ye müdahil olma nedenleri listesinin en üstüne yazdığı bir borçtur.

 

Savaş sırasında, İsrail Hava Kuvvetleri'nin daimi izlemesi altında Başkan Esad cephaneliğini açtı ve Hizbullah'ın şunları yapmasına izin verdi:

 

  1. 1. 33 günlük savaş boyunca Suriye'nin silah depolarından en güçlüsünden yüzlerce 9M133 Kornet tanksavar füzesi alınması. Bunlar, daha ileride Merkava tankı miti olarak bilinecek şeye damgasını vurdu.
  2.  
  3. 2İsrail Ordusu'nun Saar-5 sınıfı korvetlerinin vurulmasına katkı yapan Silkworm C-802 radar güdümlü gemisavar seyir füzeleri alınması.
  4.  
  5. 3. Şam üzerinden, gelişmiş balistik güdümlü Fatheh-110 ve benzeri silahların alınması. Seyyid Nasrallah, bu silahlar sayesinde Beyrut'un hedef alınması halinde Tel Aviv'i vurma tehdidinde bulundu.
  6.  
  7. 4. Yaralı Hizbullah askerlerinin Suriye hastanelerine kabul edilmesi.
  8.  
  9. 5. Yoğun bombalama nedeniyle Güney Lübnan'dan ve Beyrut'un banliyölerinden kaçmak sorunda kalan 700 binden fazla Lübnanlı mültecinin kabul edilmesi.
  10.  
  11. 6. Suriye'deki pek çok silah deposunun, stratejik füzelerin Lübnan'a taşınması ve savaş zamanında kullanılması için Hizbullah'a açılması (bu şimdi değişmiştir).
  12.  
  13. 7. “Direniş ekseni” için siyasi destek sunulması.

 

Başkan Esad'a bağlı yetkililer, Suriye'den, Golan Tepeleri ve Arap ve Batı ülkelerinin sunacağı maddi kolaylıklar karşılığında hem Hamas hem de Hizbullah'a olan desteğini kesmesinin ve bu örgütleri bırakmasının istendiğini iddia etti. İç çevredeki kaynaklara göre Esad bunu reddetti. 

 

Gerçekte, “en iyi İsrail senaryolarından” biri, 2006 yılında Hizbullah ve Suriye'nin aynı anda hazır olmadığını görerek 2006'da Hizbullah'tan ziyade Şam'a saldırılması olacaktı. Hizbullah'a karşı yürütülen 2006 savaşı, Başkan Esad'a askerlerini mobilize etmek, Lübnan-Suriye sınırının doğusundaki Kalamun dağlarında muhtemel bir İsrail askeri manevrasını engellemek ve böylelikle Bekaa Vadisi'nde Hizbullah'ın arkasını korumak için yeterli zamanı kazandırdı. İhtiyaç duyulması halinde Suriye'nin yeterli asker konuşlandırması için on güne ihtiyacı vardı ve bunu yapmaya hazırdı.

 

34 günün sonunda İsrail, amaçlarını gerçekleştirmeyi başaramadı. Hizbullah, Bint Cubeyl'de, Marun el-Ras'ta ve başka bölgelerde pek çok silah ve çatışma becerileri sergiledi. Lübnan'ın güneyi ve Beyrut'un banliyösü tamamen yok edilmişti. Fakat Seyyid Nasrallah ve Başkan Esad arasında karşılıklı bağlılık ve minnet daha da fazla şekillendi ve hiç olmadığı kadar güçlendi. Bugün bu Suriye'de, her iki tarafın aynı kaderi paylaşması olarak ifade edilmektedir.

 

medyasafak.com

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim