• BIST 93.080
  • Altın 358,352
  • Dolar 6,7595
  • Euro 7,3450
  • Ankara 17 °C
  • İstanbul 10 °C
  • Konya 12 °C
  • Antalya 17 °C
  • Diyarbakır 18 °C
  • Erzurum 10 °C
  • İzmir 19 °C
  • Rize 12 °C

Hilmi Özkök'den Tuhaf FETÖ Açıklaması

Hilmi Özkök'den Tuhaf FETÖ Açıklaması
EskiGenelkurmay Başkanı Hilmi Özkök “TSK içindeki FETÖ’cüleri temizlemedi” iddialarına yanıt verdi. 28 Şubat döneminde namaz kıldığı için birçok subay ordudan atılırken, Özkök FETÖ’cülerin atılmama sebebini şu sözlerle açıkladı

24’üncü Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök, emekliye ayrıldıktan sonra, kendisiyle röportaj yapmak isteyenlere, “Son kullanma tarihimi tamamladım” diyor ve konuşmuyordu. 2002-2006 yılları arasında Genelkurmay Başkanlığı yapan Özkök sessizliğini bozup, Sözcü Gazetesi’nden Saygı Öztürk’ün sorularını yanıtladı. “TSK içindeki FETÖ’cüleri temizlemedi” iddialarını cevaplayan Özkök söyledikleriyle kendisi ile de ters düştü.

İşte Özkök’ün sözleri ve bu cevaplarla çelişen gerçekler.

FETULLAHÇILIK SUÇ DEĞİLDİ. ORDUDAN ATMA CEZASI VERİLEBİLİR Mİ!

HİLMİ ÖZKÖK: Evet, bana diğer bir yanlış yüklenme de görevim sırasında Fetullahçıları ordudan atıp atmadığımdır. Aslında diğer bazı komutanlara da aynı konuda sorular yöneltiliyor. 2002-2006 yıllarında o zamanki adıyla ‘Cemaat' olan Fetullahçılık, kanunen bir suç değildi. Kanunun suç saymadığı bir konumda olan kişiye ‘Ordudan atmak' gibi ağır bir ceza verilebilir mi?

 

ÇELİŞKİ: 28 Şubat dönemine eşleri tesettürlü olduğu için, namaz kıldıkları tespit edildiği için birçok asker sudan bahanelerle “Ordudan atılmak” gibi ağır bir ceza almışlardı.

Meclis raporlarına giren ifadelere göre namaz kılmayı irticai faaliyet olarak gören TSK aynı zamanda yaşam biçimlerini de sakıncalı bulmuş, bu sebeplerle ordudan ihraç ettikleri personeli sivil hayatlarında bile takip etmişti. Fişlenen askerler için “Refah Partisini destekliyor, eşi kapalı, oruç tutuyor” gibi ifadeler kullanılmıştı. Bu bahanelerle bir çok ordu mensubunu keyfi olarak ihraç eden TSK’nın en üst isminin Fetullahçılar için ise “Ordundan atmak gibi ağır ceza verilebilir mi” demesi pek de inandırıcı olmadı.

1990 yılından itibaren YAŞ ile ordudan ihraç edilen subay sayısı

- 1990: 47 Subay, 143 Astsubay: 190 kişi(İrtica)

- 1991: 19 Subay, 78 Astsubay : 97 kişi (İrtica)

- 1992: 13 Subay, 48 Astsubay : 61 kişi (İrtica)

- 1993: 13 Subay, 35 Astsubay : 48 kişi (İrtica)

- 1994: 16 Subay, 38 Astsubay : 54 kişi (İrtica)

- 1995: 18 Subay, 59 Astsubay : 67 kişi (İrtica)

- 1996: 46 Subay, 52 Astsubay : 98 kişi (İrtica)

- 1997: Toplamda 297 kişi (İrtica)

- 1998: 127 Subay, 145 Astsubay:272 kişi(İrtica)

- 1999: 20 Subay, 61 Astsubay : 81 kişi (İrtica)

- 2000: 20 Subay, 42 Astsubay : 62 kişi (İrtica)

- 2001: 11 Subay, 70 Astsubay : 81 kişi (İrtica)

- 2002: Toplamda 44 kişi (İrtica)

- 2003: Toplamda 20 kişi (İrtica)

- 2004: Toplamda 20 kişi (İrtica)

- 2005: Toplamda 15 kişi (İrtica)

- 2006: Toplamda 54 kişi (2 irtica, 52'si uyuşturucu alışkanlığı ve diğer nedenlerle)

- 2007: Toplamda 61 kişi (12 irtica, 49'u uyuşturucu alışkanlığı ve diğer nedenlerle)

- 2008: Toplamda 24 kişi (5 irtica, 19'u uyuşturucu alışkanlığı ve diğer nedenlerle)

- 2009: Toplamda 5 kişi (İrtica)
 

HİLMİ ÖZKÖK: Anayasa gereği YAŞ kararları yargı denetimi dışında tutulduğundan, ihraç edilenler yargıya başvuramıyorlar düşüncesiyle o zaman YAŞ üyesi Başbakan ve Milli Savunma Bakanı kararlara şerh koyuyorlardı. Umarım şimdilerde ‘Fetullahçılar niye atılmıyordu' diyenler bu açıklamalarımı düşünürler.

ÇELİŞKİ: Aslında Özkök bu iddialarını yine kendi sözleriyle çürütüyor. Fetullahçılık’ın kanunen suç olmadığını ve bu nedenle o kişileri ordudan atmanın ağır olacağını söylüyor. Yani 2002-2006 yılları arasında da Başbakan’ın şerh koyduğu isimler aslında geçmişte Necmettin Erbakan’ın da şerh koyduğu gibi sadece muhafazakar kimliği olan askerlerdi. Bunu yine Özkök’ün Fetullahçılar için kullandığı “Ancak kendilerini çok iyi sakladıklarını bildiğimiz bu kişilerin bu kadar çok olduklarını benim dönemimde tam olarak değerlendirebildiğimizi düşünmüyorum” sözlerinden de anlıyoruz. Zaten 28 Şubat döneminde sözde irtica bahanesiyle ordudan atılanlar da Fetullahçı askerlerin namaz kılmayı bıraktığını, eşlerinin başlarını açtığını, komutanların göreceği şekilde içki içtiklerini söyleyerek FETÖ’cülerin TSK’da kalmaya devam ettiklerini anlatmıştı. Yıllar sonra darbe girişiminde bulunan FETÖ’cü askerler de geçmişte kimliklerini saklamak için çöp kutularına içki şişesi koyduklarını, namazı ve orucu terk ettiklerini itiraf etmişti. Bu durumu da doğrulayan Özkök’ün “YAŞ üyesi Başbakan ve Milli Savunma Bakanı kararlara şerh koyuyorlardı. Umarım şimdilerde ‘Fetullahçılar niye atılmıyordu' diyenler bu açıklamalarımı düşünürler” sözleri ise basit bir algı operasyonundan öteye geçmiyor.

HİLMİ ÖZKÖK: Zararlılar ünlü söylemde belirtildiği üzere ‘bataklıktaki sivrisinekler' gibidir. Bataklık kurutulmadıkça yok edilemezler. Şimdi bazıları TSK'yı ‘Niçin atmadınız, ne yaptınız?' diye sorguya çekiyor. Biz elimizden geldiği kadar sivri sinekleri bertaraf ettik. Ancak uzun yıllardır var olan bu bataklığı biz kurutamadık.

ÇELİŞKİ: Aslında burada Özkök bir çelişkiden daha çok bir itirafta bulunuyor. Hem FETÖ’cülerin çok eskiden beridir orduya sızdıklarını ve 15 Temmuz’a gelene kadar tüm üst kademeyi ele geçirdiklerinin altını çiziyor. Bu da FETÖ’nün TSK’daki varlığının 2000 öncesi dönemlere uzandığını gösteriyor. Özkök ayrıca 28 Şubat döneminde sözde irtica bahanesi ile yüzlerce askerin ordudan atıldığı bir dönemde bile FETÖ’cülerin saklanmayı başardığını kabul ediyor. Hatta Sözcü gazetesine verdiği röportajda kullandığı “Şu bir gerçek ki TSK, Fetullahçı hareketi, değişen derecelerde de olsa, daima tehdit değerlendirmelerine dahil etmiştir” sözleri ile de ters düşüyor.

HİLMİ ÖZKÖK: Ben 2002-2006 dönemini ve birkaç yıl öncesini değerlendirebilirim. Kuvvet Komutanlıkları ve Genelkurmay Başkanlığı'nın irticai örgütlerle ilgili istihbarat yetki, sorumluluk ve teşkilatı yoktu. TSK istihbarat birimleri sadece savaş istihbaratı konularında faaliyet gösterir.

ÇELİŞKİ: 28 Şubat döneminde irtica ile mücadele adı altında yapılan darbe girişi ve öncesinde TSK üst kademesinin kontrolünde hem askerler hem de siviller hakkında istihbarat toplandığı, kayıtlar alındığı, takip ve fişleme yapıldığı mahkeme kararlarıyla tescillendi. Ancak Özkök istihbarat kaynaklarının olmadığı ve sadece MİT’ten gelen istihbarata göre hareket edebildiklerini söyledi.

KAYNAK: HABER7 | ÖZEL

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim