• BIST 89.270
  • Altın 146,969
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • Ankara 9 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Konya 8 °C
  • Antalya 15 °C
  • Diyarbakır 13 °C
  • Erzurum 0 °C
  • İzmir 16 °C
  • Rize 11 °C

Hedefteki İHH

Ahmet Varol
Sadece İslâm âleminde değil dünyanın her tarafında mağdur ve mazlum insanlara, büyük çaplı felaketlerden etkilenen insanlara el uzatmaya çalışan, dolayısıyla bir insani yardım kuruluşu olduğu sadece Türkiye’de değil uluslararası çapta tescillenen İHH’nın özellikle Mavi Marmara olayından sonra hedefe yerleştirilmesi ve hakkındaki tutarsız, geçersiz iddialara gerekçe oluşturacak küçük çaplı da olsa bir bilgi, belge elde edilebilmesi için tüm çalışmalarının yakın takibe alınması dikkat çekiyor.

Normalde Mavi Marmara’nın siyonist işgalcilerin saldırısına uğramasından ve gemideki dokuz insanımızın şehit edilmesinden sonra bu kuruluş İslâm âleminde övgüye lâyık şöhret kazandı. Çünkü yıllardır Gazze’de kıskaca alınan ve iki milyar Müslümanı yönetenler de dâhil dünyadaki tüm siyasi yönetimlerin ihmal ettiği bir buçuk milyon insana yardım elini uzatmak, ablukayı kırmak için harekete geçen gönüllüleri organize etmişti. İHH’nın bu cesaretli çıkışı Müslüman topluluklar nazarında onunla birlikte Türkiye’ye sevgi ve desteğin de belirgin bir düzeyde artmasına vesile olmuştu. Bunu olaydan sonra ziyaret ettiğim ülkelerde çok açık bir şekilde müşahede ettim.

Bundan sadece siyonist işgal ve onunla aynı duyguları paylaşanlar rahatsız olabilirdi. Çünkü bu gidişat başka hiç kimsenin damarına basmıyordu. Bilhassa Filistin’de zulme maruz kalan, Gazze’de insanlık dışı ablukaya alınan milyonlarca insanın acılarını paylaşan, onlara yönelik insanlık dışı muamelenin son bulması için çaba sarf eden kitlelerin böyle bir durumdan rahatsız olması ve zulme karşı mazlumun yanında duran bir insanî yardım kuruluşunun hedefe yerleştirilmesini arzulaması ihtimali yoktu.

Fakat birtakım menfaat ilişkileri veya ortak hesaplar Mavi Marmara olayından sonra İHH’nın özellikle hedefe yerleştirilmesine neden oldu. Türkiye’nin resmî politikasında siyonist işgali, Mavi Marmara katliamında suçluluğunu kabul etmeye ve suçun yüklediği sorumluluğun gereğini yerine getirmeye zorlama konusunda ısrarlı davranması ise adeta söz konusu insani yardım kurumuna karşı bir intikamcı tavır sergilenmesi sonucunu doğurdu. Evet “intikam” ama kimin adına ve kim tarafından?

Siyasi hesaplarla İHH’yı yıpratma çabalarında onu hedefe yerleştirenlerin amaçladıklarıyla siyonist işgalin bu kurum hakkında gerçekleştirmek istedikleri arasında tam bir paralellik olması dikkat çekiciydi. İşgalcinin İHH’nın “insanî yardım kurumları” listesinden çıkarılıp teröre destek veren ve el-Kaide’yle bağlantılı kurumlar listesine alınması için yoğun çaba harcadığı biliniyor ve bu konudaki amacını gizlemiyor. Onu Müslüman topluluklar nezdinde yıpratmaya çalışanların amaçlarının da farklı olmadığı artık iyice açık.

Durdurulup aranması istenen bir tır hakkında daha en ufak bir bilgiye dahi ulaşılmadan, normalde İHH ile hiçbir ilişkisinin olmamasına rağmen Suriye’deki silahlı örgütlere İHH’nın gönderdiği silahları taşıdığına dair iddiaların medyaya servis edilmesi ve onu yıpratma kampanyasına katılmaya aday medya organlarının da hızla bu uydurma bilgileri topluma yayma gayretkeşliğine girmeleri bu açıdan dikkat çekicidir.

Kurumun Suriyeli muhacirlere ve savaş mağdurlarına yardımlarının bir aktarma istasyonu olarak kullanılan Kilis bürosuna yapılan hukuka aykırı baskınla, el-Kaide’yle ilişkili olmakla itham edilen ama normalde İHH ile herhangi bir ortak çalışmaları olmayan bazı şahısların evlerinin eş zamanlı basılması da maksatlıdır. Eş zamanlı baskınları İsrail medyasının da özellikle irtibatlandırması ve “Mavi Marmara filosunu düzenleyen kuruma el-Kaide baskını” şeklinde vermesi ise yıpratma çabalarına nasıl gerekçe oluşturulduğunu gösteriyor. Türkiye’de aynı amaca hizmet eden medya organlarının da İsrail medyasıyla tıpa tıp aynı ağzı kullanması da dikkatten kaçmıyor. Fakat bu bağlantı tamamen kurgusaldır. Şimdiye kadar bu konudaki iddialara gerekçe oluşturabilecek en ufak bir delile ulaşılmış değildir.

Peki, İHH’nın göze batan yanı nedir? Mazlumlara, felaketlerden zarar gören insanlara el uzatması, iyiliklerin ihtiyaç sahiplerine ulaşması için köprüler kurması mı? Bundan hiç kimse rahatsız olmaz. İHH’nın rahatsız eden tek yanı siyonist işgal güçlerinin ayaklarına basmasıdır. Öyleyse bundan kim rahatsız olabilir?

yeniakit

Bu yazı toplam 336 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim