• BIST 90.383
  • Altın 145,141
  • Dolar 3,6152
  • Euro 3,9060
  • Ankara 18 °C
  • İstanbul 12 °C
  • Konya 16 °C
  • Antalya 20 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Erzurum 5 °C
  • İzmir 21 °C
  • Rize 10 °C

Haykırış yani “Vâ Mu’tasımah!”

Ahmet Varol

Abbasi halifelerinden Mu’tasım döneminde Bizans İmparatoru Theofilos yaklaşık yüz bin askerden oluşan büyük bir orduyla Malatya ve Samsat bölgelerine saldırı düzenler. Sonra Suriye’deki Zibatra kalesine saldırır. Savunanları hep öldürür. Müslümanlardan esir ettiklerine Arapçada “temsil” denen vahşeti icra eder. Yani gözlerini oydurur, kulaklarını ve burunlarını kestirir. Kadınlardan da en az bin kişiyi esir alır.
Bütün bu olayların yaşandığı dönemde bazı Müslümanlar, Bizans güçlerinin işgal ettiği ve o zaman Araplar arasında el-Amuriye olarak adlandırılan Afyon’da bir olaya şahit olurlar. İşgalci Bizans askerleri bir Müslüman kadını esir alıp götürürken kadın “Va Mu’tasımah!” yani “Ah Mu’tasım! Neredesin?” diye haykırıyor. Bu olaya şahit olan Müslümanlar Halife Mu’tasım’ın yanına çıkarak gördüklerini, esir kadının yürekleri yakan bu çağrısını ona ulaştırırlar. Bu çağrı Mu’tasım’ı çok etkiler ve büyük bir ordu hazırlayarak işgal edilen topraklara doğru harekete geçer. İşgalcileri dize getirerek hem toprakları hem de esirleri kurtarır.
Tam adı Ebu İshak Abbas el-Mu’tasım billah ibnu Harun olan bu halife meşhur Abbasi halifesi Harun Reşid’in oğluydu ve annesi de bir Türk hanımdı. Aynı zamanda bu olayın zihinlere kalıcı bir şekilde işlenmesini sağlayan söz konusu haykırış daha sonra Arapçada bir deyim halini aldı.
İnsaf ve merhametten yoksun saldırganların pençesine düşmüş ve kendilerine el uzatacak bir yardımcı arayan perişan haldeki insanların çağrısı Arapçada “Va Mu’tasımah!” ibaresiyle ifade edilir.
Suriye’deki özgürlük mücadelesinin hanımlar kanadını oluşturan kimisi Suriyeli kimisi Türkiyeli gönüllü bazı hanım kardeşlerimiz, katil Baas rejiminin ve onun namus düşmanı çeteleriyle omuz omuza savaşan hainlerin mağdur ettiği kadınların çağrılarını, seslerini dünyaya duyurabilmek için bir belgesel hazırlamışlar. Geçtiğimiz Salı akşamı (19 Kasım) İHH’da belgeselin tanıtımı ve gösterimi için ağırlıklı olarak basın mensuplarının davet edildiği bir tanıtım programı düzenlediler. Ben de kardeşlerimizin davetine icabet ederek programa katıldım Allah’ın izniyle.
Hanım kardeşlerimiz belgeselin adını “Haykırış!” koymuşlar. Bu isim ve belgeselde gösterilen mazlum kadınların haykırışları tam da o “Va Mu’tasımah!” çağrısını akla getirdiği için söz konusu olayı burada bir kez daha zikretme ihtiyacı duydum.
Mu’tasım döneminde, hanımların çağrısını bir rivayete göre ticaret için el-Amuriye’ye uğrayan Müslüman tüccarlar bir rivayete göre de Bizans askerlerinin elinden kaçan Müslüman esirler halifeye ulaştırmışlardı. Bugün Suriye’nin mağdur ve mazlum hanımlarının seslerini yine hanım kardeşlerimiz dünyaya, İslâm âlemine, Müslüman halklara ve yöneticilerine duyurmaya çalışmışlar. Gönüllü çabalarla o mazlumların sesi olmaya çalışan bu kardeşlerimizin direnişin kadınlar cephesi olarak adlandırılmayı da hak ettiklerini düşünüyorum.
Bugün Müslüman halkların en büyük sıkıntısı da ümmetin birlik ve bütünlüğünü temsil eden, o “Va Mu’tasımah!” çağrısına kulak verebilecek bileği güçlü bir liderden yoksun olmalarıdır. Katillerin, zalimlerin ve onlarla işbirliği içine girmeyi kendi açılarından kahramanlık sayıp “biz olmasaydık Baas iki saatte düşerdi” diyebilen ihanetçilerin böylesine cüretkâr olabilmelerinin sebebi de budur.
Baas diktasının ve onun Şebbiha çetelerinin kadınları birinci derecede hedefe yerleştirmeleri hakkında bazı önemli ayrıntılara 25 Ekim tarihinde Özel FM’de yayınlanan Dünya Döndükçe programımızda değinmiştik. Bu programımızın ses dosyasına kişisel web sitemizden (www.vahdet.info.tr) ulaşabilirsiniz.
Baas’ın vahşi yüzünü izhar eden iğrenç silahlar sadece kimyasal silahlardan ibaret değildir. Bunlardan birinin de aç bırakma silahı olduğunu değişik yazılarımızda dile getirmiştik. Bir diğeri ve belki de en iğrenç olanı kadınların zayıflıklarından yararlanılması, direnişçileri veya direnişe katılabilecekleri engellemek yahut katılmış olanları vazgeçmeye zorlamak amacıyla ırz düşmanlığının bir tehdit aracı olarak kullanılmasıdır. Suriye’de binlerce hanım kardeşimizin bu vahşi silahın mağduru olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Peki, bu kardeşlerimizi mağdur eden veya tehdit eden çetelerle aynı saflarda savaşanları nereye koyacağız?

yeniakit

Bu yazı toplam 411 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim