• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Ankara -2 °C
  • İstanbul 5 °C
  • Konya -1 °C
  • Antalya 14 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Erzurum -14 °C
  • İzmir 8 °C
  • Rize 8 °C

Hasan Abdullah Turabi

Ahmet Varol

Sudan’daki İslâmî hareketin ileri gelen fikir ve hareket önderlerinden aynı zamanda son yarım asra tekabül eden dönemde ülkenin en çok ismi duyulan siyasi liderlerinden olan Hasan Abdullah et-Turabi, geçtiğimiz Cumartesi günü yani 5 Mart 2016 tarihinde ani krizle hayatını kaybetti. Kendisine Yüce Allah’tan rahmet ve mağfiret diliyoruz. 

Bu hafta ilk yazımızda ondan söz etmek istiyorduk. Ancak Tunus’ta sıcak gelişmeler yaşanması sebebiyle bu konuya öncelik vermeyi tercih ettik. Bununla birlikte Turabi’den söz etmeyi de ihmal etmek istemedik. 

Muhtelif kitaplarından ve yazılarından istifade ettiğim Hasan Turabi’yle şahsen ilk olarak 1987’de İstanbul’da görüşmüştüm. Sudan’daki Müslüman Kardeşler içinde yetişen ve bu cemaatte üst kademelere kadar çıkan Turabi, daha sonra bu cemaatten ayrı olarak, kendi öncülüğünde aynı zamanda siyasi parti sıfatı alan İslâmi Milli Cephe’yi kurmuştu. 

Turabi’nin bu partisi Sudan’da askerî darbeyle iktidarı ele almış olan sol çizgideki Cafer Numeyri’yle ülkede İslamî kanunları uygulama şartıyla koalisyona girdi. Numeyri bu ittifak gereği Eylül 1983’te ülkede İslâmî yasaları uygulamaya koyma kararı aldı. 

Bu karar görünüşte Turabi’yle işbirliği protokolünün gereği gibi aksediyordu, ancak gerçekte Numeyri’nin iktidarda kalma mücadelesinin bir sonucuydu. ABD Numeyri’nin bu kararını hoş karşılamadı ve derhal yaptığı ekonomik yardımı kesti. Bu yüzden Numeyri ABD baskılarına boyun eğerek tavrını değiştirdi ve bu değişikliğe gelecek tepkileri bastırmak için de yeniden dikta rejimine döndü. 

Turabi’nin kurduğu cephe, el-Beşir’in askeri darbesinden önce siyasi parti olarak çalıştı. Darbeden sonra diğer siyasi partilerle birlikte kapatıldı. Darbe yönetiminin siyasi partilerin yeniden kurulmasına izin veren yasal düzenlemeyi yapmasından sonra Turabi de Ulusal Halk Kongresi’ni kurdu.

Başlangıçta, El-Beşir’i destekleyen Turabi daha sonra onunla ihtilafa girdi. Bu ihtilaf zamanla genişleyerek Turabi’nin önce evinde murakabe altında tutulmasına sonra da hapse atılmasına neden olacak kadar ileri gitti. 

Bu ihtilafa Turabi’nin izlediği politikada çoğu zaman yetkilerini aşmasının ve başa buyruk hareket etmesinin sebep olduğu söyleniyordu. Çünkü anayasaya göre el-Beşir, darbeden sonra gerçekleştirilen seçimlerle cumhurbaşkanı olması sebebiyle Turabi’ye göre daha geniş yetkilere sahipti ve yürütmede Turabi’nin ona tabi olması gerekiyordu. Ama bir hareket lideri sıfatıyla kendini manevi arka planda daha geniş yetkilere sahip görüyordu. Bundan dolayı el-Beşir, onun önünde hem yöneten, hem yönetilen durumuna geliyordu. İşte bu yetki kargaşası birtakım problemleri ve ihtilafları da beraberinde getirdi.

Turabi’nin evindeki göz hapsi uygulamasının 13 Ekim 2003’te sonlandırılmasına karar verildi ve siyasi faaliyetlerini de serbestçe yürütmesine izin verildi. Üzerindeki murakabenin kaldırılmasından sonra yaptığı ilk açıklamada Beşir yönetimini hedef almış ve ev hapsinin sonlandırılmasının herhangi pazarlığa tabi olmadığını vurgulamıştı. 

31 Mart 2004’te gözaltına alındıktan sonra bir yıl süreyle hapiste tutulduktan sonra 30 Haziran 2005’te serbest bırakıldı. Serbest bırakılması, Cumhurbaşkanı Ömer Hasan el-Beşir’in 1989’da gerçekleştirilen askeri darbenin yıldönümü münasebetiyle yaptığı konuşmada, siyasi tutukluların serbest bırakılacağını söylemesinden birkaç saat sonra gerçekleşti. 

Turabi, serbest bırakılmasından sonra ilk iş olarak ülkedeki mevcut yönetimi şiddetli bir şekilde tenkit etti. Serbest bırakılmasının herhangi bir pazarlığa veya şarta dayanmadığını vurgulayan Turabi, yürürlüğe konan yeni anayasanın da özgürlükler yönünden kötü olduğunu dile getirdi. Genel başkanlığını yaptığı Ulusal Halk Kongresi Partisi’nin genel merkezinin önüne gelerek kendisini karşılayanlara yaptığı konuşmada şöyle söyledi: “Yeni anayasa esas itibariyle özgürlükler sağlamıyor. Basın hâlâ gözetim altında. Siyasi partiler sıkı denetimde. Dünyanın her tarafında serbest olan gösteriler, Sudan’da önleniyor. Biz, basın ve ifade özgürlüğünü, adaleti ve servetlerin toplum tabakaları arasında eşit dağıtılmasını savunmaya devam edeceğiz.”

Hasan et-Turabi’nin İslâmî düşünce ve siyaset konularında çok sayıda eseri yayınlandı. Bunların bir çoğu Türkçeye de tercüme edildi.

yeniakit

Bu yazı toplam 196 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim