• BIST 108.162
  • Altın 151,204
  • Dolar 3,6561
  • Euro 4,3295
  • Ankara 21 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Konya 21 °C
  • Antalya 26 °C
  • Diyarbakır 24 °C
  • Erzurum 15 °C
  • İzmir 26 °C
  • Rize 20 °C

Hani “Tom Amca” olmayacaktık!

Abdurrahman Dilipak

Tom Amca’nın Kulübesi (orjinal adı Uncle Tom’s Cabin; or, Life Among the Lowly), ABD’li yazar Harriet Beecher Stowe’un yazdığı, o günkü şartlarda, ABD’de kölelik karşıtı olduğu kabul edilen roman. 1852’de yayımlanan kitap, Will Kaufman’a göre “İç Savaş’ın temellerinin atılmasına katkı yapmıştı”. Abarjunlar ve Kızılderilileri, daha doğrusu kendi dışlarında herkesi, insanlaşma aşamasını tamamlamamış maymunlar olarak gören bir halk için bu durum çok ileri bir bakış açısı. Hartford Female Seminary’de öğretmenlik yapan ve aktif bir kölelik karşıtı olan, Connecticut doğumlu Stowe, hayatı zorluklarla geçen siyah köle Tom Amca karakterini üretti. Aslında artık buhar enerjisi ve mekanik, makineleşme başlamış kölelik sistemi artık cazibesini yitirmişti. Yazar diğer kölelerin hikâyelerini de onun etrafında yeniden ördü.. Bu duygusal roman, bir yandan kölelik gerçeğini bu kez vicdan açısından sorgularken, özgürlük adına bu kez vicdansız bir şekilde bu insanları sokağa terk etmenin, öte yandan sadık kölelerin efendilerinin dinlerine girmeleri ve onlara sadakatlarını isbatlamaları halinde beyaz efendileri ile birlikte yaşama onuruna kavuşacaklarını anlatıyordu. Roman öte yandan ‘Hıristiyan sevgisi’ anlayışının, insanları köleleştirmek gibi onur kırıcı bir düzeni yenebileceğini anlatmaya çalışıyordu..

1698 yılında, İngiliz mühendis Thomas Savery (1650-1715), ilk ticari buhar makinesini yaptı. Roman yazıldığında artık kölecilik pahalı, hantal, riskli bir iş haline gelmeye başlamıştı.

Paralel yapı aslında Müslümanların bir Tom Amcalaştırma girişimi idi. BOP da bu projenin diğer İslam ülkelerine yaymak için düşünülmüştü. AK Parti’den istenen buydu. Bu planı reddedince işler karıştı. Proje başarılı olsa idi projeye göre adımız yine Ali, Ahmet, Ayşe, Fatma olacaktı. Dinimizin adı İslam olacaktı ama içeriği tamamen değiştirilecekti. Alameti farikaları, yani ayırt edici özellikleri yok edilmiş bir İslam. Papaza benzer bir imam, İncil’e benzer bir Kur’an yorumu, kiliseye benzer bir cami ve Hıristiyana benzer bir Müslüman. Daha önce TSE damgalı bir dinin misyonerliğini yapanlar da bu gaye için çalıştılar. Soğuk savaşta sağı da, solu da, Aleviyi de, Sünniyi de tepe tepe kullandılar. Hâlâ da kullanıyorlar, Türkünü de Kürdünü de. Birileri bizim kanlarımız ve gözyaşlarımız üzerine kendilerine iktidar ve servet üretmeye devam ediyor..

Evet bizim kadar bu zalimler; zalimler kadar biz de suçluyuz.. Bu cahillik ve zalimlikle birilerinin sopası başımızdan eksik olmayacaktı. Bu iş biraz da tavuk yumurtadan mı, yumurta tavuktan mı tartışmasına benzese de, sonunda karanlık aydınlığın yokluğudur ve şeytanın varlığı günah işlememizin mazereti olamaz!

Sonuçta bizden istedikleri. Firavunun teklifi ile Mekke müşriklerinin ulularının teklifi ile geliyorlar. Sorun şu, “bir elime Ay’ı, bir elime Güneş’i de verseniz” mi diyeceğiz tevhidi duruşumuzla ilgili ya da her şey pazarlık edilebilir mi diyeceğiz..

Kudüs, Mescid-i Aksa, masada olacak mı? İşgal altındaki topraklar masada olacak mı, taviz konusunda.. Onlar İsrail’in varlık ve güvenliğinin tartışma konusu olmasını istemiyorlar. Bu sonucu doğurmasından, endişe etmesinden korktukları hiçbir geri adımı atmaya yanaşmıyorlar. Yani “one minute” filan yok.

ABD ve NATO’nun askeri ve stratejik hedefleri ve uluslararası düzene yönelik itiraz istemiyorlar.. Öyle “dünya beş’den büyüktür” filan istemiyorlar. Yani Güvenlik Konseyi’ne itiraz etmeyeceksiniz.. 1. ve 2. Dünya savaşı sonrası dünyada oluşturulan devletlerin sınır, rejim ve yönetimlerine itiraz etmeyeceksiniz. İmtiyaz anlaşmaları, uluslararası sözleşmeler, uluslararası hukuk, uluslararası kurumların kararlarına itiraz etmeyeceksiniz..

Son olarak da rejim, ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel hayatınızla ilgili olarak, gelecek tasavvuru ve taleplerinizi batı uygarlığının dayandığı kavramlar ve kurumlarla ifade edeceksiniz.

Bu hedeflere, darbelerin gölgesinde oluşturulan derin devlet yapıları ile ulaşmak artık eskisi kadar kolay olunca, şimdi bu oyuna İslamcıları da dahil etmek için paralel yapıyı devreye sokmaya kalktılar.. Aslında derin yapılarla ulaşmaya çalıştıkları hedefe bugün yeni zinde güçlerle ve paralel yapı üzerinden ulaşmaya çalışıyorlar.. Bütün hikaye bu. Burada bir kavga var.  O da bir yandan derin yapı ile paralel yapı arasında, öte yandan, hem derin yapı ve hem de paralel yapıya karşı dindarlar tarafından.

Tom Amca operasyonu bu anlamda batının dindarları kazanma operasyonu olarak farklı bir anlam kazanıyor. Dini yok edemediler, şimdi eski dostları Kemalist laikçi kanadı tasfiye edip, yeni dostları ile yola devam etmek istiyorlardı.

Biz bu projeye “hayır” diyoruz. Bugünkü kavganın asıl sebebi bu. Biz adaletten, barıştan, özgürlükten yana, katılımcı, çoğulcu ve şeffaf bir dünya, bir düzen istiyoruz. İnanan insanlarla ittihad üzre olacağız, yeryüzündeki tüm erdemli insanlarla müttefik ve değer üreten herkesle, nimet ve külfet dengesine dayalı itilaf üzre olacağız. Ama Tom Amca olmayacağız. Bu durum birilerinin hoşuna gitmese de. Selâm ve dua ile..

yeniakit

Bu yazı toplam 386 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim