• BIST 106.474
  • Altın 151,840
  • Dolar 3,6440
  • Euro 4,3033
  • Ankara 2 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Konya 9 °C
  • Antalya 19 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Erzurum 1 °C
  • İzmir 17 °C
  • Rize 10 °C

Halep’te ateşkes yine oyun

Ahmet Varol

Bundan önceki yazılarımızda da dile getirdiğimiz üzere gerek rejim adına savaşan milis güçleri ve gerekse katil Baas rejimini kurtarmak amacıyla gönderilen işgal güçleri direnişçilerin Halep’teki kuşatmayı yarma amacıyla başlattıkları geniş çaplı operasyon karşısında karada fazla direnemedi ve önemli stratejik noktalar direnişçilerin kontrolüne geçti. Böylece Halep üzerindeki kuşatma kırılmış oldu. 

Fakat bu kez rejim ve işgal güçleri direnişi ve onun savunduğu halkı yıpratmak amacıyla hava saldırılarını yoğunlaştırdılar. Hava saldırılarında zehirli gaz bombalarının da kullanıldığı olayları takip eden medya mensupları ve insan hakları kuruluşları tarafından dile getirildi. Bu tür bombalar savaşa karışanla karışmayanı ayırmaksızın feci bir şekilde katlediyor. 

Rejim ve işgal güçlerinin hava saldırılarıyla direnişi sıkıştırmaya çalışmalarına rağmen direnişçiler kuşatmayı tamamen kaldırabilmek için kararlı mücadelelerini sürdürdüler ve kuşatma büyük ölçüde etkisiz hale getirildi. 

Katiller, direnişin kararlı duruşu karşısında karada stratejik noktaları kaybetmelerinden sonra Halep’te göstermelik bir ateşkes ilan ettiler. Rusya Genelkurmay Başkanlığı tarafından 10 Ağustos Çarşamba akşamı yapılan açıklamada Halep’e insani yardımların sokulması için bazı geçiş yolları açıldığı ve 11 Ağustos Perşembe’den itibaren günde üç saat ateşkes uygulanacağı, kara ve hava saldırılarının, çatışmaların durdurulacağı duyuruldu. 

Bu ateşkes aslında Halep’te kara çatışmalarındaki yenilgiyi, dünya kamuoyunun gözünü yanıltmak için “insanî yardıma kapı açma” mesajına dönüştürmeyi amaçlayan bir taktikten başka bir şey değildi. Aynı zamanda yeni atakların altyapısını hazırlamak için bu taktikten yararlanılması amaçlanıyordu. Gerçekte ise ortada güven veren bir ateşkes yoktu. 

Başta Halep’in güney ve batısında kalan banliyö bölgelerine gerek rejim uçakları ve gerekse Rus işgalcilere ait uçaklar tarafından yoğun saldırılar devam etti. Ayrıca İdlib’in merkezine ve banliyösüne yani kırsal alanına yönelik olarak da havadan yoğun saldırılar gerçekleştirildi. 

Çevre bölgelerde yani kırsal alanda sadece hava saldırılarıyla yetinilmiyor aynı zamanda karadan da saldırılar düzenleniyordu. Fakat kara saldırılarına karşı direniş güçleri de savunma ataklarına geçti ve katillere önemli kayıplar verdirmeyi başardılar. O yüzden kara çatışmalarında katil rejim adına atağa geçmek ve kaybettikleri stratejik noktaları geri almak isteyen milisler amaçlarını gerçekleştiremediler. 

Rejimin ve işgalcilerin milis güçleri çoğunlukla geçit noktalarına pusular kurarak buralarda hareketliliği ve direnişçilerin kontrol alanlarını genişletmelerini önlemeye çalıştılar. Buna rağmen yine karadaki çatışmalarda önemli kayıplar verdikleri için çok fazla direnemiyor ve direnişçilerin kuşatmayı etkisiz hale getirmek için yaptıkları ataklarını çok fazla önleyemiyorlar. 

Direnişçilerin en önemli sıkıntıları daha önceki yazılarımızda da dile getirdiğimiz üzere hava saldırılarına karşı bir savunma mekanizmalarının olmamasından kaynaklanıyor. 

Hava saldırıları daha çok Halep’in çevresinde, İdlib ve Deyruzzur bölgelerinde yoğunlaşıyor. Saldırganlar hava saldırılarında askeri hedef gözetmedikleri ve aynı zamanda halka ağır kayıplar verdirmeye çalıştıkları için sivil hedeflere de yoğun saldırılar düzenliyorlar. O yüzden sivillerden çok can kaybı ve yaralanma oldu. 

Ölüm olayları yanında yaralanmalar genellikle çok önemli görülmüyor ve kayıplara bakılırken daha çok can kaybı rakamları dikkat çekiyor. Fakat yaralanma olayları da başlı başına bir zorluk ve sorun oluşturuyor. Her şeyden önce yaralanmaların hepsi tedavi edilir türden değil. Bazıları ömür boyu sakatlıklara maruz kalıyorlar ve bir bakıma onların hayatlarının geriye kalan kısmı öldürülmüş oluyor. Çünkü hayatlarını artık sürekli birinin yardımına bağımlı olarak sürdürmeye mahkûm ediliyorlar. 

İkinci olarak saldırganların sağlık hizmeti veren kurumları, sahra hastanelerini ve sağlık görevlilerini kasten hedef almaları sebebiyle sağlık hizmetleri çok azaldı. O yüzden yaralananlar için sağlanabilen tedavi hizmetleri çok düşük düzeylerde. 

İnsanî yardımların önündeki engeller de tam olarak kalkmış değil. Bu konuda da önemli sıkıntılar var. 

yeniakit

Bu yazı toplam 275 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim