• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Ankara -1 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Konya -4 °C
  • Antalya 8 °C
  • Diyarbakır 3 °C
  • Erzurum -19 °C
  • İzmir 4 °C
  • Rize 8 °C

Hac için yola çıkarken

Ahmet Varol

Hac Yüce Allah’ın, Mekke’yi ziyaret etmeye güç yetirebilecek durumdaki kullarına farz kıldığı bir ibadettir. Bilindiği üzere bizzat kendisinin yerine getirmesi gereken bir ibadeti yapmakla yükümlü olan kişi önce onun nasıl yapılacağını öğrenmek zorundadır. Örneğin kurban kesmekle mükellef olan birinin kurbanı bizzat kendisinin kesmesi zorunlu olmadığından kurban kesme işinin nasıl yapılacağını öğrenmesi de zorunlu değildir. Bilen birine yaptırabilir. Ama namazı bizzat kendisi kılmak, dolayısıyla nasıl kılınacağını da öğrenmek zorundadır. Hac ibadeti de mali ve bedeni yönden güç yetirenlerin bizzat kendilerinin yerine getirmeleri gereken bir ibadettir. Mali imkânlara sahip oldukları halde bedenen buna güç yetiremeyenler başkalarını yerlerine vekil tayin edebilirler. Ama bedeni mazeretleri olmayanların bu ibadeti bizzat kendilerinin yerine getirmeleri gerekir. Bu durumda hacca gitmeden önce bu ibadetin ne şekilde yerine getirileceğini, farzlarını, sünnetlerini, haramlarını ve mekruhlarını ya güvenilir bir kaynaktan ya da ilmine güvenecekleri birinden öğrenmeleri gerekir.

Fakat bunun çoğu zaman ihmal edildiği ve rehber olarak tayin edilenlerin bilgisine güvenilerek yola çıkıldığı görülüyor.

İşin gerçeğinde hac ibadetini öğrenmek çok zor değildir. Hatta derli toplu hale getirildiğinde hacla ilgili bilgilerin beş vakit namazla ilgili bilgiler kadar bile çok olmadığı görülecektir. Ancak ömürde bir kere yerine getirilmesi gereken bir ibadet olduğundan ve çoğumuzun bilmediği, tanımadığı mekanlarda ifa edildiğinden belki bu konuyla ilgili teorik bilgilerin kavranması zor geliyor olabilir. Ancak öğrenim imkânlarının ve teorik bilgileri görüntülü olarak zihinlere yerleştirmeyi sağlayan araçların bu kadar geliştiği çağımızda artık haccı öğretmenin ve öğrenmenin zor olmaması gerekir. Ama bu konuda bir gayrete ihtiyaç var.

Biz de değerli hacı adaylarımıza yola çıkmadan önce haccı genel hatlarıyla öğrenmelerini, bütün fiillerinde adabı muaşeret kurallarına riayet etmelerini, dünyanın neresinden gelirse gelsin oraya gelen hacı adaylarının hepsine kardeş gibi bakmalarını, kendilerine bir yanlışlıkları hatırlatıldığında bunu bir onur vesilesi yapmayarak verilen bilgi ve yapılan nasihatten yararlanmalarını tavsiye ediyoruz. Allah’ın izniyle kurallarına uygun bir şekilde haccını yapan bir kişi inşallah günahlarından arınmış bir şekilde memleketine dönecektir. Çünkü Resulullah (s.a.s.) bir hadisi şerifinde bunu müjdelemektedir. 

Hac görevinin yerine getirilmesi esnasında bu ibadetin kurallarının bilinmemesinden kaynaklanan birtakım yanlışlıklar yapıldığı gibi karşılıklı ilişkiler açısından da önemli yanlışlıkların yapıldığı görülüyor. Birincisinin sebebi hac ibadetini yeterince öğrenmemek. İkincisinin sebebi ise adabı muaşeret eğitimindeki yetersizlik. İkinci türden yanlışlıklar her ne kadar haccın sıhhatine zarar vermese de fazilet ve sevabına zarar verir. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: “Hac belli aylardadır. Kim bu aylarda haccı kendine farz ederse (ihrama girerse) bilsin ki, hacda kadına yaklaşmak, fenalık yapmak ve tartışmaya girmek yoktur. Her ne iyilik yaparsanız Allah onu bilir. Yanınıza azık alın ve bilin ki, azıkların en hayırlısı takvadır.” (Bakara, 2/197) 

Hac çeşitli zorluklarla ve sıkıntılarla yerine getirilen bir ibadettir. Bu yönüyle nefis terbiyesi açısından da önemlidir. O yüzden Yüce Allah, bir haksızlık yapılması sebebiyle bile olsa hacda münakaşayı, kavgayı yasaklamış her zaman olgunca davranmayı tavsiye etmiştir. Ancak bu konuda yeterli bilince sahip olmayan hacı adaylarımızın önemli yanlışlıklar yaptıklarına şahit oluyoruz.

Hac bir tür ümmet zirvesidir. Orada ulusal kimlikler değil ümmet kimliği yani Müslüman kimliği geçerlidir. Bundan dolayı bütün herkes memleketinde giydiği elbiseyi çıkarıp bembeyaz ihramlara bürünüyor. Orada, takvadan başka hiçbir üstünlüğün Allah katında değerinin olmadığı yaşanarak gözlenmektedir. 

Haccı bu bilinçle ve ümmetin her kesiminden insanlarla bir araya gelmenin mutluluğu içinde yerine getirenler “ümmet zirvesi” özelliğinden de hakkıyla yararlanacaklardır. 

Haccın özellikle Arafat’ın aynı zamanda bir mahşer provası olduğunu düşünmeli ve kendimizi bu vesileyle ahirete hazırlamalıyız. 

yeniakit

Bu yazı toplam 148 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim