• BIST 107.371
  • Altın 142,824
  • Dolar 3,5412
  • Euro 4,1229
  • Ankara 25 °C
  • İstanbul 30 °C
  • Konya 25 °C
  • Antalya 37 °C
  • Diyarbakır 35 °C
  • Erzurum 24 °C
  • İzmir 31 °C
  • Rize 27 °C

Gündemden notlar -3

Ahmet Varol

* ABD, Suudi Arabistan’a ne zaman baskı yapmak, tepesine oturmak istese 11 Eylül olaylarını bahane ediyor. Gerekçesi ise eylemlere karışanlardan bazılarının Suudi Arabistan vatandaşı olması. Şimdi de 11 Eylül mağdurlarının Suudi Arabistan aleyhine dava açmalarına imkân tanıyan bir yasa çıkardı. Asıl amacı ise son dönemde yaşadığı birtakım sorunlardan dolayı yeniden bu ülkeyi köşeye sıkıştırmak. Her ne kadar ABD’nin dünya saltanatı zayıflıyor olsa da şimdilik yine dünyada keyfine göre at koşturmanın rahatlığı içinde hareket ediyor. Temennimiz, ABD işgalinden dolayı zarar gören Afganistan vatandaşlarının, Irak vatandaşlarının, Somali vatandaşlarının, Vietnam vatandaşlarının ve daha nice ülkelerin vatandaşlarının ABD aleyhine dava açabilecekleri, tazminat isteyebilecekleri günlerin de en yakın zamanda gelmesi. Üstelik o zaman mağdur olanlar, kendilerini mağdur edenlerin ABD vatandaşı olmalarından dolayı değil doğrudan ABD yönetiminde etkili ve yetkili, karar mekanizmasında söz sahibi kişiler olmalarından dolayı dava açma hakkına sahip olacaklar. O zaman ABD bütün servetini mağdur ettiği insanların mağduriyetlerini karşılamak üzere harcasa yine yeterli olmayacak, bir o kadar da borçlanmak zorunda kalacak. 

* ABD’nin Suudi Arabistan aleyhine çıkardığı yasa bir yandan da seçim yatırımı niteliği taşıyor. Böyle bir yasayla seçim yatırımı yapma ihtiyacı duyması ise Amerika’daki ırkçı ruhun hâlâ son derece canlı ve aktif olduğunu gözler önüne seriyor. Bir başka seçim yatırımı ise siyonist işgal rejimine 38 milyar dolar askerî yardım taahhüdünde bulunması oldu. Karşılığında İsrail işgal rejiminden istediği tek şey var: Bu süre içinde kendisinden başka herhangi bir askerî yardım talebinde bulunmama sözü vermesi. İşgalci siyonist böyle bir söz verdi, o da 38 milyar doları taahhüt etti. Şimdiye kadar hiçbir sözünde durmayan işgalci siyonist sözünde durur mu bilmiyoruz. Ama ona böylesine korkunç bir yardımın ne kadar basit bir karşılıkla verildiğini görüyoruz. Bizim bu durum karşısında “ABD’nin adını Büyük İsrail olarak değiştirseler daha uygun olmaz mı?” sorusunu sormamız gerekiyor. Yavrucuğuna, on yıl süreyle bir daha silah ve mermi harçlığı istememesi karşılığında bu süre içinde 38 milyar dolarcık vermeyi taahhüt ediyor. 

* Özbekistan’da “Kerimov sonrasında bir başkanlık kavgası olur mu?” sorusu zihinleri meşgul ediyordu. Ancak görüldüğü kadarıyla vekaleten cumhurbaşkanlığına getirilen eski başbakan Şevket Mirziyovev buna pek fırsat vermedi. Şimdilik dizginleri toplamış görünüyor. Bunda da muhtemelen halkı ümitlendiren bazı olumlu ataklar yapmasının etkisi oldu. Bu amaçla Kerimov döneminin bazı baskıcı uygulamalarını hafifletti; zorunlu pamuk işçiliğini kaldırdı ve halkın şikâyetlerini doğrudan en üst düzeydeki yetkililere iletebilmesi için bir şikâyet merkezi oluşturdu. Anlaşıldığı kadarıyla Mirziyovev bunu aynı zamanda 4 Aralık’ta gerçekleştirilmesi beklenen cumhurbaşkanlığı seçimleri için bir yatırım olarak değerlendirmeye çalışıyor. Çünkü bu seçimlerde aday olmayı ve Kerimov’un makamına vekaleten değil asaleten oturmayı planlıyor. Bu planında başarılı olabilmesi için halktan biraz destek görmesinin işe yarayacağını düşünüyor. Yaptığı ataklar da böyle bir desteği elde etmesinin muhtemel olduğunu gösteriyor. 

* Libya’daki fitne hareketinin lideri Halife Haftar’ın eşkıyaları özellikle Bingazi çevresinde korku kasırgası estirmeye devam ediyorlar. Son olarak Bingazi yakınındaki Kanfuda bölgesine yönelik olarak gerçekleştirdikleri saldırıda 10 sivil öldürülürken, 32 sivil de yaralandı. Yaralılardan bazılarının durumlarının ağır olduğu ifade edildi. Saldırılarda birçok kişi yıkılan binaların enkazı altında kaldı. Saldırıda ayrıca büyük miktarda maddi hasar meydana geldiği haber verildi. Kanfuda kasabası uzun süreden beri fitne örgütünün saldırılarının hedefi durumunda ve kuşatma altında tutuluyor. 

Haftar’a bağlı fitne hareketinin sözcülüğünü yapan Albay Ahmed El-Mismari, Kanfuda’da kendilerine yönelik bir tehdit kaynağı bulunduğu sürece saldırılarının devam edeceğini söyleyerek tehditte bulundu. Bu şekilde tehdit kaynağının bulunduğunu iddia ederek sivil savunmasız insanları hedef alan saldırılar düzenliyor ve katliamlar gerçekleştiriyorlar. 

yeniakit

Bu yazı toplam 225 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim