Gül'ün Ekibi Erdoğan'a Tepkili

Gül'ün Ekibi Erdoğan'a Tepkili

Erdem Gül: Gül, Davutoğlu'na hâlâ kırgın, aralarında hiçbir özel kanal yok

Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Erdem Gül, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın, "Paralel yapı Cumhurbaşkanlığı'na sızmıştı" açıklamasıyla ilgili olarak kulis yazdı. Abdullah Gül'e yakın çevrenin, Erdoğan'a tepkili olduğunu savunan Erdem Gül, "Gül ekibi ise sızıntı iddiasına, 'Zaten Saray’a geçilince yeni bir kadro oluşturuldu. Şimdi cumhurbaşkanlığına da sızıldığından bahsediliyor. Bu neyin sızıntısı. Eğer sızıntı varsa kendi dönemlerinde olmuştur.  Bizim dönemden kalan personelin tamamını temizlediler. Yoksa bu, İsrail ve Suriye’deki dönüşü unutturmak için bu tür gündem saptırma girişiminden başka bir şey değildir' diyerek tepki gösterdi" diye yazdı.

Erdem Gül'ün "Sızıntı gerilimi" başlığıyla yayımlanan (9 Temmuz 2016) yazısı şöyle:

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül arasında “cumhurbaşkanlığına sızma” gerilimi yaşandı. Ancak bu gerilim, AKP’nin Rusya ve Suriye politikalarındaki radikal dönüşümünün gölgesinde kaldığından gözlerden kaçtı. Erdoğan, “Paralel yapının cumhurbaşkanlığına sızdığını” söyleyerek doğrudan Gül dönemini hedef aldı. Gül ekibi ise sızıntı iddiasına, “Bizim dönemden kalan personelin tamamını temizlediler. Neyin sızıntısı” diyerek tepki gösterdi.

İHH’yi de fırçaladı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’le barışı anlatırken, “Mavi Marmara ile Gazze’ye giderken bana mı sordunuz” diyerek İHH’yi fırçaladığı konuşmasında doğrudan Gül dönemini adres gösteren ifadeler de kullandı. Erdoğan, paralel yapının cumhurbaşkanlığına da sızdığını belirterek “Cumhurbaşkanlığına da girmişlerdi. Belki hâlâ da vardır. Onlar üzerinde de çalışıyoruz. Ya kendileri istifa eder giderler, nereye giderlerse gitsinler ama burayı lekeleyemezler!” diye konuştu.

Erdoğan’ın bu sözleri, İsrail ve Rusya ile barış konusu gündemi belirlediği için gölgede kalsa da Gül’ün yakın çevresini rahatsız etti. Gül’ün ekibi Erdoğan’ın bu sözleriyle ilgili tepkilerini şöyle ifade etti: “Gül, Ağustos 2014’te cumhurbaşkanlığı görevini tamamlayarak ayrıldı. Aynı tarihte Erdoğan cumhurbaşkanı seçildi. Gül’den kalan ve aralarında belki Ahmet Necdet Sezer döneminden de kalanların da olduğu personelin neredeyse tamamı Erdoğan dönemiyle birlikte Köşk’ten gönderildi. Koruma polislerinin tamamı değiştirildi. Basında ve Çankaya Köşkü’nün diğer birimlerinde görev yapan personel de gönderildi.

Gündem saptırma mı?

Zaten Saray’a geçilince yeni bir kadro oluşturuldu. Şimdi cumhurbaşkanlığına da sızıldığından bahsediliyor. Bu neyin sızıntısı. Eğer sızıntı varsa kendi dönemlerinde olmuştur. Yoksa bu, İsrail ve Suriye’deki dönüşü unutturmak için bu tür gündem saptırma girişiminden başka bir şey değildir.”

Davutoğlu’nun derin yalnızlığı

Gül’ün yakın çevresinde, AKP’nin iç sürecine ve MKYK darbesiyle gönderilen Ahmet Davutoğlu ile ilgili bir başka bilgi daha konuşuluyor. Davutoğlu’nun bir süre sonra, aralarında Gül’ün de bulunduğu gidişten rahatsız olan partinin eski önemli isimleriyle birlikte hareket edebileceği beklentileri dile getirilmişti. Gül’ün yakın çevresine göre, bu beklentinin gerçekleşme olasılığı çok düşük ve yakın dönemde böyle bir olasılık bulunmuyor. Bu konudaki bilgi de şöyle: “Davutoğlu’nu bulup siyaset sahnesine taşıyan bizzat Gül. Ancak 2014’te Gül’ün önünün kesilmesi için Köşk’teki süresi dolmadan önce apar topar olağanüstü kongreye gidilip Davutoğlu genel başkan ve başbakan yapıldı. Gül, o kongre nedeniyle Davutoğlu’na çok kırıldı. Şu ana kadar bu kırgınlığının azaldığına dair bir belirti yok. Davutoğlu ile Gül arasında hiçbir özel kanal bulunmuyor.”

Gül’e ilişkin son bilgi de İsrail politikasındaki değişiklik nedeniyle yeniden tartışılan Mavi Marmara olayıyla ilgili. Erdoğan, “Dönemin Başbakanı’na mı sordunuz da gittiniz” diyerek sorumluluğu İHH’ye yüklemişti. Ancak bizim edindiğimiz bilgi yalnızca hem dönemin Başbakanı Erdoğan’ın hem de dönemin Cumhurbaşkanı Gül, Mavi Marmara organizasyonuyla ilgili bilgilendirilmiş. Gül, Türkiye’nin İsrail’le savaş noktasına getirilebileceği kaygısıyla Mavi Marmara girişimine olumsuz baktığını o dönem ilgililere iletmiş. Ancak gemiye İsrail baskını olup dönemin Başbakanı Erdoğan’ın sert açıklamaları karşısında sessiz kalarak hükümetle arasında çelişki olduğu algısı vermek istememiş.