• BIST 90.182
  • Altın 146,281
  • Dolar 3,6195
  • Euro 3,9306
  • Ankara 13 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Konya 11 °C
  • Antalya 18 °C
  • Diyarbakır 15 °C
  • Erzurum 6 °C
  • İzmir 16 °C
  • Rize 10 °C

Gözlemci Arap Birliği

Ahmet Varol

Suriye'deki zulmü ve vahşeti, yine zulüm düzenlerinin veya organlarının tavrıyla meşrulaştırma çabaları çok dikkat çekti.

Yani ABD, AB, NATO ve Arap Birliği eğer Suriye'deki sisteme karşı, ayaklanmacıların yanında yer alıyorsa bizim bunun aksi bir tavır sergileyerek zulüm devletlerinin ve düzenlerinin karşı çıktıklarının yanında desteklediklerinin ise karşısında yer almamız gerekir şeklinde.

 Her şeyden önce söz konusu zulüm devletlerinin ve düzenlerinin sergilediği tavır samimi ve gerçekçi değildir. Eğer ki bunların Suriye'deki zulüm rejimine karşı tutumları samimi olsaydı şimdiye kadar onun bileğinin zayıflatılması, halkın direnişinin de zaferi için inandırıcı adımlar atmaları gerekirdi. Sadece işi boş açıklamalar yayınlıyorlar.

Buna da, Suriye rejiminin zulüm ve vahşeti çok bariz olduğundan, siyaset icabı ihtiyaç duyuyorlar. Gerçekte Suriye'deki Baas rejiminin çökmesinin bölgedeki dengelerin kendi hesaplarının da aleyhine olacak şekilde değişmesine yol açacağını bildiklerinden içi boş açıklamalarla yetiniyorlar.

Ama buradaki halkın direnişinin bastırılmasının da kolay olmayacağını tahmin ettiklerinden bir yandan da ona göre siyaset belirleyerek muhalif harekete çengel atmaya çalışıyorlar. Fakat onların bu ülkedeki zulüm rejiminin karşısında görünmeleri de muhalefete çengel atmaya çalışmaları da oradaki zulmü onaylamanın ve zulme karşı duranların özgürlük mücadelelerini mahkûm etmenin dayanağı ve gerekçesi olamaz.

Zulüm, zulümle de vefa gerekçesiyle de meşruiyet kazanmaz. Bir zalim başka bir zalime karşı tavır alsa da bu tutum ikisinden birinin zulmüne meşruiyet kazandırmayacağı gibi bir zalimin başka bir yerde mazlumun yanında yer almasına vefa gerekçesiyle onun haksızlığına ve zulmüne destek verilemez.

Buradan Arap Birliği'nin son dönemde Baas rejiminin uyguladığı şiddete karşı izlediği siyasete gelmek istiyoruz.

Bazıları Arap Birliği'nin "işbirlikçi" olduğu iddiasından yola çıkarak onun Suriye'deki diktaya karşı gibi görünen siyasetini "aksiyle meşrulaştırma" anlayışına göre kurulan önermenin öncüllerinden saydıkları için buradan Suriye'deki rejimin "işbirlikçi" olamayacağı dolayısıyla zalim bile olsa ona destek verilmesi, sahip çıkılması gerektiği sonucuna varıyorlar. Oysa böyle bir önerme ve hüküm geçersizdir.
 
Arap Birliği "işbirlikçi" olsa bile zulme ve zalime karşı çıktığında iyi bir iş yapmış olur. Çünkü doğru olanı şeytan bile yapsa failinin vasfından dolayı fiilin vasfı değiştirilemez.

Aynısı tersi için de geçerlidir. Yani failin herhangi bir konuda olumlu vasfa sahip olması kötü fiiline meşruiyet kazandırmaz. Örneğin Suriye'deki yönetimin işgalci siyonist rejimle diplomatik ilişkiye girmemesi halkına zulmetmesini, yönettiği insanları hunharca katletmesini normalleştirmez.

Buna binaen eğer ki Arap Birliği, Suriye'deki zulüm rejiminin katliamlarının önüne geçmek için takdire şayan bir şeyler yapsaydı, olumlu adımlar atsaydı yaptıklarının mutlaka desteklenmesi gerekirdi. Ama ne yazık ki şimdiye kadar yaptıkları Baas rejimine zaman kazandırmanın ötesinde bir sonuç getirmedi.

Hatırlanacağı üzere Suriye halkı 16 Aralık 2011'e denk gelen Cuma gününü "Arap Birliği Bizi Öldürüyor Cuması" diye adlandırmış ve eylemlerini bu teşkilatın izlediği siyasete tepki amaçlı olarak düzenlemişti.

O eylemlerden sonra görünüşte bazı müşahhas adımlar atıldı ve Suriye yönetimi güya Arap Birliği ile protokol anlaşması imzaladı. Oysa bu anlaşma da Baas diktasına zaman kazandırmanın ötesinde bir sonuç getirmedi.

Malum olduğu üzere Baas diktası Arap Birliği ile daha önce de bir anlaşma imzalamıştı ve o anlaşma son protokol anlaşmasından daha çok şey içeriyor, üstelik şartların yerine getirilmemesi durumunda teşkilata birtakım yaptırımlara başvurma hakkı tanıyordu.

Baas diktası anlaşmanın şartlarının hiçbirini yerine getirmediği ve hatta şiddetin dozajını bayağı artırdığı halde Arap Birliği'ne tanınan yaptırım haklarının tümü sözde kaldı. En son imzalanan protokol anlaşmasından ise önceki anlaşmanın şartlarının bir çoğu çıkarılırken sadece olayların yerinde görülmesi için gözlemci heyet gönderilmesi konusu üzerinde yoğunlaşıldı.

Gözlemci heyetle ilgili tespit ve yorumlarımıza da inşallah müteakip yazımızda yer vereceğiz.

 
akit

Bu yazı toplam 723 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim