• BIST 97.760
  • Altın 144,314
  • Dolar 3,5657
  • Euro 3,9985
  • Ankara 22 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Konya 15 °C
  • Antalya 23 °C
  • Diyarbakır 25 °C
  • Erzurum 15 °C
  • İzmir 24 °C
  • Rize 19 °C

Gelişmelerden Notlar

Ahmet Varol

İslâm dünyasında bir yeniden yapılanma dönemine girilmiş durumda. Bir yandan zorba yönetimlerin sonlandırılması için direnişler devam ederken bir yandan da yeni yapının oturtulması için çalışmalar yürütülüyor. Bu amaçla seçimler yapılıyor. Yeni seçimlere hazırlanılıyor.

Yemen'de uzlaşma sağlanması amacıyla kabul edilen ve geçiş dönemi için iki yıl görevde kalacak yeni cumhurbaşkanı halk tarafından onaylandıktan sonra diktatör Ali Abdullah Salih'ten görevi devraldı. Şimdi bir yandan geçiş dönemiyle ilgili program çıkarılırken bir yandan da eski yönetimin zirvesinde yer almış olanların durumlarının ne olacağı tartışılıyor. "Diktatör Ali Abdullah Salih ülkeyi terk edecek mi yoksa kalacak mı? Kalırsa yargılanacak mı yoksa artık eski defterleri karıştırmayalım mı diyeceğiz?" soruları kafaları kurcalıyor. Bazılarına göre kalmaya devam edecek ve en azından geçiş döneminde yeni bir kargaşanın çıkmaması için defterlerinin karıştırılmaması ihtimali daha güçlü.

Mısır'da bu sıralarda gündemi oluşturan konuların başında cumhurbaşkanlığı seçimi geliyor. Çünkü Yüksek Askeri Konsey'in oluşturduğu geçici yönetimin son bulması için yeni cumhurbaşkanının da belirlenmesi ve görevi devralması gerekiyor. Son bilgilere göre 23-24 Mayıs 2012 tarihlerinde seçimlerin yapılması planlanıyor. Bazı haber kaynaklarına göre ise Haziran sonuna kadar yeni cumhurbaşkanının kesin bir şekilde belirlenmesi ve görevi üstlenmesi ihtimali zayıf görülüyor. Gösterilecek adayla ilgili de çeşitli tartışmalar var. Müslüman Kardeşler, kendisi aday göstermek istemediğini desteklenecek adayın da sadece İslâmî kesimi değil farklı siyasi çevreleri temsil edecek bir müşterek alan adayı olmasının bu dönem açısından daha uygun olacağını dile getirdi. Yani Tunus'takine benzer bir siyaset izlenmesinden yana. Selefi kesim ise İhvan'ın bu tutumunu eleştiriyor ve "Gelin birlikte hareket ederek İslâmî kesimi temsil edecek bir ortak aday üzerinde anlaşalım, birlikte onu destekleyelim. Nasıl olsa bizim üzerinde anlaşacağımız aday kesin kazanacaktır" diyor. Bu arada İslamî camiadan, bağımsız bir şekilde aday olmayı düşünenler de var. Bu konular belki önümüzdeki günlerde biraz daha netlik kazanacaktır.

Suriye'deki zulmün sona erdirilmesi için biraz daha müşahhas adımlar atılması amacıyla Tunus'ta bir "Suriye dostları" toplantısı düzenlendi. Ama henüz toplantının Suriye'deki gidişata etkisini göremedik. Ne yazık ki katil Baas rejimi insanları hunharca katletmeye devam ediyor. Eğer bütün bu toplantıların zulüm rejimini köşeye sıkıştıracak ve geri adım atmaya zorlayacak olumlu yansımaları olmazsa toplananlar yine havanda su dövmüş olacaklardır.

Filistin İslâmî Direniş Hareketi, siyasi faaliyetlerini büyük ölçüde Suriye dışına taşıdı. Bir yandan zulüm ve katliam devam ederken diğer yandan bu tür siyasi faaliyetlerin sürdürülmesi için zaten müsait ortam ve imkân kalmamıştı. Bunun yanı sıra bizim tahminimize göre bunda İslâmî direnişin Baas diktasını onayladığına dair açıklama yapması için muhtelif çevreler tarafından baskıya maruz kalması de etkili olmuştur. Çünkü İslâmî direniş, Şam'dan zorla çıkarılma pahasına da olsa Suriye'deki olaylarda rejimin yanında yer aldığını ve onu onayladığını beyan niteliğinde bir açıklama yapmayı kesinlikle kabul etmiyordu. Ayrıca Arap toplumlarında halk iradesinin siyasi mekanizmaya taşınması Filistin davasının hiçbir şekilde aleyhine değil bilakis lehinedir. Bunun sonuçları Tunus'ta, Mısır'da, Libya'da görüldü. Suriye için de böyledir.

Filistin'deki bölünmüşlüğün sona erdirilmesi ve bütünlüğün sağlanması amacıyla imzalanan Doha Anlaşması'nın uygulanması merhalesinde bazı sıkıntılar yaşanıyor. Bu sıkıntılarda ABD ve siyonist işgal devletinin yaptığı baskılara Mahmud Abbas yönetiminin boyun eğmesinin rol oynadığını tahmin ediyoruz. Fakat anlaşmanın uygulamaya geçirilmesi ve koalisyon hükûmetinin kurulması sadece bir tarafın şartları yerine getirmesiyle olmaz. Anlaşma her iki taraf açısından bağlayıcı şartlar içeriyor. En azından Abbas hapishanelerinde tutulan ve siyonist işgal devletiyle güvenlik işbirliği anlaşması doğrultusunda tutuklanmış olan siyasi tutukluların serbest bırakılması bir ön şarttır ve bu konuda olumlu adımlar atılması gerekmektedir.

yeniakit

Bu yazı toplam 992 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim