• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Ankara 25 °C
  • İstanbul 30 °C
  • Konya 29 °C
  • Antalya 30 °C
  • Diyarbakır 33 °C
  • Erzurum 22 °C
  • İzmir 32 °C
  • Rize 27 °C

Gazze’nin arzusu ablukanın kalkmasıdır

Ahmet Varol

Söze başlamadan önce şunu özellikle vurgulamak isterim ki bana göre Filistin toprakları üzerindeki siyonist işgal geçmişte olduğu gibi bugün de gayri meşrudur ve böyle tanımlamak benim için ilkedir. Fakat Türkiye’nin siyaseti benim ilkelerime göre şekil alıyor değil. O yüzden Türkiye’nin resmî uygulamalarına bakarken de zorunlu olarak kendi çizgisini dikkate almak ve ona göre  yorum yapmak durumundayım. Türkiye ile İsrail arasında imzalanan son anlaşmayla ilgili değerlendirmemiz de kendi ilkelerime göre bu anlaşma hakkında hüküm verme değil izlenen siyasete göre yapılanları değerlendirme olacaktır. Bu da ilkelerimizle ilgili tavır ve yaklaşımımızın değiştiği anlamına gelmez. 

Vurgulamamız gereken ikinci husus da yapacağımız yorumun bir onay veya ret değil anlaşmanın neyi getirip neyi getiremediği ile ilgili olacağıdır. Eleştiride bulunanlara “sen sadece bardağın boş tarafını görüyorsun; biraz da dolu tarafına baksana!” dendiğine sıkça rastlarız. Evet, doğrudur üst açıdan bakıldığında bazen bardağın sadece boş tarafı görünür. Dolu tarafı aşağıda kalır. Ama bazıları da bardağın sadece dolu tarafını görmek istediklerinden boş tarafına gözlerini kapatır; tümünün kendi gördükleri kadar olduğunu düşünürler. Ben de diyorum ki evet bardağın dolu tarafını görelim ama boş tarafını görmeye de hakkımız olsun. Eğer boş tarafını görürsek doldurulması gerektiğini hatırlatma hakkımızı da kullanırız veya böylece belki eksiklerin tamamlanmasına öncülük etme imkânımız olur. Dolayısıyla bizim eleştirilerimiz, istemediklerini hedefe yerleştirmek için herhangi bir açığı yakalamayı kendileri için iyi bir fırsat olarak değerlendirenlerin yani fırsatçıların eleştirisiyle aynı olmayacaktır. 

Burada dikkat çekmem gereken üçüncü bir husus da Gazze’nin içinde bulunduğu durumdur. Bu bölge on yıldan fazla zamandır korkunç abluka altında tutuluyor ve gerçekten yorulmuş, bitkin düşmüş durumdadır. O yüzden Mısır diktatörü üç günlüğüne Rafah sınır kapısını açacağını ilan etse adeta bayram ediyor ve onun kendilerine kapıları kapattığı günlere göre değil açtığı günlere göre konuşma ihtiyacı duyuyorlar. Çünkü bir nefes alma fırsatı bulmanın sevinciyle konuşuyorlar. İşte böyle bir abluka ve baskı altında yaşamaya mecbur edilmiş bir halkın kendilerine kapı açmayı bırakın yardım ulaştırmayı, elektrik sorunlarını kısmen de olsa çözmek için enerji santralleri kurmayı, işgal rejiminin saldırılarında evleri yıkıldığı için çamurdan yapılmış evlerde veya çadırlarda yaşayan ailelerin evlerini yeniden inşa etmeyi, hastaneler ve sosyal kurumlar kurmayı vaat eden bir anlaşmaya sevinmeleri gayet normaldir. 

Fakat şunu da kabul etmemiz gerekir ki anlaşma beklenen ve istenen sonucu getirmiş değildir. Gazze’nin beklentisi ve hak ettiği şey ablukanın tamamen kaldırılmasıdır. Çünkü bu abluka işgal rejiminin ileri sürdüğü gerekçelere dayanan değil sırf Gazze halkını siyasi tercihinden dolayı cezalandırmayı amaçlayan insanlık dışı bir ablukadır. Anlaşma ise ablukanın kaldırılmasını değil sadece Gazze’ye insanî yardım ulaştırılması için kapı açmayı ve bu kapıdan sokulacak yardımlarla ablukanın yumuşatılmasını içermektedir. 

İşgal rejimi tarafı  ablukanın tamamen kaldırılması şartını kabul etmediğinden insanî yardımların ve ihtiyaç maddelerinin ulaştırılması için Gazze’ye liman inşa edilmesi talebini de geri çevirmiş yerine 1948’de işgal edilmiş yani “İsrail” olarak tanımlanan bölgede ve işgal rejimi kontrolünde olan Asdud (İsrail’in literatüründe Aşdot) limanı üzerinden dolaylı yol açılmasına razı olmuştur. Eğer ki böyle bir dolaylı yol ve İsrail kontrollü gümrük kapısı zorunluluğu getirilmiş olmasaydı Gazze üzerindeki abluka geçerliliğini yitirmiş olacaktı. 

Fakat şunu da bilmeliyiz ki bu anlaşma yolun sonu değildir. Surda bir gedik açıldığı doğrudur ve bardağın dolu tarafını oluşturuyor. Ama Gazze’yi çepeçevre kuşatan ve abluka altına alan surların henüz yıkılamadığı da bir gerçektir ve bu da bardağın boş tarafını oluşturuyor. Bundan sonra ablukanın Gazze’de sebep olduğu sorunları dünya gündemine taşıyarak tümüyle kalkması için diplomatik savaş verilmesi gerekiyor. 

Müteakip yazıda inşallah siyonist medyanın çarpıtmalarıyla ilgili bazı ilginç hususlara dikkat çekmeye çalışacağım. 

yeniakit

Bu yazı toplam 245 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim