• BIST 96.400
  • Altın 144,467
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • Ankara 11 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Konya 11 °C
  • Antalya 15 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Erzurum 11 °C
  • İzmir 21 °C
  • Rize 15 °C

Filistin’de yüksek yargı

Ahmet Varol

Filistin Yüksek Yargı Mahkemesi’nin seçimlerle ilgili kararları Mahmud Abbas yönetimine bağlı yargı mekanizmasının bağımsız çalıştığından söz etmenin tamamen imkânsız olduğunu ortaya koymuştu. Aynen Mısır ve Bangladeş’te olduğu gibi Filistin’de de Yüksek Yargı Mahkemesi anayasaya veya yasalara göre değil siparişe göre kararlar veriyor. Seçimler konusunda da önce Fetih örgütünün seçimlerin ertelenmesi gerektiğini söylemesi üzerine Yüksek Yargı Mahkemesi hazırlıkların yeterli olmadığını gerekçe göstererek tamamen iptal etti. Sonra da Gazze’de şartların uygun olmadığını iddia ederek seçimlerin sadece Batı Yaka’da yapılması ve Gazze’de yapılmaması gerektiğine karar verdi. Bu kararlar söz konusu mahkemenin uzaktan kumandalı çalıştığını çok açık bir şekilde gözler önüne seren kararlar oldu. 

Fakat bütün bu kararlarına rağmen yine de mahkeme başkanı Sami Sarsur, Mahmud Abbas’a ve onun liderliğini yaptığı Fetih örgütüne yaranamadı. Fetih liderlerinden Tevfik Et-Tayravi, Sarsur’un şahsıyla ilgili bazı evraklarda sahtekârlık yaptığını söyledi. Tayravi, Sarsur’un yüksek yargının başında kalmaya devam edebilmek için kendi doğum tarihinde değişiklik yaptığını iddia ediyordu. O, bu suçlamalarını basına yönelik muhtelif açıklamalarında özellikle dile getirdi ve Sarsur’un üzerine ısrarla gitti. 

Bütün bu açıklamaların ardından Mahmud Abbas da Sarsur’u sıkıştırdı ve istifaya zorladı. O da iki gün önce Abbas’a istifasını verdi. 

Sarsur’un görevden uzaklaştırılması da çok ilginç bir yöntemle oldu. Aslında Mahmud Abbas, onun evrakta sahtekârlık yapmasını gerekçe olarak kullanıp kendisi doğrudan görevden alabilirdi. Ama bu yola başvurmadı. Arada birtakım dolaplar çevrildi. Bu dolapların sonunda medyaya yapılan açıklamalarda Sarsur’un görevinden kendi isteğiyle istifa ettiği, Abbas’ın da onun istifasını kabul ettiği ifade edildi.  Anlaşıldığı kadarıyla adam istifaya çok da istekli değildi. Ama köşeyle sıkıştırılması karşısında başka bir seçenek bulamadı ve kenara çekilmeyi tercih etmek zorunda kaldı. 

Onun böyle bir taktik ve oyunla sahadan çekilmeye zorlanması gerçekte yargı mensuplarının hepsinin benzer baskılarla karşı karşıya olduklarını da gösterdi. Bu olay Yüksek Mahkeme’nin seçimler hakkında verdiği kararlara da bir açıklama getirmiş oldu. Belli ki bu kararlar yargının mantığına, anayasaya ve yasalara göre değil Fetih örgütünün başlangıçta seçimi istememesi, sonrasında da sadece Batı Yaka bölgesine tahsis ederek Gazze bölgesini tamamen devre dışı bırakmak istemesi sebebiyle çıkarılmıştı. 

Bu vesileyle Türkiye kamuoyunun çok da fazla gündemine getirilmeyen bir hususa dikkat çekmek istiyorum. Gazze’ye sadece siyonist işgal rejimi tarafından ambargo ve abluka uygulanmıyor. Ramallah’taki Mahmud Abbas’ın yönlendirdiği Filistin yönetimi tarafından da abluka ve ambargo uygulanıyor. Gazze’deki yönetim bu ablukanın kalkması için bazı önemli tavizler de vererek Ramallah’taki hükümetle uzlaşma anlaşması imzaladı. Böylece Filistin’in ortak yönetimi tamamen Ramallah’taki hükümet oldu.  

Ama ne yazık ki imzalanan uzlaşma anlaşması ve hükümetlerin birleştirilmesi sonucu değiştirmedi. Ramallah hükümeti Gazze’de çalışan memurların, kendine bağlı olmadığını iddia ederek maaşlarını ödememeye devam etti. Oysa Gazze halkının ihtiyacını bu memurlar karşılıyor. Ramallah hükümeti tarafından kendilerine maaş verilenler ise hâlâ, uzlaşma anlaşmasına rağmen, bilinçli bir şekilde görevlerini terk ediyor, işlerine gelmiyorlar. Bu uygulamanın amacı ise Gazze halkını yalnızlaştırmak, her türlü hizmetten yoksun bırakmaktır. Böyle bir uygulamanın siyonist işgal rejiminin uyguladığı abluka ve ambargodan ne farkı var? 

Gazze için yapılan yardımlar dâhil devlet yönetimleri tarafından gönderilen tüm resmî dış yardımlar, “resmi yönetim” olması sebebiyle Ramallah’taki hükümete teslim ediliyor. Fakat bu hükümet Gazze’nin payını göndermiyor. Bunun gibi daha pek çok konuda Gazze mahrûm ediliyor. 

Abbas yönetimi Gazze’nin mahrûm edilmesine neden olan uygulamalarına ihtiyaç duyduğunda mahkeme kararlarıyla yargı kılıfı da geçirebiliyor. Yerel seçimlerin Batı Yaka’da yapılmasına Gazze’de yapılmamasına dair karar ayrımcı yargı politikasının ne düzeye vardığının en bariz örneğidir. 

yeniakit

Bu yazı toplam 182 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim