• BIST 106.843
  • Altın 142,580
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Ankara 26 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Konya 29 °C
  • Antalya 29 °C
  • Diyarbakır 34 °C
  • Erzurum 25 °C
  • İzmir 30 °C
  • Rize 27 °C

Filistin’de hareketli günler

Ahmet Varol

Bu günlerde özellikle İslâm dünyasının dikkatinin Rusya’nın Suriye saldırısına odaklanması sebebiyle Filistin’de yaşanan gelişmeler büyük ölçüde gölgede kalıyor. Siyonist işgalcinin de zaten dumanlı havadan hoşlanan bir kurt gibi bu tür fırsatları değerlendirdiği biliniyor. 

Filistin’in Batı Yaka bölgesinde ve Kudüs şehrinde son günlerde işgal güçlerinin şiddetinin artması, dünkü yazımızda da sözünü ettiğimiz siyonistin ve Rusya’nın işgalci ordularından üst kademeli generallerin karşılıklı ziyaretlerinin siyonist işgalcinin güncel stratejisiyle ilgili yönünün de olduğunu gösteriyor. Zaten uluslararası siyonizm pragmatist felsefenin babasıdır. Çok daha fazlasını almadan veya almayı garanti etmeden kimseye zırnık vermez. 

Batı Yaka ve Kudüs’te son dönemde gerginliğin artmasına işgalcinin Mescidi Aksa’yı çok yönlü kuşatmaya alması, bazı günlerde yahudilerin özel günlerini ve bayramlarını bahane ederek Aksa külliyesini tamamen veya kısmen yahudilere tahsis etmesi neden oldu. Çünkü Filistin halkı bu uygulamanın Mescidi Aksa’yı zaman veya mekân yönünden yahudilerle Müslümanlar arasında paylaştırma planının bir alıştırma oyunu olduğunu biliyordu. 

İşgalcinin Müslümanları Mescidi Aksa’ya sokmaması, gençlerin bu kutsal mabedi savunmadaki gayretlerinden dolayı çoğu zaman elli yaşın bazen de kırk yaşın altındakilere yasak koyması, kadınların cami içinde murabıt olarak beklemeleri sebebiyle kadınların tümüne yasak uygulaması ve benzeri zorbalıklar özellikle Kudüs ve Batı Yaka bölgesinde tepkilere neden oldu. Filistin halkı tepkilerini gösterilerle ve yer yer işgalcilere karşı eylemlerle ortaya koydu. 

İşgal güçleri halkın direnişini ve İslâmi mirasını koruma mücadelesini kırabilmek için Rusya’nın Suriye’ye yönelik hava saldırısı yüzünden oluşan puslu havayı da değerlendirerek Filistinlilere yönelik şiddet uygulamalarını artırdı. Son birkaç gün içinde birçok Filistinli genç kasıtlı olarak gerçekleştirilen silahlı saldırılarda şehit edildi. Yüzlerce Filistinli de protesto eylemlerinin ve gösterilerin dağıtılması amacıyla düzenlenen saldırılarda yaralandı. 

İşgal rejimi son dönemde Baas’ın tecrübelerinden de yararlanarak, Batı Yaka ve Kudüs’e yerleştirdiği yahudi yerleşimcileri Şebbiha çeteleri gibi değerlendirmeye çalıştı. Yerleşimciler daha önce de Filistinlilere çok vahşi saldırılar düzenliyorlardı. Ancak son olaylarda daha organize bir şekilde saldırmaları için teşvik edildiler. Bu teşvik faaliyetlerinde “radikal” olarak tanımlanan hahamlar etkin bir şekilde devreye girdiler. Kendilerince yerleşimcilerin saldırılarını Filistin halkının sivil halk mücadelesine karşı “sivil cephe (!)” gibi lanse etmeye çalışıyorlar. 

İşgal istihbaratının yönlendirdiği organların ve radikal yahudi hahamların teşvik ve tahriklerinden cesaret alan yerleşimci Şebbiha çeteleri de saldırganlıkta iyice ileri gitmeye başladılar. Sadece son birkaç gün içinde düzenledikleri saldırıları sıralamak için bile sözü epey uzatmamız gerekir. Ancak saldırganlıkta aşırılıklarını ortaya koyması açısından özellikle bir olayı zikretmek istiyorum. Kudüs’te Şuruk Salah Deviyyat adında tesettürlü bir genç kızın önünü kesen yahudi Şebbihalar kızın örtüsünü çıkarmasını istediler. Kabul etmeyince kendileri fiili saldırı yoluyla örtüsünü çıkarmaya kalkıştılar. Genç kız bunun üzerine yanında taşıdığı bıçakla kendini savunarak iki yahudi Şebbihayı yaraladı. Bunun üzerine çete içindeki diğer militanlar silahla genç kıza ateş ettiler ve Şuruk ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. 

İşgalcilerin Mescidi Aksa’ya yönelik oyunlarını bozma ve saldırılarına tepki eylemlerinin artması üzerine ne yazık ki eylemlerin bastırılmasında Mahmud Abbas’ın güvenlik güçlerinin de devreye girmesi dikkat çekti. Abbas’a bağlı güçlerin gösterilere müdahaleleri, tutuklamaları ve gösterileri organize ettiklerinden şüphelenilen kişilerin evlerine baskınlar düzenlenmesi, Abbas’ın BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayla Filistin’de sergilediği tutum arasındaki büyük çelişkiyi gözler önüne serdi. Bu çelişki onun BM’deki konuşmasının içi boş ve samimiyetten uzak bir çalım satma olduğunu, işgalci siyonistle güvenlik işbirliği anlaşmasını iptal etmediği sürece de bu tür konuşmalarında samimi olamayacağını ortaya koydu.

yeniakit

Bu yazı toplam 331 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim