• BIST 100.487
  • Altın 274,862
  • Dolar 5,7100
  • Euro 6,3160
  • Ankara 27 °C
  • İstanbul 26 °C
  • Konya 27 °C
  • Antalya 29 °C
  • Diyarbakır 32 °C
  • Erzurum 22 °C
  • İzmir 30 °C
  • Rize 26 °C

Fahrettin Paşa Kimdir?

Fahrettin Paşa Kimdir?
Çöl Kaplanı Fahrettin Paşa Kimdir ?
 

Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayed'in bu paylaşımına yanıt Cumhurbaşkanılığı sözcüsü İbrahim Kalın'dan geldi. Sözcü Kalın, paylaşımı "utanç verici" olarak niteledi."Birleşik Arap Emirlikleri Dışişler Bakanı'nın, Türklerle Arapları tekrar birbirine düşürmeyi amaçlayan bu propaganda yalanını retweet etmesi utanç verici. İngilizlerin planlarına karşı Medine'yi cesurca savunan Fahreddin Paşa'ydı. Ne pahasına olursa olsun Cumhurbaşkanı Erdoğan'a saldırmak yeni moda mı?" Peki, Medine Kahramanı Fahrettin Paşa kimdir hayatı nasıldır? Detaylar haberimizde...

fahrettin_paAa_kimdir

MEDİNE KAHRAMANI FAHRETTİN PAŞA KİMDİR?

Ömer Fahreddin Türkkan (1868, Rusçuk - 22 Kasım 1948, Eskişehir yakınları), Türk asker ve diplomat. Özellikle I. Dünya Savaşı sırasında çıkan Şerif Hüseyin İsyanı'nda zor şartlar altında Medine'de yönettiği 2 yıl 7 ay süren Medine Müdafaası ile bilinmektedir. "Medîne Müdâfii", "Türk Kaplanı", "Çöl Kaplanı", "Medine Kahramanı" lakaplarıyla anılır.

ERKEN HAYATI

Rusçuk'ta doğdu, 93 Harbi'nden sonra ailesiyle birlikte İstanbul'a yerleşti. Mekteb-i Harbiye'yi birincilikle bitirdi. Erkan-ı Harbiye Mektebi'ni bitirdikten sonra 1891 yılında Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle göreve başladı. Balkan Savaşı'nda Çatalca savunmasında ve Edirne'nin geri alınışı'nda görev aldı.

AİLESİ

1900'de Ferik Ahmet Paşa'nın kızı Ayşe Sıdıka Hanımefendi (1884-1959) ile evlendi.

Çocukları:

Suphiye Türkkan 1904-1978 (kız)
Mehmed Selim Türkkan 1908-1991(oğlan)
Mehmed Orhan Türkkan 1910-1994 (oğlan)
Ayşe Nermin Türkkan 1919-1997 (kız)
Ayhan Türkkan 1928-4.2.1959 (oğlan)

fahreddin

I. DÜNYA SAVAŞI

I. Dünya Savaşı başladığında 4. Ordu'ya bağlı 12. Kolordu komutanı olarak Musul'da bulunuyordu. 1915 yılında 4. Ordu komutan vekilliğine getirildi. Bu bölgede iken hem tehcire tabi tutulan Ermenileri yerleştirmesiyle uğraştı aynı zamanda Urfa, Zeytun, Musadağı ve Haçin'deki Ermeni isyanlarını bastırdı.

1916 yılında 4. Ordu komutanı Cemal Paşa tarafından Medine'deki Hicaz Kuvve-i Seferiyesi komutanlığına atandı. İngilizlerin desteğinde isyana girişen Şerif Hüseyin ordusuna karşı, kısıtlı imkanlara rağmen yaptığı Medine Müdafaası büyük takdir topladı.

SAVAŞ SONRASI HAYATI

Medine Kuşatması'ndan sonra savaş esiri olarak önce 27 Ocak 1919 tarihinde Mısır'a daha sonra da 5 Ağustos 1919 tarihinde Malta'ya sürgün edildi. Sürgün sırasında, savaş suçlularını yargılamak üzere İtilaf Devletleri tarafından İstanbul'da kurulan Kürt Nemrut Mustafa Paşa Divan-ı Harbi adı verilen mahkemece ölüme mahkûm edildi. Ancak Ankara Hükümeti'nin gayretleriyle 8 Nisan 1921 tarihinde Malta'dan kurtulduktan sonra Eylül 1921 tarihinde Türk Kurtuluş Savaşı'na katılmak üzere Ankara'ya geldi. Başkomutan Müşir Gazi Mustafa Kemal Paşa tarafından Güney Cephesi'nde Fransız Ordusu'na karşı savaşan Türk kuvvetlerini birleştirmekle görevlendirildi. Fransızlarla Ankara Antlaşması'nın imzalanmasıyla güneyde savaş sona erince 9 Kasım 1921 tarihinde TBMM tarafından Kabil Büyükelçiliği'ne atandı. Türk-Afgan dostluğunun gelişmesinde önemli rol oynadı.

1936 yılında Ferik korgeneral rütbesi ile ordudan emekli oldu. 22 Kasım 1948 tarihinde bir tren yolculuğu sırasında Eskişehir yakınlarında kalp krizi geçirerek vefat etti. Vasiyeti üzerine Aşiyan Mezarlığına defnedildi.

Sabah Gazetesi yazarı Erhan Afyoncu gazetedeki köşesinde Fahrettin Paşayı şöyle anlatıyor....

MUKADDES EMANETLER

Mekke Şerifi Hüseyin'in isyan hazırlığına girişmesi üzerine 28 Mayıs 1916'da Fahreddin Paşa Medine'ye gönderildi. Fahreddin Paşa asilerden önce Medine'ye ulaşarak savunma tedbirlerini aldı. Şerif Hüseyin, 3 Haziran'da Medine çevresindeki demiryolunu ve telgraf hatlarını tahrip etti. 5-6 Haziran gecesi Medine karakollarına saldırdıysa da geri püskürtüldü. Fahreddin Paşa, şehri savunurken ilk iş olarak Medine'de bulunan mukaddes emanetleri ve bazı yazma eserleri düşmanın eline geçmesin diye İstanbul'a göndermişti. Bu yazmaların çoğu zaten Osmanlı yöneticileri tarafından Medine'deki kütüphanelere gönderilmiş eserlerdi. 500 civarındaki yazma şu anda Topkapı Sarayı'ndaki Medine Kitaplığı'nda muhafaza ediliyor.

Fahreddin Paşa subaylarıyla beraber.

Fahreddin Paşa, Medine'de bulunduğu süre içerisinde halkla iç içe olarak bölgedeki Araplar'ı yanına çekti. Mekke'de ise Vali Galib Paşa'nın beceriksizliği yüzünden büyüyen isyan sonucunda şehir asilerin eline geçmişti. Medine dışındaki şehirler kısa sürede asiler tarafından işgal edildi. Fahreddin Paşa ise kısıtlı imkânlarına rağmen bölgeyi savunmaya devam etti.

ÇEKİRGE TAVASI

Hicaz demiryolunun Medine'ye yakın olan Müdevvere İstasyonu'nun asiler tarafından ele geçirilmesinden sonra Medine Kalesi kuşatıldı. Fahreddin Paşa çölün ortasında çevresi ile irtibatı kesilmiş bir kaleyi savunmaya başladı.
Yardım alınamadığı için açlık, susuzluk ve hastalıklar baş göstermeye başlamıştı. Fahreddin Paşa, bu şartlar üzerine 7 Haziran 1918'de çekirge yenmesiyle ilgili bir tebliğ yayınladı:

"Çekirgenin serçe kuşundan ne farkı var? Yalnız tüyü yok. O da serçe gibi kanatlı uçuyor. Bitkiler ile besleniyor, temiz ve taze şeyler yiyor. Hem de tiryaki ve keyif sahibi, tütün ve limondan pek zevk alıyor. Bedevilerin başlıca gıdası çekirgedir. Bedeviler sağlamlıklarını ve zindeliklerini yedikleri çekirgelere borçludurlar…".
Çekirgeleri doktorlara tetkik ve tahlil ettirdiği söyleyen Fahreddin Paşa çekirgenin özelliklerini övdükten sonra dört türlü şekilde hazırlanabilecek olan çekirge yemeklerini tarif etmişti.

PAŞAYI BAĞLAYIP, MEDİNE'Yİ TESLİM ETTİLER

Bu arada mağlubiyeti kabul eden Osmanlı İmparatorluğu 30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi'ni imzalamıştı. Mütareke şartlarına göre Medine'yi teslim etmesi istenen Fahreddin Paşa bunu kabul etmedi. Mondros'tan sonra 72 gün daha Medine'yi savundu.
Fahreddin Paşa teslim olmayacaktı. Bunun üzerine İstanbul, paşayı komutanlıktan aldı. Yerine atanan Albay Ali Necib Bey teslim görüşmelerini yürüttü. Ancak İngilizler ve Araplar, Fahreddin Paşa'nın teslim olmasını şart koştular. Bunun üzerine komutan vekili Ali Necib Bey, İngilizler'le paşayı teslim etmek için anlaştı.
Ali Necib Bey ve yanındakiler, Peygamberimizin türbesinin yakınlarında bir yerde bekleyip, teslim olmayan Fahreddin Paşa'nın, yanına gittiler. Hatırını sormaya geldiklerini zanneden Fahreddin Paşa'nın gözüne kül attıktan sonra üzerine atlayarak bağlayıp, 10 Ocak 1919'da İngilizler'e teslim ettiler. Fahreddin Paşa, bu hadiseyi hayatımın en acı günü diye anlatır.

medine_mAda

MEDİNE MÜDAFAASI

Medine Müdafaası, Şerif Hüseyin'in 1916'da İngiliz desteğiyle isyan ederek Medine'yi hedef alması üzerine başlayıp, 2 yıl 7 ay sürdü ve Mondros Mütarekesi'nin imzalanması üzerine Padişah VI. Mehmet'in, müdafaada ısrar eden garnizon komutanı Fahrettin Paşa'yı iknasıyla sona erdi. Medine'deki Osmanlı garnizonu, mütarekeye göre silah bırakan son Osmanlı birliği oldu ve Medine'de kısa süreli Haşimi iktidarı başladı. Çatışmalardan ötürü Medine halkının ciddi bir kısmı göç etmek zorunda kaldı. Kuşatma sonunda, garnizon komutanı Fahrettin Paşa İngilizler tarafından tutuklanarak Malta'ya sürgün edildi.

KUŞATMA ÖNCESİ DURUM VE ŞERİF HÜSEYİN İSYANI

Yönetim merkezinden oldukça uzak konumda bulunan Medine'deki Osmanlı garnizonu, bağlantı ve lojistik ihtiyaçlarını Hicaz Demiryolu üzerinden görüyordu. Haziran 1916'daki Şerif Hüseyin isyanı'na kadar bu ikmal hattı güvenli durumdaydı.

Sultan II. Abdülhamid döneminde İstanbul'da tutulan Şerif Hüseyin, II. Meşrutiyet'in ilanıyla İttihat ve Terakki Yönetimi tarafından Mekke Şerifi olarak Hicaz'a gönderildi. Haziran 1916'da, İttihat ve Terakki Yönetimin'nin Türkçülük politikalarını öne süren Şerif Hüseyin isyan etti.

İsyanda, İngiltere'nin irtibat subayı olarak uzun yıllar Arap Yarımadası'nda casusluk faaliyetleri yürüten Thomas Edward Lawrence'ın gayretleri büyük yer tutmaktadır. Petrol potansiyeli sebebiyle Arap Yarımadası'nın büyük önem taşıması ve olası bir isyanın Osmanlı Ordusu'nun gücünün bölünmesi anlamına gelmesi, isyan tertibi için İngiltere'nin en önemli sebepleriydi.

Kuşatmadan kısa süre önce, isyancıların Medine'ye de saldıracağını öngören Fahrettin Paşa, şehirdeki bütün kutsal emanetleri gizlice İstanbul'a gönderdi.

KUŞATMA

İngilizler'in her konuda destek verip takviye ettiği ve çoğu düzensiz Bedevi milislerden oluşan Haşimi Ordusu, sırasıyla Cidde, Mekke, Taif, Yanbu ve Akabe şehirlerini ele geçirerek Medine'nin merkezle olan bağlantısını kesti ve şehri kuşatma altına aldı. Ardından Medine'ye saldıran isyancı birlikleri Osmanlı Ordusu'nca geri püskürtüldü.

Bu yenilgiden sonra isyancılar, bir daha cephe savaşına girişmediler. Ayrıca Medine'de askeri bir kuşatma da kuramadılar. Ancak Medine'nin merkezle olan bağlantısının tamamen kopması ve isyancıların sabotaj faaliyetleri ve vurkaç tipi gerilla saldırıları sebebiyle Medine'deki Osmanlı garnizonu yerinden kıpırdayamadı, fiili bir kuşatma ile yüzyüze kaldı.

İsyan boyunca özellikle şehirli Arap halkı isyana pek rağbet etmedi. Bu yüzden isyancı güçler kuşatma süresince Osmanlı garnizonuna yeniden topluca saldırmaya cesaret edecek askeri güce ulaşamadı. İngilizler de sembolik sebeplerden ötürü Hicaz bölgesine asker sokmak istemiyordu. Diğer taraftan, I. Dünya Savaşı Osmanlı aleyhine gelişmekte olduğundan, Osmanlı'nın Hicaz'a askeri bir harekat düzenlemesi de mümkün olmadı. Bu şartlar altında kuşatma her iki taraf için de tam bir çıkmaza dönmüş oldu.

Ancak şehri savunan Osmanlı garnizonu için tablo daha da karamsardı. Zira Filistin Cephesi'nden kötü haberler gelmeye başladı. 7 Kasım 1917'de Gazze, 26 Aralık 1917'de Kudüs düştü. Ardından 21 Eylül 1918'deki Nablus Muharebesi'nde Sina ve Filistin Cephesi'ni oluşturan 4., 7. ve 8. Ordular dağıldı. Böylece Filistin Cephesi tamamen çöktü ve Medine garnizonunun Osmanlı Ordularıyla tekrar temas kurma umudu tamamen bitti.

Sivil kayıpların önüne geçmek ve direnişi kolaylaştırmak üzere kuşatmadan önce Medine halkının önemli bir kısmı şehirden ayrılmıştı. Kuşatmadan önce garnizonun ihtiyaçlarını karşılamak üzere yardım istenmişse de, imkansızlıklar bahane gösterilerek bu talepler reddedildi. Kuşatmanın ilk aylarından itibaren Osmanlı askerleri her açıdan ciddi sıkıntılar yaşadı. Özellikle gıda ve sağlık imkanları kısa sürede tükenme noktasına geldi. Öyle ki garnizon teslim olduğunda Haşimi Ordusu'na geçen gıda malzemeleri yalnızca hurma ve kurutulmuş çekirgeden ibaretti. Ancak garnizon komutanı Fahrettin Paşa bütün olumsuzluklara rağmen Müslümanların kutsal kabul ettiği Medine şehriyle de örtüşen moral-manevi değerlerden ötürü teslim olmaya yanaşmadı.

Eylül 1918'de Mısır'daki İngiliz Kraliyet Komiseri Edmund Allenby, Fahrettin Paşa'yı teslime ikna etmek için yazdığı bir mektupta şu ifadelere yer verdi:

“ Medine'yi uzun süre müdafaa etmekle siz, bir asker ve Türk vatanperveri olarak hükümdarınız, memleketiniz ve şahsi şerefiniz için elinizden geleni yapmış bulunuyorsunuz. Yukarıdaki hususları ve ümitsiz askeri durumunuzu göz önünde bulundurarak, birçok canların kurban edilmesine sebep olacak faydasız mukavemetin uzatılmasının doğru olup olmayacağını ciddi bir surette düşünmenizi rica ederim.”
Fahrettin Paşa, İngilizlerin çeşitli zamanlarda yinelediği bu gibi teslim olma taleplerini reddetti. Ancak şartların zorluğu ve durumun umutsuz bir hal alması garnizondan toplu firarları arttırdı. Ayrıca subaylar arasında da giderek ciddi bir hoşnutsuzluk baş gösterdi.

İlerleyen aylarda diğer cephelerde art arda mağlubiyetler alan Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı'nı kaybetti; Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandı ve antlaşma hükümlerine göre Osmanlı Orduları terhis edilmeye başlandı. Antlaşma haberi Medine'ye de gönderildi ve Fahrettin Paşa'ya ordusuyla birlikte en yakın İngiliz birliğine teslim olması emredildi. Ancak Fahrettin Paşa emri yerine getirmedi ve direnmeye devam etme kararı aldı. Yinelenen emirlere rağmen garnizon antlaşmadan sonraki 3 ay boyunca direndi.

Babıali Medine'yi teslime ikna edemediğinden İngiltere, kabine değişikliği istedi ve hükümeti düşürerek Ahmet Tevfik Paşa kabinesini kurdurdu. Ancak yeni kabinenin de Medine'nin teslimi konusundaki baskıları sonuçsuz kalınca İngiltere Osmanlı Devleti'ne nota verdi ve savaşa yeniden başlayacağını bildirdi.

Bunun üzerine Padişah VI. Mehmet'in bizzat ricası ve kendi subaylarının iknası sonucu Fahrettin Paşa 10 Ocak 1919'da Medine'yi teslim etti. Böylece Medine'deki Osmanlı garnizonu, silah bırakan son ittifak devletleri muharip birliği oldu ve I. Dünya Savaşı fiilen sona erdi.

SONRASI

Kuşatma sonrasında Fahrettin Paşa İngilizlerce tutuklanarak Malta'ya sürüldü. Medine'deki direnişinden ötürü yerel halk nezdinde de büyük itibar gördü. Bu yüzden Lawrence onun için "Çöl Kaplanı" tabirini kullanmıştır. Yıllar sonra Malta'dan kaçan Fahrettin Paşa Anadolu'ya gelerek Milli Mücadele'ye katıldı.

Esir alınan Osmanlı askerleri Mısır'daki esir kamplarına gönderildi. Yalnızca Hilal-i Ahmer görevlilerinin, yolculuğa çıkamayacak durumdaki yaralı Osmanlı askerlerinin tedavisi için bir süre daha Medine'de kalmasına izin verildi. Direniş boyunca Medine'de bulunan Hilal-i Ahmer gönüllüsü Feridun Kandemir, Osmanlı askerlerinin Medine'den ayrılışını hatıralarında şöyle anlatır:

“ Kimi kolsuz, kimi bacaksız kalmış askerlerin, birbirlerine sokulup yardım ederek halsiz, mecalsiz bir durumda, son defa Haremüşşerif'i ziyaretle Ravza'ya yüzlerini sürerek dualar ede ede yaptıkları veda, görülecek şeydi. İngiliz altınları ile beslenerek Türk'e diş biler hale getirilmiş bazı sözde Araplar bile bu manzara karşısında göz yaşlarını tutamamışlardı. Bizimle beraber Medine'de kalıp aylarca süren muhasaranın her türlü sıkıntısını çekerek açlığına bile katlanan yerli Araplarsa tam bir matem havası içinde hüngür hüngür ağlıyorlardı.”

Osmanlı birliklerinin elindeki tüm silah, cephane ve yaşam malzemeleri Haşimiler'e geçti. Direnişin bitmesinden sonra Medine Şerif Hüseyin'in eline geçmişse de kısa bir süre sonra Suudilerin Haşimi Hanedanlığı'na karşı giriştiği isyan neticesinde Medine Suudiler'e geçmiş ve Şerif Hüseyin yenilerek Hicaz'ı terk etmek zorunda kalmıştır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Sisi'ye Çağrı14 Eylül 2019 Cumartesi 13:37
  • Suud Petrol Rafine Tesisine Saldırı14 Eylül 2019 Cumartesi 13:06
  • Selman’a Yeni Görev08 Eylül 2019 Pazar 17:58
  • Netanyahu: Arap liderleri Beni Tebrik Etti!07 Eylül 2019 Cumartesi 18:23
  • Netanyahu Kendini Bakan Olarak Atadı04 Eylül 2019 Çarşamba 14:38
  • Suud-ABD Arasında Savunma İş Birliği30 Ağustos 2019 Cuma 18:41
  • BAE-Suud Çatışması Yemen'de Devam Ediyor29 Ağustos 2019 Perşembe 16:21
  • Katar: Şartsız Diyaloğa Açığız29 Ağustos 2019 Perşembe 13:32
  • İsrail Başbakanı'ndan İtiraf23 Ağustos 2019 Cuma 17:14
  • Suudi Arabistan'dan ''Şişli ve Taksim'' Uyarısı18 Ağustos 2019 Pazar 15:21
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim