• BIST 89.282
  • Altın 145,897
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 11 °C
  • Konya 10 °C
  • Antalya 15 °C
  • Diyarbakır 10 °C
  • Erzurum 2 °C
  • İzmir 15 °C
  • Rize 10 °C

Eski Tas Eski Hamam

Ahmet Varol

 

 


Obama'nın yeniden başkanlığa seçilmesinin dünyadaki sorunlu bölgelere, özellikle Baas katliamları sürdüğünden Suriye'nin, Gazze'ye uygulanan insanlık dışı ambargo ve Filistinlilerden zorla gasp edilen araziler üzerine yahudi göçmenler için yeni yerleşim merkezleri inşa edilmesi sebebiyle Filistin'in öncelikli konum arz etmesinden dolayı buralara olumlu yansıması talebiyle çağrılar yapıldığını görüyoruz. Bu belki bir arzu ve Obama'ya insanlık adına sorumluluğunu hatırlatma olabilir. Ama gerçekte çağrı yapanların dahi bu konularda bir iyimserlik ve çağrılarının olumlu yankı bulacağı beklentisi içinde olduklarını sanmıyorum. En önce ABD'deki siyonist lobinin siyasi mekanizmayla köprüleri kurarken her zaman ikili oynadığını, bir tarafla köprüleri sağlamlaştırırken diğer tarafla tamamen atmadığını dikkate almalıyız. Son seçimlerde de görünüşte Romney'den yana ve onu destekliyormuş gibi göründülerse de arka planda Obama ile ilişkilerini korudular. Hatta bu yöndeki taktiklerini arka plandaki ilişkilerini daha etkili ve pazarlıklarını daha güçlü hale getirebilmek için değerlendirmeye çalıştıklarını söyleyebiliriz.
 
Yani Romney'e yakın durma yönündeki politika ve taktiklerini Obama'dan daha çok şey koparabilmek için değerlendirmeye çalışmışlardır. Nitekim Obama'nın seçim öncesinde siyonistlere tavizlerini artırması, özellikle de parti programına, Kudüs'le ilgili siyasetlerinde işgalciler lehine köklü değişiklikler yaptıklarını gösteren ifadeler yerleştirmeleri bunu gösterir. Hatırlanacağı üzere seçim kampanyası esnasında parti programlarına "Kudüs İsrail'in başkentidir ve öyle de kalacaktır" ifadesini eklemişlerdi. Oysa Obama daha önce Kudüs'ün İsrail tarafından başkent ilan edilmesine karşı olduğunu ifade etmeye çalışıyordu.

Onun bu tutumu Filistin davasıyla ilgili politikasında ABD'deki siyonist lobiyle yakın bağlantı içinde olacağını ve siyonist işgalcileri rahatsız edecek bir adım atmaktan çekineceğini gösterir. Dolayısıyla ikinci kez seçilmesinden dolayı Filistin davası açısından iyimser olmamız ve olumlu gelişmeler beklememiz yersizdir.

Suriye konusunda nasıl bir siyaset izleyeceklerini Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'un açıklamaları ortaya koymuştur. Bu açıklamalar aslında yeni bir gelişme veya tavır değişikliği değil ABD'nin bu konuda devam eden politikasının ifşasıydı. Biz ABD'nin Suriye'deki direnişe kesinlikle destek vermediğini ve Baas rejiminin İslâmi direniş yoluyla izale edilmesine olumlu bakmadığını, çünkü bunu siyonist işgalin geleceği açısından riskli gördüğünü olayların başlangıcından beri değişik vesilelerle dile getirmiştik. Clinton'un açıklamaları ABD'nin daha önce perde arkasında kalan politikasını gün yüzüne çıkarmış ve Baas rejimine açıktan destek veren güçlerle ABD'nin Suriye'deki direniş karşısında aynı yerde durdukları gerçeğini teyit etmiştir.

Obama'nın yeni döneminde Bayan Clinton'un tekrar Dışişleri Bakanlığı'na getirilmeyeceği söyleniyor. Ama bu, Suriye konusundaki tavrının değişeceğini göstermez. ABD'nin bu konudaki politikasını belirleyenler ve esas alınan temeller yerinde duruyor olacak.
 
ABD'nin Suriye'ye yönelik tehlikeli bir oyununun Karzai formülü olduğunu daha önce dile getirmiştik. Suriye muhalefeti bu oyuna karşı önemli tedbirler aldı. Suriye Ulusal Konseyi'nde bir yenilenmeye gitmekle birlikte siyasi muhalefeti temsil eden tek yasal organın bu konsey olacağı üzerinde ittifak ettiğini duyurdu.

Fakat bizim gördüğümüz kadarıyla ABD'nin Suriye'ye karşı ikinci bir kirli oyunu da Karzai formülünü uygulamakta başarılı olamaması durumunda Irak formülünü devreye sokmaktır. O da artık Baas rejiminin uçurumun kenarına doğru yaklaştığının gözlemlendiği şu merhalede, faili belli olmayan ve çoğunlukla sivillerin hedef alınacağı bombalamalar planlamak, infaz ettirmek ve direniş içindeki bazı siyasi ihtilafları silahlı çatışmalara dönüştürmek için karanlık işler çevirmektir.

İkinci taktik birinciden çok daha tehlikelidir ve Suriye direnişinin siyasi ve askerî kanadıyla buna karşı çok daha sıkı tedbirlere başvurması, ABD, siyonist işgal, Rusya, Baas kalıntıları ve işbirlikçilerinin birlikte icra edebileceği bu kirli oyunun başarılı olmasını önlemek için koordinasyon içinde hareket etmeleri gerekir.

yeniakit

Bu yazı toplam 838 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim