• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Ankara 1 °C
  • İstanbul 5 °C
  • Konya -1 °C
  • Antalya 11 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Erzurum -14 °C
  • İzmir 7 °C
  • Rize 2 °C

Esirler Günü ve Esir Mescidi Aksa

Ahmet Varol

17 Nisan Filistin’de Esirler Günü olarak ihya ediliyor. Filistin’de esaret hayatın bir gerçeği. Çünkü en başta toprak esaret altındadır. Siyonist işgal gayri meşru olduğundan onun sultası altındaki toprak da esirdir. Dolayısıyla bugün işgal zindanlarında tutulan tutsaklar da hem topraklarını hem de o toprakların sahiplerini özgürlüğe kavuşturmak amacıyla verdikleri mücadelelerinde kendi özgürlüklerini feda etmişlerdir. 

Siyonist işgalden kurtularak gerçek özgürlüğe kavuşmak bütün Filistinlilerin gayesi olduğundan tümü işgal güçleri tarafından düşman olarak görülüyor. O yüzden hepsiyle savaş halindeler. Zindanlarını da her ne şekilde olursa olsun bu özgürlük mücadelesine sahip çıkan, onu kendi onurları olarak gören insanlarla dolduruyorlar. Fiili mücadelenin içinde yer alıp almamalarına bakmıyorlar. Bu mücadele içinde yer alanlardan birinin akrabası olmak yahut onlardan biriyle irtibata geçmek, mücadeleyi haklı bulduğunu ve işgali reddettiğini söylemek de yeterli oluyor işgalci açısından. O yüzden işgal altındaki topraklarda yaşayan Filistinliler arasında 15 yaşın üstünde olanlardan her beş kişiden biri en az bir kez işgal zindanına girmiştir. Çocuk yaşta zindana girmiş olanların sayısı da az değildir. 

Tutsakların önemli bir kısmı “idarî hapis” denen uygulamayla zindanda tutuluyor. “İdarî hapis” herhangi bir yargılamaya başvurmadan ve mahkûmiyet kararı vermeden hapiste tutma uygulamasına deniyor. Bu uygulamaya göre işgal mahkemesi bir Filistinliyi bırakın mahkûmiyet kararı vermeyi hakkında herhangi bir dava dosyası dahi açmadan altı ay hapse atabiliyor. Süre dolunca yeni bir kararla yine iddianameye ihtiyaç duymadan ve dava dosyası açmadan “idarî hapis” süresini altı aya kadar uzatabiliyor. Uzatma işlemini birkaç kez tekrar edebiliyor. Hâlen işgal zindanlarında tutulan tutsakların binlercesi bu şekilde haklarında herhangi bir mahkeme kararı verilmemiş “idarî hapis” mağdurlarıdır. 

İdarî hapis uygulaması iki gerçeği gözler önüne seriyor. Birincisi siyonist işgalin Filistinlilerin tümünü “suçlu” kabul ettiği. Bundan dolayı onları herhangi bir soruşturmaya tabi tutma ve mahkûm edilmelerini gerektirecek bir fiillerinin olup olmadığını tespit etme ihtiyacı duymuyor. Böyle düşünmesi de Filistin halkının tümüyle savaş halinde olduğunu gösterir. Dolayısıyla işgal zindanlarındaki Filistinlilerin yargı mahkûmu veya siyasi mahkûm değil savaş esiri olarak kabul edilmesi gerekir. Bu durum karşısında Filistin direnişinin de işgalci askerleri esir alarak mübadele yapma hakkı olacaktır. 

İkinci önemli sebep de işgalcinin esir alma işlemini Filistinlilere karşı yıldırma yöntemi olarak kullanmak istemesidir. O yüzden sürekli yeni baskınlar ve esir alma işlemleri gerçekleştirebilmek, bu konuda zorluk çekmemek için yargılamaya vakit ayırmak istemiyor. Bu da yine işgalcinin Filistin halkının tümüyle savaş halinde olduğunu ve işgal zindanlarındaki tüm Filistinlilerin savaş esiri kabul edilmesi gerektiğini gösterir. 

Filistinli tutsakların savaş esiri olduğunu gösteren bir gerçek de aynen esir kampları gibi çok kötü şartların hâkim olduğu yerlerde tutulmaları, tüm mahkûm haklarından mahrum edilmeleri, sağlık hizmetinden yoksun bırakılmaları sebebiyle birçoğunun müzmin hastalığa yakalanmış olması ve aileleriyle bile görüşmelerinin çoğu zaman engellenmesidir. 

Filistin’deki tutsaklardan biri de tarihte tevhit mücadelesinin önemli merkezi olmuş ve İslâm’ın ilk kıblesi Mescidi Aksa’dır. İşgalcilerin son dönemde onu hedef alan saldırıları oldukça yoğunlaştı ve arttı. Bu haftanın başında yine işgal askerlerinin koruduğu taşkın yahudi grupların saldırısı yüzünden Mescidi Aksa içinde çatışmalar meydana geldi. 

Bütün bu baskın ve saldırıların amacı bu kutsal camiyi yahudi mabedine dönüştürmek için son dönemde devreye sokulan planın zeminini oluşturmaktır. Dolayısıyla baskınlar dışa yansıtıldığı gibi marjinal grupların planladığı değil işgal yönetiminin taktikleriyle ve askerlerinin himayesi altında gerçekleştirilen baskınlardır. Önce altını oyarak yıkmaya çalışan ama bunda başarılı olamayan işgalci şimdi el-Halil’deki Hz. İbrahim Camisi’nde uyguladığı taktiği devreye sokarak kademeli bir şekilde yahudi mabedine dönüştürmek istiyor.

yeniakit

Bu yazı toplam 424 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim