• BIST 83.243
  • Altın 149,216
  • Dolar 3,8261
  • Euro 4,1052
  • Ankara -3 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Konya -5 °C
  • Antalya 11 °C
  • Diyarbakır 7 °C
  • Erzurum -18 °C
  • İzmir 7 °C
  • Rize 8 °C

Erdoğan’a hürmet, muhabbet ve bağlılığımızı ifade etmek için böyle...

Hakan Albayrak

Erdoğan’a hürmet, muhabbet ve bağlılığımızı ifade etmek için böyle şeylere ihtiyacımız yok arkadaşlar

AK Parti üyesiyim. Bana kalsaydı partim bütün koalisyonlara peşinen kapısını kapatır, “CHP-MHP-HDP koalisyonunu kuruyorlarsa kursunlar, yoksa erken seçime gidelim” diye kestirip atardı. Öyle olmadı. Olmayınca, “Benim dediğimi yapmadığına göre AK Parti’nin bu süreçte yapıp ettiği hiçbir şey beni ilgilendirmez” demedim ve demiyorum. “AK Parti madem koalisyon imkânlarını yoklamayı tercih etti, öyleyse bu işi doğru dürüst yapmasını ve tercihinin hayırlara vesile olmasını dilerim” dedim ve diyorum.
Önemsediğim bu nottan sonra konumuza gelelim. Konumuz, bazı arkadaşlarımızın Ahmet Davutoğlu’na duydukları anlaşılmaz garez.
***
Koalisyon ihtimali var mı? Var. AK Parti-MHP koalisyonu ihtimal dahilinde mi? İhtimal dahilinde. Türkiye’nin Suriye’de radikal adımlar atması gündemde mi? Gündemde. Bu adımların sıhhatli bir şekilde atılabilmesi için MHP’nin desteği gerekebilir mi? Gerekebilir. Binaenaleyh, AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye nazik bir jestte bulunması, mesela milletvekili yeminini okur okumaz Meclis’ten ayrılmak yerine Bahçeli’nin yemin etmesini bekleyip ondan sonra ayrılması normal mi? Normal. Beklemeden giderek Bahçeli’ye lisan-ı hal ile ‘Umurumda değilsin’ demiş olsaydı siyaseten yanlış hareket etmiş olmaz mıydı? Olurdu. Peki, jestine selam ile mukabele eden Bahçeli’nin selamını da aldığı halde, Bahçeli yemin edip alkışlar eşliğinde kürsüden inerken onu alkışlayanlara katılmasaydı, “Bu saate kadar beklemekle jest vazifemi tamamlamış oldum. Alkışa katılmam” deseydi, bu biraz tuhaf kaçmaz mıydı? Biraz değil çok tuhaf kaçardı.
“Bahçeli’nin yemin etmesini beklemesinde sorun yok. Bahçeli’nin selamını almasında da sorun yok. Bahçeli’yi alkışlaması ise büyük skandal. Cumhurbaşkanı Erdoğan Meclis’e geldğinde Bahçeli ve adamları ayağa kalkmadılar, saygısızlık ettiler. Buna rağmen Bahçeli’yi alkışlayan Davutoğlu, Erdoğan’a saygısızlığı alkışlamış oldu. Koalisyon karşılığında Bilal Erdoğan’ın harcanması talebini alkışlamış oldu. Cumhurbaşkanı’nın Beştepe’den Çankaya’ya gönderilmesi fikrini alkışlamış oldu. Erdoğan diye bir kırmızı çizgisinin olmadığını göstermiş oldu” diyebilir miyiz? Teknik olarak mümkün, ama dememeliyiz. Diyen kardeşlerimizin deyişine de bir anlam –en azından kabul edilebilir bir anlam- verememeliyiz.
Devlet Bahçeli ve adamlarının o saygısızlığı hepimize saygısızlıktır, çünkü Erdoğan hepimizin lideridir. Bununla beraber, Devlet Bahçeli bizim öğretmenimiz olamayacağı için, Başbakanımızın onun gibi davranmasını beklemek, Başbakanımızı o yönde ‘gazlamak’, üstelik bir de Başbakanımızla Cumhurbaşkanımız arasında fitne çıkarmaya veya varolan fitneyi beslemeye çalışanların ekmeğine yağ sürmek bize yakışmaz. Yazının başında zikrettiğimiz ‘kritik’ süreçler olmasaydı misliyle mukabeleyi biz de savunabilirdik, ama gün ilm-i siyaset günüdür.
‘Kritik’ süreçler bir yana; Davutoğlu, o jesti, sırf nezaket olsun diye, siyasete hakim olan kabalığa bir darbe olun diye, Bahçeli’ye yahut onun şahsında bütün siyasi rakiplerine ‘fiilî bir nezaket daveti’ olsun diye yapmış olsa bile, belki de bilhassa o takdirde, güzel değil mi?
Bahçeli’nin yeminini beklemesine ve onun selamını almasına bir şey demeyip “Ama Davutoğlu’nun neyi alkışladığını anlamadım” demek ve ardından da Erdoğan’a vefasızlık imajı uyandırmaya matuf cümleler sıralamak fena halde zorlama bir eleştiridir.
Erdoğan’a hürmet, muhabbet ve bağlılığımızı ifade etmek için böyle zorlamalara ihtiyacımızın olmadığını düşünüyorum.


Nevzat’ın bir cümlesini resmen değiştiriyoruz

Sevgili Nevzat Çiçek’in dün Diriliş Postası’nın birinci sayfasında çıkan yazısının son cümlesi (“Ya Filistinlilerin vizesini kaldırın ya da İsrail’e vize uygulayın”) yanlış anlaşılmaya müsait. Nevzat’la da konuşup o cümleyi şöylece değiştirmeye karar verdik: “İsrail’e her halukârda vize koyun ve Filistin’e vizeyi her halukârda kaldırın.”
Matbu kayıt konusunda yapabileceğimiz bir şey yok ama zihinlerinizdeki kaydı bu şekilde değiştirmenizi istirham ederiz.

 

Bu yazı toplam 327 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim