• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Ankara 13 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Konya 11 °C
  • Antalya 17 °C
  • Diyarbakır 16 °C
  • Erzurum 4 °C
  • İzmir 16 °C
  • Rize 15 °C

Enver Paşa bizi harbe sokmasaydı biterdik!

Hakan Albayrak


Dün kaldığımız yeri hatırlayarak, "Enver Paşa'nın faydaları" bahsine devam edelim: "Milli Mücadele" de Enver Paşa'nın adam ettiği ordunun ve İttihatçı kadroların (yahut İttihat ve Terakki kökenli kadroların) omuzları üzerinde yükseldi. "İstiklâl Harbi"ni başlatsın diye kolordusunu Mustafa Kemal Paşa'nın emrine veren Karabekir Paşa, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Manastır şubesinin kurucularından değil miydi?

"İyi ama, Enver Paşa bizi Dünya Savaşı'na niye soktu ki? Bizi Kurtuluş Savaşı vermeye niye mecbur bıraktı? Almanların peşine takılıp Osmanlı Devleti'ni maceraya sürüklemenin ne alemi vardı?" diye soracak olursanız...

Tekrar ediyorum: Osmanlı Devleti miskin miskin çöküyordu. Ruslar, İngilizler, Fransızlar, son Osmanlı topraklarını da paylaşmak için gün sayıyorlardı. Almanların işini bitirdikten sonra Osmanlı'ya saldıracakları aşikârdı. İttihatçılar onlarla anlaşmak için az uğraşmadılar, ama olmadı. Almanlarla anlaşıp son bir gayretle felaketin önüne geçmeyi denemekten başka çareleri yoktu. İyi ki de öyle yapmışlar. İyi ki de devleti Almanya'nın yanında Cihan Harbi'ne sokmuşlar. Aksi halde Almanlar çabucak tepelenir ve fazla yıpranmayan İtilaf Devletleri Anadolu'yu rahatça zapturapt altına alırlardı.

Enver Paşa, İtilaf Devletleri'nin çarkına çomak soktu. Osmanlı'nın harbe katılması sayesinde harp iki sene uzadı; İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar fena halde yıprandı; Çanakkale destanıyla ikmal yolunu kestiğimiz Rus Çarlığı çöktü. Harpten bitap düşen Avrupa kamuoylarının "Yeter artık, barış istiyoruz!" haykırışları ve ihtilal tehditleri altında, Londra, Paris yahut Roma'nın Osmanlı/Türkiye ile uzun soluklu yeni bir harbi göze alması mümkün değildi. Harp yorgunu İngilizler, kendilerini riske atmayıp, şanslarını Yunan ordusunu kullanarak denediler; Yunan ordusu çuvallayınca da müzakere kapısını açtılar. Çar'ı deviren Bolşevikler de -Rusya'nın iç meseleleri ile ziyadesiyle meşgul oldukları için- Osmanlı/Türkiye ile anlaşma yoluna gidip, Kars ve Ardahan'ı iade ettiler. Harbe girmeseydik, Rus Çarlığı'nı Çanakkale Boğazı'na gömmeseydik, bugün Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz'de -ayrıca da Boğazlar'da- herhalde Rus bayrağı dalgalanırdı.

Hülasa: Bugün "Türkiye" dediğimiz toprakların kurtuluşunu -Rabbu'l Alemin'in inayetiyle- Enver Paşa'ya borçluyuz. "Maceracı" diyorlar ya; Türkiye'nin temeli Enver Paşa'nın "maceracılığı" ile atıldı. Enver Paşa'dan hiç hazzetmeyen Mustafa Armağan bile, biraz zorlasak, bunu kabul edebilir. Nereden mi çıkarıyorum? Bir mülakattaki şu sözlerinden çıkarıyorum:

"Anka'nın Yükseliş ve Düşüşü adlı kitabında Oral Sander de söylüyor. Anka kuşu gibi, Birinci Dünya Savaşı'nda, yeniden bir daha doğmak için intihar etti, kendisini ateşlerin içine fırlattı diyor Osmanlı Devleti için... Gerçekten de... Osmanlı ruhu... fosilce yaşayışa razı olabilir miydi?"

İntihar kelimesi hariç, üç aşağı-beş yukarı aynı şeyi söylüyorum.

***

NOT: Sarıkamış konusundaki insafsız yalanlar ve Enver Paşa'ya yöneltilen diğer suçlamalarla ilgili soruları daha evvel cevaplamıştım. Yeni Şafak'ın internet sitesindeki yazı arşivimde bulabilirsiniz. Bkz. 5-12 Mayıs 2008 tarihli yazılar.

yenişafak

Bu yazı toplam 2149 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim