• BIST 97.859
  • Altın 145,775
  • Dolar 3,5783
  • Euro 3,9984
  • Ankara 21 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Konya 21 °C
  • Antalya 22 °C
  • Diyarbakır 32 °C
  • Erzurum 22 °C
  • İzmir 20 °C
  • Rize 19 °C

Enis Nakkaş: Gazze zafer kazanacak / İmad Muğniye Lübnan tecrübesini Gazze’ye aktardı

Enis Nakkaş: Gazze zafer kazanacak / İmad Muğniye Lübnan tecrübesini Gazze’ye aktardı
İmad Muğniye'nin şehit edilmesinin sebeplerinden biri de budur. İslami Cihad'ın lideri Ramazan kardeş bu konuda şöyle demişti: ''Size net olarak Gazze'deki her füzenin üzerinde İmad Muğniye'nin izleri olduğunu söyleyebilirim.''

Spiker: İsrail'in Gazze'ye saldırısının 7. gününde stüdyo konuğumuz Güvenlik ve Strateji Merkezi Koordinatörü Enis Nakkaş. Hoş geldiniz.

 

Enis Nakkaş: Hoş bulduk.

 

Spiker: Tel Aviv'e ulaşan füzelerin görüntüsünden sonraki yorumunuz?

 

Enis Nakkaş: Bugün şüphesiz onur verici bir gün. Bu savaşın başlangıcından bu yana düşmanın üç stratejik yenilgisi oldu. Birincisi Temmuz Savaşında olanlara benzerliktir. Gazze'deki Mukavemet'e hiç unutamayacakları bir ders vermek istediler. Gazze'deki Mukavemet'in merkezlerini vurup gücünü ortadan kaldırmak istediler. Ama baktığımız zaman düşman Mukavemet karşısında yine sersemleyen taraf oldu. Savaşın başından beri hedeflerine ulaşamadığı ve savaşın Mukavemet'in istediği gibi biteceği çok açık.

 

İkinci büyük yenilgi ise düşmanın, 2006'daki Lübnan savaşından dersler aldığına dair iddiasıyla ilgilidir. Bu iddiayla Demir Kubbe'yi daha çok geliştireceklerini söylediler. Bu hususta Amerika Birleşik Devletleri ile işbirliği halinde milyarlar harcadılar. Bu işbirliğinin zirvesi ise Amerika ve İsrail'den 12 bin askerin katıldığı ortak tatbikat idi.  Aynı gün bir bildiri ile tatbikatın başarılı olduğu ve her şeyin yolunda gittiği söylendi. Ben de bugün diyorum ki Mukavemet Ekseni o zamanlar bu tatbikatı doğru bir şekilde gözlemledi ve tatbikatın bittiği gün hazırladığı raporda ''Demir Kubbe başarısızdır'' neticesine ulaştı.

 

Spiker: Sayın Nakkaş İsrail'in Kanal 10 televizyonu sizin söylediklerinizi teyit ediyor. Füzelerin Tel Aviv'e düşüşünden sadece bir kaç dakika sonra İsrail Kanal 10 televizyonu ''Demir kubbe başarısız oldu'' dedi. Az önce Temmuz Şavaşı'ndan bahsettiniz. Muhtemelen bu gibi günlerde Lübnan'daki Mukavemet, şu an Gazze'de alınan pozisyona benzer bir pozisyondaydı. Güney Lübnan şu an Gazze Şeridi'nin aldığı pozisyondaydı. Burada aklımıza bu güçlerin ve deneyimlerin nasıl biriktirdiği ve arkasında hangi aklın ve stratejinin olduğu sorusu geliyor. Arkasında uzun bir strateji var.

 

Enis Nakkaş: Arkasında uzun bir strateji var. Arkasında bir strateji var. Bir ortak akıl var. Tarihi aşamalardan bahsedeyim. 2000 yılında Güney Lübnan'ı özgürleştirme operasyonundan sonra 2006 savaşının stratejisi masaya yatırıldı. 2000'de göremediğimiz ama 2006'da gördüklerimiz tesadüf değildi. Lübnan Mukavemeti 2000'den sonraki uygun şartlardan yararlanarak füze sistemlerini geliştirdi ve kara savaşına da hazırlık yaptı. 2006 savaşı biter bitmez Lübnan'da olanın Gazze'de de olması gerektiği kararı alındı. Yani Mukavemet'in Güney Cephesi olacaktı. Bugünden sonra Lübnan cephesine Kuzey Cephesi, Gazze'ye de Güney Cephesi ismini vermemiz gerekiyor. Burada ortak aklın yanında tam bir koordinasyon var ve deneyimlerin taşınması meselesi var. Burada bölgesel birkaç gücün yani yerel, Filistinli, Lübnanlı, Suriyeli ve İranlı güçlerin bu seviyede hareket eden ortak aklı var. Sonuçta Gazze'deki Mukavemet'i 2006 ve 2008 yılından sonraki ateşkeslerle birlikte tek bir füze atmayıp düşmana ateş açmamakla itham edenler, Mukavemet'in füze sistemlerini geliştirmesi ve hazırlaması için vakte ihtiyacı olduğunu idrak edemiyorlar. Bugün de Mukavemet attığı füzelerle bahsi geçen sürenin kayıp bir zaman olmadığını ispatlıyor.

 

Az önce stratejik yenilgilerden bahsederken üzerinde durmak istediğim üçüncü noktayı da konuşalım. İstihbarat konusu. Gazze Şeridi düşmanın merkezlerinden binlerce kilometre uzakta değil. Gazze Şeridi 24 saat boyunca kameralarla, insansız ve insanlı hava uçakları ile, elektronik dinlemelerle ve her türlü araçla düşmanın takibi altında. Bunlara rağmen, Lübnan'da bizim Suriye ile olan durumumuz gibi destek alabileceği herhangi bir devlet ile sınırı da olmayan abluka altındaki Mukavemet, sistemlerini geliştirmeyi başarabildi. İleriki dönemlerde bu imkânların daha da geliştirileceğini söyleyebiliriz.

 

Spiker: Esas olarak Hizbullah olmak üzere Lübnan Mukavemeti ile Filistin Mukavemetini karşılaştırdığımızda aralarında geniş farklılıklar vardı. Burada tamamen kurtarılmış topraklarında var olan, açık sınırlara sahip ve Suriye ile derin stratejisi ile tam destek görerek iş yapan bir Mukavemet var. Gazze Şeridi'ne baktığımız zaman ise az önce bahsettiğiniz gibi abluka altında bir bölge görüyoruz. Ama bugün Tel Aviv'e bile ulaşabildiklerine tanığız. Bu hayaldi. Bu nasıl gerçekleşti? Filistin Mukavemetinin bir anlamda Lübnan Mukavemeti seviyesine yaklaşmaya başladığını söyleyebilir miyiz?

 

Enis Nakkaş: Bu durum direnişçi, dayanıklı insanın zaferidir. En zor şartlarda ve minimal imkânlarla direnen insan, stratejisinin zaferi için dayanır. 1988 yılında Amerikan Kongresinden bir heyet Lübnan işgali sırasında Saib Selem ile görüşmüştü. O zamanlar rahmetli Selem senatörlere ''İsrail'i Lübnan'dan çıkarın yoksa ikinci Vietnam'a şahit olacaksınız'' dedi. Senatörlerden biri güldü ve şöyle dedi: ''Burada Vietnam ormanlarını göremiyorum.'' Ormanların gerilla savaşında sağladığı avantaja işaret ediyordu. Lübnan'da ormanlar yoktu ama düşman takibi altında ciddi işler yapılıyordu. BM güçlerinden 50 metre uzaklıkta füzelerin saklandığı sığınaklar vardı. Lübnan'da birkaç noktada buna rastlayabilirdiniz o zamanlar. Gazze de bu muazzam çabayı gösterdi. Sen 15 metrelik füzeyi her türlü taşırsın. Parçalayarak da taşıyabilirsin. Mühim olan aklın teslim olmamasıdır. Deneyimler Gazze'ye taşındı.

 

Lübnan zaferinden hemen sonraki gün iki karar alındı. Birincisi Temmuz Savaşı'ndan sonrası için stratejiler hazırlamaktı. Bu stratejilerin sonuçlarını göremedik henüz, çünkü Temmuz Şavaşı'ndan sonra düşman ile karşı karşıya gelinmedi (Lübnan'da). Bu gerçekleştiği zaman dünyayı şaşırtacak imkânları ve gücü göreceğiz.

 

İkinci karar ise Temmuz zaferinin acil bir şekilde Gazze'ye, yani Güney Cephesine taşınması kararıdır. Rahmetli Hacı İmad Muğniye'nin şehit edilmesinin sebeplerinden biri de budur. İmad Muğniye bu karardan sonra bir kaç ayını Suriye'de geçiriyor ve her gün Filistinli fraksiyonlarla bu füzelerin taşınması hususunda bir araya geliyordu. İslami Cihad'ın lideri Ramazan (Abdullah Şallah) kardeş bu konuda şöyle demişti: ''Size net olarak Gazze'deki her füzenin üzerinde İmad Muğniye'nin izleri olduğunu söyleyebilirim.''

 

Bir entegrasyon vardı. Birileri bizi siyasi ihtilaflardan sonra bazı konularda suçladılar. Evet, Hamas ve bazıları ile siyasi ayrılıklarımız oldu ama hiç bir zaman Mukavemet'in bittiğini ve artık Mukavemet olmadığını söylemedik. Her zaman Güney Cephesinin bizim de cephemiz olduğunu ve siyasi ayrılıklar sebebiyle bu cepheden vazgeçmeyeceğimizi söyledik. Düşman eğer Mukavemet arasında fitne yaratmak istiyorsa demek isterim ki biz bu pusuya düşmeyecek kadar zekiyiz. Bugün düşmanın bahsettiği İran ve Suriye füzeleri Filistin direnişinin eline ne zaman geçti? Tam da bazı dosyalar üzerinde siyasi ayrılıklar varken geçti. Bir karar aldık. Filistin tüm ayrılıkların ve ihtilafların üzerinde bir davadır. Siyasi ayrılıklar yüzünden bu Mukavemet'ten ve davadan uzaklaşmama kararı aldık.

 

Spiker: Biraz da diğer tarafı konuşalım. İsrail ve bölgedeki ülkeler de dahil olmak üzere müttefiklerinden bahsedelim. Reaksiyonlar nasıl?

 

Enis Nakkaş: Şu an sersemlemiş haldeler. Fitneleri yaymak, safları ayrıştırmak, insanları Filistin davasından uzaklaştırmak ve esas davamızı unutmamız için her türlü komploya giriştiler. Ama başarısız oldular. Bugün Gazze daha güçlü.

 

Spiker: Bu arada yaralıların ambulanslarla taşınmasını izliyoruz. Sayın Nakkaş sözünüzü kestim ama gördüğümüz gibi Filistinliler bedel ödüyor.

 

Enis Nakkaş: Ödenen bedeller bir şok etkisi, farkındalık yaratır. İç rekabetler, düşmanla yaşanan savaşa oranla onlarca kat daha fazla zayıflatıcıdır. Bir ülkenin, toprağın özgürleştirilmesi adına verilen yüzlerce şehit çok büyük bir kayıp değildir. Bu Siyonist düşman kazanmış olsaydı, tüm Arap bölgesine siyasi, iktisadi, güvenlik ve diğer tüm alanlarda diz çöktürürdü. Fransa Birinci Dünya Savaşı'nda 20 milyon nüfusa sahipti. Bir milyon insanı Fransa'yı savunmak adına öldü. Rusya ise İkinci Dünya Savaşı'nda 6 milyon kayıp verdi.

 

Spiker: Çok sayıda sivilin vurulması, çok sayıda evin yıkılması ve iktisadi zararların verilmesinin Hamas ve Mukavemet güçlerinin ateşkes şartlarını kabul etmelerine yönelik baskı yaratma amaçlı olduğu söyleniyor.

 

Enis Nakkaş: Evet düşmanın hedefi bu. Bu durum bize Güney Dahiye senaryosunu hatırlatıyor. Dahiye senaryosunda İsrail ''Ben bütün bölgeyi yerle bir ederim'' diyordu. Dahiye'de bir iki bina yoktu. Bir kent büyüklüğünde onlarca bina vardı ve hepsi yıkıldı. Bununla birlikte Mukavemet kitlesi yerinde sabit durdu ve “Verilen kayıplar Mukavemet'e feda olsun” denildi. Dahiye de öncekinden daha güzel bir şekilde yeniden bina edildi. Bugün düşman aynı senaryonun peşinde. Peki Gazze halkının cesareti Dahiye ve Lübnan halkından daha mı az? Ben onların kararlılık gücünün, sadece Lübnan seviyesinde değil, daha fazla olduğuna eminim. Bu yüzden düşman bu girişiminde de başarısız olacaktır.

 

Lübnan'daki savaş sırasında stratejik bir karar alınmıştı. İran, Lübnan Mukavemeti'nin yenilmesine izin vermeyeceğiz demişti ki bu konudaki hedeflerine ulaştılar. İkincisi, o zamanlar Suriye kararı da alınmıştı. Birkaç şart dahilinde Suriye de bu savaşa katılacaktı. Suriye vurulursa veya İsrail Şam'ın batısına girerse Suriye de savaşa katılacaktı. Diğer şart ise Lübnan'daki Mukavemet liderliği Suriye desteğini talep ederse, Suriye'nin de bu savaşa katılmasıydı…

 

Spiker: Sayın Nakkaş yine sözünüzü keseceğim. Ekranlarda yine yaralıların hastaneye taşınmasını izliyoruz...

 

(Aradan sonra)

 

Spiker: Sayın Nakkaş İsrail'in 67, 73 veya 82 yıllarının İsrail'i olmadığı söyleniyor. Biz farklı bir İsrail ile karşı karşıyayız. Ne değişti size göre? Sizce İsrail 2006 yılındakinden çok mu farklı?

 

Enis Nakkaş: Hayır. İsrail, aynı İsrail. Dönüşen ve değişen bizleriz. Arap rejimleri 48'den beri sorumluluk alabilecek güce sahip olmayan liderleri yüzünden bize yenilgiler ve başarısız savaşlar yaşatıyorlar. Şimdi bahsetmeyeceğimiz birkaç sebepten dolayı böyle oluyor. Lakin ciddi bir şekilde sorumluluk alanları görmeye başlayınca yenilgiler, zaferlere dönüşmeye başladı. Yenilgiler çağı bitti, zaferler çağı başladı. Değişim cephelerimizde yaşandı. Düşmanda bir şey değişmedi. Düşman hala Amerika Birleşik Devletleri'nden en gelişmiş silahları alıyor. Ordusunu finanse etme konusunda herhangi bir mali sorunu yok. Uluslararası destek hususunda hiçbir sıkıntısı yok. İsrail tarafında değişen bir şey yok. Bugün İsrail'i yenilgiye uğratan, Mukavemet'in bu düzeyde olması gerektiğini söyleyen ve sorumluluk alan karşı taraftaki cephedir.

 

Spiker: 1982 yılında İsrail bir Arap başkentini işgal etmeyi başarabildi. Beyrut. Bugün Filistin Mukavemeti Tel Aviv'i vurabiliyor. 2006 yılında ise Güney Lübnan'a saldırı başlattığı bu gibi günlerde bir karışı bile işgal edemedi. (Bir son dakika haberi.) Sayın Nakkaş, İsrail histeriye mi tutulmuş?

 

Enis Nakkaş: Evet. Kitlesine manevi yönden ve basından gelen darbe büyüktü. Buna bir cevap vermeliydi. Katliamla cevap verip o katliamın arkasına saklanıyor. Bu konuda tecrübelidir.

 

Ben az önce Arap ülkelerinden bahseden habere dönmek istiyorum. Şimdi diğer tüm Arap ülkelerinden farklı olan ve endişeli olan bir devlet var o da Mısır. Ben bütün samimiyetimle El-Meyadin televizyonu üzerinden, en üst düzeydekilere, diplomatlara, subaylara, güvenlik sorumlularına, siyasilerine, basınına ve Mısır liderliğine bir çağrı yapıyorum. Gazze, zafer kazanacak. Bu konu tartışmaya kapalı. Mukavemet kampı Gazze'nin yenilgisine kesinlikle izin vermeyecek. Kim bu zafere tutunursa, sonunda yükselen taraf olacak. Kim bırakırsa yine sonunda yenilgiyi yaşayacak. Herkesin hesaplarını tekrar gözden geçirmesi gerekmekte. Savaşa girin demiyorum. Sefil anlaşmalarınızdan birini sona erdirin de demiyorum. Talep edilen en azından insan olmak. Yarından itibaren Refah kapısının, esas yardım hattı olması gerekiyor. İlaç yardımı, ambulanslar, yaralıların taşınması... Az önce görüntülerde izlediğimiz hastaneler ölü ve yaralılarla dolmasın, baskılardan dolayı işlevini yitirmesin diye. Bütün imkânların temin edilmesi gerekiyor. Gazze zafer kazanacak. Onun yanında duranlar kazanacak, onu terk edenler ise kaçınılmaz olarak yenilmişlerin safında olacak.

 

Spiker: Sayın Nakkaş teşekkür ederiz.

 

 

Çev: Hasan Sivri

 

medyasafak.com

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim