• BIST 107.303
  • Altın 153,156
  • Dolar 3,7141
  • Euro 4,3624
  • Ankara 8 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Konya 13 °C
  • Antalya 17 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Erzurum 2 °C
  • İzmir 19 °C
  • Rize 14 °C

Emperyalizmin IŞİD tuzağı

Ahmet Varol

Uluslararası emperyalizm aslında IŞİD’i İslâm âlemine içten darbe vurmak amacıyla kendi eliyle beslemiş ve stratejik hesaplarında kullanacağı bir konuma gelmesini sağlamıştır. 

Her şeyden önce IŞİD’in Suriye’deki direnişe ihanetinden dolayı maskesinin düşmesi sebebiyle etki alanının zayıflamaya başlaması üzerine Irak’a girmesi ve bu baskında Maliki’nin askerlerinin hiçbir direniş göstermeden ağır silahlarını bile özellikle örgüt militanlarının önlerinde bırakıp kaçmaları onun Suriye’de yeniden bileğini güçlendirdiği için ciddi şüpheleri içinde barındırıyor.

IŞİD Irak saldırısında ilk iş olarak Türkiye’nin Musul Konsolosluğu’ndaki görevlilerini rehin aldığından en çok uğraştırdığı ülke Türkiye olduğu halde küresel güçlerin hizmetindeki medya tarafından yürütülen kampanyalarda bu örgütü destekleyen ve ona sahip çıkan ülke olarak gösterilmesi için çeşitli oyunlar çevrildi.

IŞİD, çağdaş emperyalizmin çeşitli oyunlarla ve taktiklerle İslâm coğrafyasının sırtından sapladığı bir hançerdir. Bunu Suriye direnişinin Baas karşısındaki mücadelesine ağır darbeler vuran saldırıları ve İslâm adına yaptığı ama İslâmi kimliğe büyük zarar veren uygulamaları bize söylüyor. 

Örgütün bugün Türkiye’ye saldırmak için İsrail ve Rusya ile ilişkilerini gerekçe göstermeye kalkışması aslında bu konulardaki gelişmeleri sâlim bir kafayla ele alıp değerlendirme yapmamızı engelledi. O yüzden kanlı örgütün gerçekleştirdiği insanlık dışı saldırı birinci derecede siyonist işgalin ve onun arkasında duran küresel emperyalizmin işine yaradı. 

Bu örgütün sadece gerçekleştirdiği eylemler, kafa kesme manzaralarıyla propaganda faaliyeti yürüterek dünya kamuoyunda İslam karşıtı imajın güçlenmesine hizmet etmesi değil bizzat kendisi komplodur. 

Örgütün Türkiye’ye karşı savaşı ve eylemleri de doğrudan Türkiye’yi hedef alan savaşın bir parçasıdır. 

Mısır’ın Sina bölgesinde askeri hedeflere baskınlar düzenleme eylemlerini IŞİD’in Sina kolu olarak nitelendirilen ama kendini Ensaru Beyti’l-Makdis olarak adlandıran örgüt üstlendi. Tunus’ta durup dururken turistik bir otele saldırı düzenlendi ve IŞİD’e bağlı olduğunu söyleyen örgüt üstlendi. Kuveyt’te Şii camisi bombalandı yine bu örgütün kanadı üstlendi. 

Artık nerede bir terör eylemi, bombalama vs. olsa hiç suçlu aramaya gerek yok. Medya, “eylemin arkasında IŞİD’in olduğu tahmin ediliyor” diye suçlu ilan etmekte sakınca görmüyor. Böyle peşin fail bulunması hem yerel ve bölgesel hem de uluslararası derin güçlerin işlerini kolaylaştırıyor. Bir yeri karıştırmak gerektiğinde fail zaten mevcut olduğundan fiili planlamak kolay oluyor. Birini tasfiye etmek gerektiğinde de peşin failden yararlanılması mümkün. O yüzden derin güçler her zaman isminden ve fonksiyonundan istifade edilecek bir “peşin fail” bulundurmak için stratejik oyunlar oynamaya önem verirler. Bu tür peşin failleri arka kapıdan silahlandırmalarının amaçlarından biri de budur.

IŞİD’e Musul ve çevresinin teslim edilmesi suretiyle arka kapıdan silahlandırılması bu açıdan dikkat çekici ve düşündürücüdür. 

Tüm şiddet olaylarının bir peşin faillerinin bulunması dikta rejimlerinin işlerini de kolaylaştırıyor. Çünkü onların da artık zulüm uygulamalarının bir hazır gerekçesi var: Teröre karşı mücadele

Suriye ve Irak’ta zulme karşı sürdürülen haklı ve meşru mücadeleye, IŞİD üzerinden vurulan darbelerin, küresel emperyalizmin ve bölgedeki zulüm rejimlerinin doğrudan vurduğu darbelerden fazla zarar verdiğini söylemek mümkündür. Bölgedeki tüm zulüm rejimlerinin, onlarla işbirliği içindeki karanlık örgütlerin ve küresel emperyalizmin kurduğu ittifak görünüşte IŞİD’e karşı savaşta birleştiklerini ileri sürmelerine rağmen onun hâkimiyet alanının bir yandan daralırken bir yandan genişlemesi ona ihtiyaç duyulmasıyla ilgili olabilir. 

Böyle bir örgütten direniş aleyhine yararlanılmasının başında onun vasıtasıyla, zulme karşı sürdürülen haklı ve meşru mücadelenin imajının kirletilmesi geliyor. 

Küresel emperyalizm aynı zamanda bu örgütü, kendi hesaplarına karşı devreye girmesinden korktuğu potansiyel bir gücü imha etmede değerlendirebiliyor. Çünkü genç nesilde belli bir kesim tamamen eyleme kilitlenmiştir ve onların özellikle reddiyeci mantığa yöneltilmesi bu tür örgütlerin rüzgârına kapılmalarını kolaylaştırıyor.

yeniakit

Bu yazı toplam 358 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim