• BIST 108.489
  • Altın 152,547
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Ankara 7 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Konya 12 °C
  • Antalya 16 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Erzurum 0 °C
  • İzmir 13 °C
  • Rize 14 °C

Emperyalizmin fitne taktikleri

Ahmet Varol

Bugün uluslararası emperyalist güçlerin ve yerli işbirlikçilerin İslâm dünyasındaki gelişmeler karşısındaki tavırları Müslüman halkların zulüm rejimlerine tepkilerini ortaya koydukları kitlesel eylemler hakkında üretilmiş olan komplo teorilerinin tutarsızlığını bir kez daha ortaya koydu.

Mısır’da bugün Sisi cuntasının hâkimiyetini sürdürebilmesi küresel ve bölgesel güçlerin desteği sayesinde mümkün olmaktadır. Çünkü bu yönetim halk desteğinden yoksundur. Halk desteğine sahip olsaydı askerî darbeye ihtiyaç duymayacaktı. Zaten Baltacı fitnesinden yararlanarak bunu başarabilmek için bayağı uğraştı ama başarılı olamayınca silahın gücüne ve tehdit yöntemine başvurdu. Dolayısıyla bugün cuntanın toplu idamlarına yönelik tepkiler ve eleştiriler tamamen göstermeliktir. Eğer ki gerçek anlamda bir tepki söz konusu olsaydı en azından sergilenen vahşeti engelleme amaçlı bir olumlu adım atıldığını görürdük. Perde önünde göstermelik eleştiri açıklamaları yapılsa da arkasında destekler artırılıyor. Zaten cuntanın birbiri ardından toplu idam kararları çıkarma cesareti göstermesi bu destek sayesindedir.

Libya’da halkın özgür iradesini kullanmasına fırsat verilmemesi için Halife Hafter fitnesi ortaya çıkarıldı. Bu fitnenin halk desteğiyle değil onun gerçekleştirdiği devrime karşı ortaya çıkarıldığı çok açık bir şekilde ortadadır. Başlangıçta bu özelliğini inkâr edemiyorlardı. Ama işi yavaş yavaş rayına oturtmak için Hafter’in Sisi desteğiyle ve onun gölgesinde Tobruk’ta kurduğu paralel hükümetin muhatap alınması için BM’yi devreye soktular. Bir sonraki aşamada da onu Libya’yı diplomatik alanda temsil yetkisine sahip hükümet ilan ederek Trablus’taki yapılanmayı ve onunla bağlantılı silahlı güçleri “yetkisiz” ilan ettiler. Şimdi de onun Tobruk’taki hükümeti tek meşru hükümet olarak kabul etmesi için yoğun baskı uyguluyorlar.

Suriye’de görünüşte Baas katliamlarına tepki gösteriyorlar. Fakat bu zulüm yönetiminin dört buçuk yıldan beri sürdürdüğü katliamların önüne geçmek için söze gelir hiçbir girişimleri olmadı. Diğer yandan gerek Suriye’de ve gerekse Irak’ta IŞİD’i bahane ederek zulüm rejimlerinin önünü açma amaçlı operasyonlar gerçekleştiriyorlar. Bu gerçeği en başta hem Suriye’de hem de Irak’ta Baas’a ve Bağdat’taki yönetime yön veren, bu ülkeleri kendisinin arka bahçesi olarak gören İran’la işbirliği içinde olmaları ortaya koyuyor. Savaşları da iddia ettikleri gibi IŞİD’e yönelik olsaydı onun hâkimiyet alanının daraltılması konusunda elle tutulur bir şey ortaya koyarlardı. Onunla bir ileri bir geri taktiği yaparken, aslında Baas’ı zorlayan direniş güçlerini hedef alan saldırıların gerekçelerini iptal etmemek için Baas’a karşı özgürlük mücadelesi devam ettiği sürece bölgeden çekilmemeyi amaçlıyorlar.

Yemen’de tamamen farklı bir oyun oynadıkları görülüyor. Orada da aynen Irak ve Suriye’de olduğu gibi sağ gösterip sol vuruyorlar. Ayrıca bu ülkede de hesapları İran’ın hesaplarıyla örtüşüyor. Ama Mısır, Libya, Irak ve Suriye’de ortak siyaset güttükleri Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleriyle Yemen’de birlikte hareket etmiyorlar. Çünkü Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri İran’ın Yemen’e yerleşme planlarını kendi stratejileri açısından tehlikeli görüyorlar. Ama küresel güçler açısından bunun bir sakıncası yok. Daha önce dile getirdiğimiz denge politikaları açısından bunu kendi stratejik hesaplarına daha uygun görüyorlar. Çünkü küresel güçler her ne kadar halklarından uzak zulüm rejimleriyle işbirliği içine girseler de onlara asla güvenmezler. Dolayısıyla yeri geldiğinde onları köşeye sıkıştırabilecekleri bazı sopalardan yararlanmak isterler. Son dönemde İran’ın küresel emperyalizmin bir sopası haline geldiği de artık dikkatlerden uzak değildir. Tabii bu arada nükleer teknolojiyle ilgili meselelerin çözüm noktasına getirilmiş olması ve bu konuya dayandırılan sorunlardan kaynaklanan buzların büyük ölçüde eritilmesi perde arkasında bazı ittifakların kurulmuş olması ihtimalini de akla getiriyor.

Türkiye’ye dönük siyasetlerinde ise özellikle paralel fitnenin bir baskı aracı olarak kullanılması için hizmetlerindeki medya organları vasıtasıyla muhtelif taktik ve oyunlara başvuruyorlar. Bu fitnenin gücünün fazla abartılması da o yüzdendir.

yeniakit

Bu yazı toplam 365 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim