• BIST 84.023
  • Altın 146,903
  • Dolar 3,7616
  • Euro 4,0431
  • Ankara -2 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Konya -3 °C
  • Antalya 11 °C
  • Diyarbakır 7 °C
  • Erzurum -16 °C
  • İzmir 9 °C
  • Rize 6 °C

Emir komuta altındaki organize işler hakkında

Abdurrahman Dilipak

Tetiği çeken mi suçlu, o emri veren mi?

Mesela pilota koordinatları veriyorsunuz ve bir hedefi vurup dönüyor.. Ya da bir füze rampasından fırlatılan bir roket. Bir topçu bataryasından açılan ateşin hedefindeki kişi, araç ya da mekanda yaşayan insanların başına gelen bu felaketin sorumlusu kim olacak?


Hıfzı paşa ile ilgili olarak geçen gün bir arkadaş, benim hakkımda Genel Kurmay"dan gelen 100"e yakın suç duyurusundan 90"ını geri çevirdiğini, diğer davalar içinde açıkça çağırıp, hatta üst komutanların bizzat gelerek emir verdiklerini ve bu şartlar altında suç duyurusunda bulunulduğunu söyledi.


Bana kalırsa bu şartlarda bu işi yapan kişinin sorumluluğunu tartışmamız gerekir. Ama bu kişilerin de kendilerine emir verenlerin isimlerini vererek, adalete yardımcı olmaları gerekir.


Bu noktada, verdiği ismin sorumluluğunu nasıl kanıtlayacak. Çünki her şey yazılı emirle olmuyor ki? Peki tanık bulabilir mi? Tanıklık edecek kişi bu işe adının karışmasını ister mi?


Zor iş. Emirin demiri kestiği bir zamanda, darbe rüzgarlarının sert estiği günlerde kim bu adamlara dur demek şöyle dursun, karşı çıkabilirdi ki.


Hem zaten bu işler hep böyle olmuyor mu idi. Böyle bir gelenek de olmuştur. Bu tür vakıalar hep olurdu.. Yapanın yanına kar kalırdı sonunda bu işler. Kim bunların hesabını sorabilirdi ki.. Adamların astığı astık, kestiği kestik idi. Kim derdi ki, bir gün bu işler, bu noktaya gelecek ve bunlardan hesap sorulacak. Paşalar mahpusa tıkılacak..


Düşünsenize biri bir plan yapıyor ve emir veriyor. Bir komutan, bir assubaya “al bu paketi filan yere bırak” diyor. Ne diye soramazsınız. Niçin diye de soramazsınız.. Bir başka assubaya bir düzenek yaptırılmış. Uzaktan telefonla patlatılacak bir düzenek. O da bilmiyor bunun kime karşı, kim tarafından, ne zaman ve niçin kullanılacağını.. Sonra “o komutan” birini bir yere gönderiyor. Filan oraya gelince anında beni şu telefondan arayacaksın diyor. Adam arıyor, o da sekreterine şu telefonu ara diyor. “Bommm”. Aslında bombayı patlatan ne yaptığının farkında bile değil.


Peki şimdi kim, ne kadar suçlu. Kimin yakasına yapışacağız.


Bana kalırsa burada elini hiç bu işlere bulaştırmayan o tepedeki adım asıl suçlu olan..


Bunlar bazen, çok fazla kullandıkları adamları da, işi bitince konuşmasın diye ortadan kaldırıveriyorlar.. Ya da ilaçla filan biyonik bir robota dönüştürüyorlar..


Bu işler göründüğü gibi değil. Cinayet emrini veren cenazede en ön safta yürüyebilir..


Onun için dikkatli olmak gerek. İşin görünmeyen yüzü, görünen yüzünden daha önemli olabilir..


Sadece zarar gören tarafın tatmini değil, bundan sonrası için caydırıcı olacak bir karar değil, toplum vicdanının tatmin olacağı, bundan sonrası için insanların kendilerini güvende olmalarını sağlayıcı, birileri için ise, yapanın yanına kar kalmayacağını anlamaları açısından caydırıcı bir karar olmalıdır, verilecek karar.


Bu işlerin sağı solu olmamalı. Bu işin askeri sivili, siyasisi, bürokratı da. Suçlunun kimliği önemli değil.. Mesela BBP Genel Başkanı Yazıcıoğlu"na suikasti bu düzenlemiş diye bir günah keçisine suçu yıkıp ötekileri kurtarabilirler. Kimileri diyor ki, Bu Ergenekon işi. İşi askere yıkıp, belli bir kesimi aklayacaklar.. Bana kalırsa Asker işin içinde olmadan böyle bir iş başarılamaz.. Ama bu işin içinde başkaları da olmalı. Jandarması da vardır, emniyetçisi, istihbatçısı da. Kimse kurum milliyetçiliği yapıp adamını kurtarma çabası içine girmemeli..


Sahi o helikopterdeki gazetecinin çenesi nasıl kırıldı? Telefonla konuşurken hiç de belli olmuyordu..


Birileri daha işin başından itibaren olanları biliyordu.


Bir haber sağınağının eşiğindeyiz.. Yazıcıoğlu kazasını araştıran heyette yer alan Alman uyruklu Pilot Volkan Sürmeli: Bana, "Bu konunun üzerine çok gitme, bir gün seni alır götürürler" denildi” diyor. Bir de Uve Reibel denen bir Alman var..


Bu arada Bahriye Üçok cinayetinde de perde aralanmaya başladı gibi sanki.. Oda Tv de Koman"ı adres gösteren bilgiler var. Ceyhan Mumcu ile yapılan bir telefon görüşmesi dinlemeye takılmış.. O bomba paketini kabul eden kargocu kız şimdi nerede bilin bakalım? BDP eş başkanının başkan yardımcısı. Koman, o olay olduğunda MİT İstanbul bölge başkanıymış.


Bu arada Cem Ersever"in ölmeden önce bir telefon konuşmasının telesekreter kaydı Oda Tv iddianamesinde çıktı. Orada bir çok şey açık şekilde ortada.. Ersever"in eski dostları tarafından infaz edildiğini de biliyoruz. Onu infaz edenin de infaz edildiği söyleniyor.


Sıra kozmik odaya geldi. Bu kozmik oda bilgilerinin bir kopyasının MOSSAD, bir kopyasının da CIA da olması mümkün.. Hızlı bir şekilde rejimin kara deliğine doğru sürükleniyor gibiyiz. Benden söylemesi.


Selam ve dua ile..
 
AKİT

Bu yazı toplam 1035 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim