• BIST 103.929
  • Altın 147,518
  • Dolar 3,5490
  • Euro 4,1819
  • Ankara 16 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Konya 22 °C
  • Antalya 24 °C
  • Diyarbakır 26 °C
  • Erzurum 14 °C
  • İzmir 20 °C
  • Rize 23 °C

El-Ezher ve Ilımlı İslam

Abdullah Büyük

Allah"ın insanlık için gönderdiği din olan İslam hem kolay, hem anlaşılır ve hem de müsamaha (tolerans-hoşgörü) ile dopdolu bir dindir. Tüm insanlığın hayat tarzı, hayat biçimi, hayat şekli olan İslam sloganik söz ve ifadelerle anlatılamaz. Çünkü dinin sahibi bizzat Allah"tır.
İslam dininin ibadet ve ahlak ile alakalı konuları hangi devrin şartları olursa olsun değişmez bir özelliğe sahiptir. Ancak siyasi, iktisadi, hukuki, sosyal, eğitim, yönetim vs. gibi konuları ise dinin maksadının, gayesinin ne olduğunu öğrenmekle anlayabiliriz. Durum böyle olunca İslam dini her zaman her yerde canlı, hareketli ve uygulanabilir özelliğe sahiptir.
Son bir asırdır politik gücün, İslam dininin önüne geçmiş olması, dinin hayatla bağının koparılması, din-devlet ilişkilerinin birbirinden ayrılması farklı düşüncelerin, farklı olayların yaşanmasına sebep olmuştur.
Farklı sistemler, farklı ülkeler, farklı yaşam tarzları ve halkı Müslüman olan ülkelerin dini nereye koyacaklarını tayin ve tespit edememeleri, içinden çıkılmaz bir hale getirmiştir. Bunlardan bir tanesi de Türk İslamı veya Ilımlı İslam gibi tabirler, kavramlardır. Ilımlı kelimesinin zıddı şiddettir. Ilımlı İslam deyince farkında olarak veya olmayarak bir hata işlemiyor muyuz acaba? Şimdi sadece bir örnek verelim:
Ülke gençliğinin çoğunun tanıdığı bir isim vardır. Adı Fethi Yeken"dir. Kıymetli eserlere imza atmış olan Fethi Yeken âlimimiz bir ara Türkiye"ye gelmişti. İstanbul Fatih"te yaklaşık altı saat beraber olduk. Özel toplantı sonunda soru-cevap faslına sıra gelmişti. Kendilerine şu soruyu yönelttik: “Muhterem Hocam. Türkiye"de hizmet etmek için nasıl bir program yapmamızı tavsiye edersiniz?” Bu suale aynen verdiği cevap şöyle oldu:
- Ben ülkenizi bilmiyorum. Siz nasıl Beyrut"u, Kuveyt"i bilemediğinizden dolayı hizmet programı yapamazsanız, ben de tanımadığım bir ülke için ciddi bir program yapamam.
Şimdi gelelim Ezher Şeyhi"ne. Ezher Şeyhi El-Guindi, Ilımlı İslam ile hayatın hangi konularına yönelik söz, proje ve mesaj verecektir? El-Guindi Keşmir"i, Afganistan"ı, Kıbrıs"ı, Bosna Hersek"i, Türkiye"yi ne kadar biliyor? Ne kadar tanıyor? Mısır halkının musiki anlayışı ile Keşmir halkını musiki anlayışı aynı mıdır, farklı mıdır? Farklı adreslerden beslenen farklı ülke halklarının farklı anayasaları, farklı hayat tarzları hesaba katılmadan nasıl proje üretilecektir? İçinde yaşadığımız ülkenin Manisa beldesiyle Hakkâri beldesinin insanlarını hayat tarzı olarak aynı kefeye koymak mümkün müdür?
İmam-ı Şafii"nin Irak"ta olduğu zamanlarda Irak halkına verdiği fetvalarla, Mısır"a gittiğinde Mısır halkına verdiği fetvalar arasında dağlar kadar fark vardır.
Üzülerek söylüyorum ki hiçbir insan bu örnekten alınmasın, gücenmesin. Türkiye"den okumak için Bağdat"a, Mısır"a, Libya"ya, Suudi Arabistan"a giden ve mezun olarak ülkeye dönen ilim ehlinin ülkemiz için ciddi ciddi projeler ürettiğini duymadık ve görmedik.
Böyle olunca Ezher"in Şeyhi değil tüm şeyhler bir araya gelse, Ilımlı İslam adı altında ciddi bir hizmetin, bir mesajın verileceğine inanasım gelmiyor. Çünkü çok farklı adreslerden besleniyoruz.
Eğer böyle değil de yani mevzi, çıkışlar, mesajlar değil dünya çapında ve dünyayı tanıyan ilim ehli, ülkelerini temsilen bir araya gelip ortak mesaj, plan, program üzerinde çalışmalar yapsalar bir ümit ışığı olabilirler. Eğer Ilımlı İslam ile ABD"nin arzuladığı, yeni dünya düzeninin benimsediği hayattan elini çekmiş bir din ortaya konulacaksa, buna Ezher Şeyhi"nin değil süper güçlerin dahi gücü yetmeyecektir. Bir din ki bu dinin içinden siyaseti, hukuku, ekonomiyi ve sosyal hayatı çıkarır ve dinin içini boşaltırsanız, bu din, din olmaktan çıkmıştır. Allah"ın özel koruması altında bulunan Kur"an böyle sinsi oyunlara müsaade etmeyecektir.
Sonuç olarak diyoruz ki, dinimizi öz kimliği ile anlamak, yaşamak, yaşatmak için verilen mücadele hizmetlerin en şereflisidir. Halkımızın hayat tarzında fetva, âlimlerimizin hayat tarzında ise takva dengesini kurduğumuz müddetçe Müslüman kulları sahili selamete çıkaracak Rabbimizdir. Bu da ancak Rabbani âlimlerin, rabbiyyun olarak yetiştireceği insanlar ile mümkündür.

Vakit

Bu yazı toplam 6356 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim