• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Ankara 7 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Konya 12 °C
  • Antalya 17 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Erzurum -1 °C
  • İzmir 13 °C
  • Rize 13 °C

Dünya Rabia Günü

Ahmet Varol

Mısır’da küresel emperyalizmin ve onun yerli işbirlikçisi olan dikta rejimlerinin desteğiyle gerçekleştirilen darbenin silahın gücüyle kurduğu gayri meşru cunta yönetiminin 14 Ağustos 2013 tarihinde gerçekleştirdiği Rabia katliamının yıl dönümü Dünya Rabia Günü olarak anılıyor. Bu konudaki faaliyetlerin aynı zamanda uluslararası çapta koordine edilmesi ve zulme karşı ortak tavır sergilenmesi için Uluslararası Rabia Platformu ismiyle bir sivil organizasyon da oluşturuldu. 

Uluslararası Rabia Platformu bu yıl Dünya Rabia Günü münasebetiyle İstanbul’da iki önemli etkinlik düzenliyor. 

Birincisi 14 Ağustos Cuma günü Fatih’teki Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi’nde Dünya Rabia Günü Programı adıyla düzenleniyor. Akşam saat 19.00’da başlayacak programda aynı zamanda fotoğraf sergisi ve ödül törenleri de olacak. Bu program bizim Özel FM’deki haftalık Dünya Döndükçe programımızla aynı saatlere denk geldiğinden yazımızı okuyup da beni orada göremeyenler “bu adam tanıtımını yaptığı programa kendisi niye katılmadı” demesinler. Biz de inşallah radyo programımızda konuyu değişik boyutlarıyla ele almaya çalışacağız. Radyo programımızın ses dosyasını inşallah daha sonra kişisel web sitemize (www.vahdet.info.tr) de yerleştireceğiz.

İkinci etkinlik ertesi gün yani 15 Ağustos Cumartesi günü “İslâm Dünyasında İyi Yönetişim” başlığıyla Cağaloğlu’nda düzenlenecek olan bir sempozyum. Bu sempozyumda İslâm dünyasında özellikle son dönemde yaşanan gelişmelerin de genel bir değerlendirmesi yapılacak. Buradaki sempozyumda Türkiye’den ve Türkiye dışından pek çok önemli konuşmacı yer alacak. Bu etkinliğin açılışı sabah 10.00’da gerçekleştirilecek ve üç oturumdan oluşacak sempozyum gün boyu sürecek. Buradaki programda Mısır’da ve Arap dünyasında yaşanan gelişmelere ek olarak İslâm dünyasındaki gidişatı da değişik boyutlarıyla ele alan konuşmalar yapılacak. 

Bu sıralarda Türkiye, zulme karşı duranların kültürel ve sosyal faaliyetlerine ev sahipliği yapma açısından önemli bir konuma sahiptir. Son dönemde küresel emperyalizm ile işbirliği içindeki ihanetçilerin Türkiye’deki olumlu gelişmeler aleyhine ortak bir savaş yürütmelerinin en önemli sebeplerinden biri de budur. Ancak onların bu ihanetçi savaşlarına karşı da ortak tavır almak ve zulme karşı mazlumdan yana faaliyetlerin bir kenarından tutmak, bir şekilde bu etkinliklere destek vermek gerekir. Bu etkinliklere katılmak da bir katkıdır. Çünkü bu tür etkinliklerin başarılı olması gösterilecek ilgiye ve katılıma bağlıdır. 

Mısır’da 14 Ağustos 2013’te gerçekleştirilen Rabia katliamı, silahın gücünü kullanarak gayri meşru yoldan yönetimi gasp eden ve meşru yönetimi mahkûm etmeye kalkışan cuntanın bir işgal gücünden farklı olmadığını gösterdi. Cunta, halkın meşru yönetimin dönmesi isteğiyle tamamen sivil yollarla sürdürdüğü direnişi bastırabilmek için günlerce tekrarladığı tehditlerinde ciddi olduğunu göstermek amacıyla korkunç katliamlar gerçekleştirdi. Bu katliamlarında siyonist işgal ordusunu bile geride bıraktı.

Zulme karşı mazlumların yanında duran vicdanlar arasında ittifak ve güç birliği oluşturmak isteyen  gönüllüler de çağdaş Firavun vahşetinin unutulmamasını, zulme karşı duranların ortak tavır koymalarını sağlamak amacıyla büyük katliamın yıl dönümünü Dünya Rabia Günü ilan ettiler.

Bugün zalimlerin kendilerini güçlü hissetmelerinin sebebi kendilerine karşı duran vicdan cephesinde yeterli bir ittifak ve dayanışma olmamasıdır. Gerçekte zulme karşı duranların ve bir şeyler yapabilme arzusu taşıyanların sayısı zulme karşı düzenlenen gösterilerde meydanlara çıkanların yahut bu amaçla düzenlenen etkinliklere katılanların sayısından hayli çoktur. Sorun tepkilerin kuvveden fiile yani pasif güçten aktif güce dönüştürülmesinde yetersiz kalınmasından kaynaklanıyor.

Faaliyetin bir kenarından tutmadan, vicdanlardaki tepkiyi fiiliyata dönüştürme çabalarına öncülük edenleri yetersiz kalmakla veya başarısızlıkla suçlama hakkımız olamaz. Önce gücümüz ve imkânımız nispetinde katkıda bulunma ve destek verme sorumluluğumuzu yerine getirmemiz gerekir. 

Bunun için herkesin “bir kişiyle ne değişir” hatasına düşmeksizin zulme karşı tavır konusunda kendisinin doldurması gereken bir yer olduğunu göz önünde bulundurması gerekir.

yeniakit

Bu yazı toplam 413 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim