• BIST 107.206
  • Altın 143,369
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • Ankara 15 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Konya 18 °C
  • Antalya 27 °C
  • Diyarbakır 26 °C
  • Erzurum 10 °C
  • İzmir 22 °C
  • Rize 21 °C

Dünya mı güçlü IŞİD mi?

Ahmet Varol

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad Aralık’ın ikinci haftasının ikinci gününden itibaren arka arkaya İslam coğrafyasıyla ilgili bazı önemli uluslararası toplantılara ev sahipliği yaptı. Bunların birincisi 8 Aralık’ta başlayan ve Suriye direnişinin değişik kanatlarını bir araya getiren toplantıydı. Geçen hafta yayınlanan yazılarımızın sonuncusu yani 12 Aralık tarihli yazımız bununla ilgiliydi.

Bunun hemen ardından Körfez Arap İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi ülkelerin liderlerini bir araya getiren zirve gerçekleştirildi. Bu zirvenin ana gündem maddeleri arasında KİK üyesi ülkeler arasında ekonomik işbirliğinin güçlendirilmesinin yanı sıra Suriye ve Yemen meselelerine “siyasi çözüm” de yer alıyordu. Özellikle Suriye meselesine siyasi çözüm için yürütülecek faaliyet hakkında Suriye muhalefetinin farklı kanatlarını bir araya getiren toplantıdan çıkan sonuçlarla KİK zirvesinden çıkan sonuçların birleştirilmesine çalışıldı. Ama Riyad’da siyasi çözüm arayışlarının sürdüğü sırada küresel emperyalizmin doğu kanadının başını çeken Rusya’nın ve onun himayesi altında işgali sürdüren İran’ın katliamları kesintisiz sürüyordu. 11 Aralık tarihli yazımızda da bu zirveyi tahlil etmeye çalıştık.

Üçüncüsü de İİT çatısı altında gerçekleştirilen bir işbirliği toplantısıydı. Bu toplantıdan çıkan ve ciddi tartışma konusu olan en önemli sonuç ise İslam dünyasında teröre karşı askeri koalisyon oluşturulması oldu.

16 Aralık Salı günü Riyad’da bu koalisyonun oluşturulduğu açıklandı. Yapılan ilk açıklamada koalisyona 34 ülkenin girdiği, ondan fazla ülkenin de destek verdiği ve gereklerini yerine getirmeyi kabul ettikleri ifade edildi. Bu ülkeler içinde Endonezya’nın da yer aldığı özellikle vurgulandı. Bunda belki Endonezya’nın İslâm coğrafyasının nüfusça en kalabalık ülkesi olmasının rolü vardır.

Daha sonra katılanlar listesinde isimleri geçen ülkelerden Pakistan ve Lübnan kendilerine böyle bir koalisyon oluşturulması hakkında bilgi verilmediğini iddia ederek bağlantılarını reddettiler.

Bilindiği üzere “terör” ve “demokrasi” kavramları özellikle son çeyrek yüzyılda birçok askerî ve siyasi etkinliğin, ülkelerin iç işlerine doğrudan ya da dolaylı müdahalelerde bulunmanın, ittifaklar oluşturmanın gerekçesi oldu. ABD’nin küresel emperyalizmin farklı kanatlarını arkasına toplayarak Afganistan’a ve Irak’a müdahalesinin, bu iki ülkeyi işgal etmesinin gerekçesi “teröre karşı savaş” ve “demokrasiyi hâkim kılmak” idi. Irak işgalinde kısmen nükleer silah tehdidinden yararlanılmak istendiyse de daha sonra bunun tutmayacağı anlaşıldığı için tamamen “demokrasiyi hâkim kılma” gerekçesine ağırlık verildi. Böylece başlangıç aşamasında Afganistan işgalinde terör Irak işgalinde de demokrasi gerekçe oldu. Ama bu iki gerekçeye dayalı olarak katledilen insan sayısı belki dünyadaki tüm terör örgütlerinin öldürdüğü insan sayısını aşmıştır.

Irak’ta işgalin son bulması için silahlı mücadele başlatılması üzerine bu mücadelenin imajının kirletilmesi amacıyla bugün kendini “İslâm Devleti” olarak niteleyen ama hâlen daha çok IŞİD, DAİŞ, DAEŞ, ISIS gibi kısaltmalarla tanınan ve başlangıçta da kendini Irak İslam Devleti diye adlandıran karanlık bir örgüt ortaya çıktı. Sahneye çıktığı günden itibaren özellikle kafa kesme eylemleriyle İslâmî direnişi ve Müslüman halkların özgürlük mücadelelerini yıpratmaya çalışan bu örgüt ortaya çıktığı günden beri İslâmî direnişi arkadan vuruyor. Ama bir yandan da zulüm ve baskı altındaki halkların hak ve özgürlük mücadelelerinin önünün tıkanması amacıyla gerçekleştirilen tüm askerî müdahalelerin de gerekçesi olabiliyor.

Suriye’de Esed rejiminin ve onun saltanatının sürmesi için destek veren İran ile Rusya’nın katliamlarında öldürülen insan sayısı üç yüz elli bini aştığı halde tüm dünya ve bu arada İslâm âlemi bu zulme sessiz kalırken küresel güçler IŞİD’e karşı koalisyon oluşturdu. Ama onun kontrol altında tuttuğu bölgelerde kaymalar olduysa da toplam saha küçülmedi. İran’ın fiili işgaline meşruiyet kazandırmaya ve Rusya’nın doğrudan müdahalesine gerekçe oluşturdu. Şimdi İslâm âleminde terör gerekçeli askerî koalisyon kuruldu. Ama terör denince ilk akla gelen IŞİD oluyor. Baas zulmünün sergilediği vahşet karşısında güç birliği yapmayan ülkelerin bugün IŞİD merkezli askerî koalisyon kurmalarını nasıl anlamak gerektiği hakkındaki tespitlerimizi aktarmak için konuya devam etmemiz gerekiyor.

yeniakit

Bu yazı toplam 258 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim