• BIST 107.882
  • Altın 143,804
  • Dolar 3,5304
  • Euro 4,1439
  • Ankara 24 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Konya 30 °C
  • Antalya 30 °C
  • Diyarbakır 40 °C
  • Erzurum 32 °C
  • İzmir 29 °C
  • Rize 28 °C

Dört Koldan Saldırı

Ahmet Varol

Bir strateji doğrultusunda ve belli bir amaç için planlanan operasyonun bu amaca hizmet edebilmesi için sadece o operasyonun infazıyla yetinilmiyor. Aynı zamanda kamuoyunun yönlendirilmesi, yıpratılması istenen siyasi mekanizmanın sıkıştırılması ve hazırlanan çamurun hedefine yerleştirilenlerin üzerine bu çamurun sıcağı sıcağına atılabilmesi için saldırı dört koldan yürütülüyor. Mısır'ın Sina bölgesindeki sınır güçlerine karşı gerçekleştirilen saldırıdan sonra da öyle yapıldı.
 
Yorumcuların ifade ettiğine göre bu saldırının birkaç öncelikli amacı vardı: Birincisi: Mısır'ın yeni yönetimiyle Gazze'deki İsmail Heniyye hükûmeti arasındaki olumlu gelişmelere darbe vurmak. İkincisi: Mısır halkıyla Filistin halkı arasındaki sıcak ilişkinin zarar görmesini, bu ilişkide bir soğukluk oluşmasını sağlamak. Üçüncüsü: Gazze'nin Mısır'a açılan Rafah kapısının düzenli kullanılmasını engellemek ve tünellerin tümünün kapatılması için hükûmeti zorlamak. Dördüncüsü: Mısır'ın içinde İslâmî oluşumlar arasındaki yakınlaşmaya ve birleşmeye darbe vurmak.
 
Tabii ki MOSSAD veya onunla irtibatlı bir çete tarafından gerçekleştirilecek eylem bu amaçların hiçbirine hizmet etmez. Tam aksi sonuçlar verir. Bu amaçlara hizmet edecek eylemin mutlaka "İslâmcı" bir grup tarafından gerçekleştirilmiş olması gerekir. Böyle bir ithamda en fazla işe yarayacak açıklama ise "yetkili" bir ağızdan yapılacak açıklamadır. Ondan sonra uzaktan kumanda edilen medya organlarının ve mensuplarının hep birlikte kılıçları çekerek kamuoyunu yönlendirme amaçlı psikolojik savaşı başlatmaları kolay olacaktır.
 
Ne kadar ilginçtir ki tam da sıcağı sıcağına, insanların gerçekleştirilen katliamın psikolojik tesiri altında olduğu sırada Mısır'ın İstihbarat Müdürü Murad Muvafi ortaya atılıp açıklama yapıyor: "Biz böyle bir saldırı yapılacağı hakkında önceden bilgi edinmiştik. Eylemi bölgedeki Tekfirciler grubu gerçekleştirdi." Soru: "Madem haberiniz vardı neden tedbir almadınız veya askerî yetkilileri haberdar etmediniz?" Muvafi'nin cevabı: "Ne bilelim, bir Müslümanın iftar vaktinde Müslüman kardeşini öldüreceğini düşünemedik."
 
Evet, bir Müslüman iftar vaktinde Müslüman kardeşini öldürmez ama bir işbirlikçi hain öldürebilir.
 
Şimdi perdeyi aralayıp biraz arkasını görebilmek için bu Murad Muvafi'nin kim olduğuna bakalım. Öncelikle şunu hatırlatalım ki Mısır'da bir yeniden yapılanma dönemi başlamış ama Hüsni Mübarek dönemindeki kadrolar, en azından karar mekanizmasını oluşturan yetkili kişiler tümüyle yenilenmiş değildir. Yenileme biraz zaman alacak, belki bazen de istenmeyen olaylarla bağlantılı olacaktır.
 
Murad Muvafi, Hüsnü Mübarek döneminde sürekli onun referanslarıyla terfi etmiş ve Mübarek'in son döneminde Dr. Ömer Süleyman'ın cumhurbaşkanı vekilliğine getirilmesinden sonra onun halefi olarak istihbaratın başına geçirilmiş biridir.
 
İlginçtir ki bu adam olaydan sonra yaptığı ilk açıklamasında böyle bir eylem planı hakkında kendilerine İsrail istihbaratından bilgi verildiğini söylemişti. Bu sözü ağzından mı kaçırdı yoksa özellikle mi söyledi bilmiyoruz ama daha sonra tekrar etmedi ve basına da çok yansımadı. İsrail istihbaratının, ayağına çengel takmaya çalıştığı yeni Mısır yönetimine böyle önemli eylem hazırlığı hakkında iyilikte bulunması biraz düşündürücü. Madem İsrail bu iyiliği yaptı Muvafi'nin kendi askerlerine iyilikte bulunmayarak onları riske atması ise işin bir başka düşündürücü yanı.
 
Fakat yorumcuların dikkat çektiği bir husus vardı: "Bu saldırıdan kârlı çıkan iki unsur var, siyonist işgal devleti ve Hüsni Mübarek rejimi artıkları. Dolayısıyla onların aralarında işbirliği yapmış olmaları da mümkündür." Zikrettiğimiz ayrıntıları üst üste koyunca zaten böyle bir sonuç karşımıza çıkmıyor mu?
 
Cumhurbaşkanının böyle bir kirli oyun karşısında kalkıp da "bizim istihbarat müdürümüz bizim askerimize ihanet etti" diyecek hali yoktur. Yapabileceği onu görevden almaktır ki Dr. Muhammed Mursi de öyle yapmıştır.
 
Ama muhtemelen perde arkasında duranlar o adamın görevden alınacağını zaten tahmin ediyorlardı ve gider ayak kendisinden yararlanmak istediler. Sözünü ettiğimiz açıklaması da medya savaşını başlatacakların eline yeterince teçhizat vermişti ve onlar da fırsatı kaçırmadılar.

yeniakit

Bu yazı toplam 729 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim