• BIST 83.067
  • Altın 146,783
  • Dolar 3,7897
  • Euro 4,0443
  • Ankara 1 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Konya 0 °C
  • Antalya 15 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Erzurum -9 °C
  • İzmir 8 °C
  • Rize 4 °C

Doğrular Belgelendi

Ahmet Varol

Bir bilgi düzeltmesi ile söze başlayalım. İşgalci siyonistlerle gizli ve karanlık ilişkilerinin belgeleri ortaya çıkan çete, Batı medyasında olduğu gibi Türkiye medyasında da hatta İslâmî eğilimli yayın organlarında bile “Filistin yönetimi” diye tanımlanıyor. Medyanın böyle tanımlaması hatalı yönlendirmenin bir sonucudur ve tutumlarının pek değişeceğini tahmin etmiyorum. Ama bizim zihinlerimizdeki bilgiyi düzeltmemiz ve doğru bir tanımlama yapmamız gerekir.
İşgalci siyonistlerle, direnişçileri tasfiye amaçlı cinayetlerde bile işbirliği yapmaktan çekinmeyen çetenin Fetih yönetimi veya Abbas yönetimi olarak tanımlanması mümkün olabilir ama Filistin yönetimi olarak tanımlanması hatalıdır. Her şeyden önce Filistin halkı 2005 seçimlerinde tercihini İslâmî direnişten yana kullanmıştır ve bugün Filistin halkını temsil yetkisine sahip meşru yönetim o seçimlerin çıkardığı İslâmî direniş yönetimidir. O yönetim de işgalci siyonistlerle işbirliğini bir yana koyun masaya oturmayı bile reddeden, işgali gayri meşru gördüğü için onu muhatap almayan ilkesinden kesinlikle taviz vermemiştir. Ramallah"ta oluşturulan Selam Feyyad başkanlığındaki işbirlikçi hükûmet ise ABD"nin özel temsilcisi General Keith Dayton"un talepleri doğrultusunda kurulmuş, ABD ve İsrail siparişi bir çete hükûmettir. Dolayısıyla Filistin halkını değil ABD ve İsrail"i temsil etmektedir. Yani Filistin halkının taleplerini karşı tarafa iletmekle değil işgalci tarafın taleplerini Filistin halkı üzerinde uygulamakla görevlendirilmiş yasal meşruiyeti olmayan korsan hükûmettir. Çeçenistan"daki Kadirov hükûmetinden farkı yoktur.
Diplomatik alanda kendini “Filistin başkanı” olarak kabul ettiren, tabii ABD ve İsrail"in işine geldiği için de öyle tanımlanan Mahmud Abbas"ın Filistin Anayasasına göre başkanlık süresi 9 Ocak 2009"da son bulmuştur. Yine Filistin Anayasasına göre onun görev süresi uzatılamıyor. Ya seçimle yeni başkanın belirlenmesi ya da görevin vekaleten Meclis başkanına devredilmesi gerekir. Meclis Başkanı ise Prof. Dr. Aziz Duveyk"tir. Yani Abbas, Dr. Duveyk"in yetkilerini işgalci siyonistlerin, ABD"nin ve uluslararası emperyalizmin verdiği destekten yararlanarak korsan bir şekilde kullanıyor. Biz bu hususu 2 Eylül 2010 tarihli Vakit gazetesinde yayınlanan “Abbas"ın ve Filistin"in tercihi farklı” başlıklı yazımızda farklı bir açıdan dile getirmiştik. O yazımızı kişisel web sitemizde (www.vahdet.com.tr) bulabilirsiniz.
Buna binaen, siyonist işgalcilerle gizli görüşmeler yaparak Filistin"e, Kudüs"e, Mescidi Aksa"ya ihanet eden, bu kutsal beldeleri işgalci katillere peşkeş çekmeye kalkışan çete Filistin yönetimi değildir ve hiçbir şekilde Filistin halkını temsil etmemektedir. En azından İslâmî medyanın bu konudaki hatalı tanımlamayı düzeltmesi ve gereken duyarlılığı göstermesi için okuyucuların yapacağı hatırlatmaların faydası olacaktır.
Bizim yazılarımızı takip edenler açısından sanıyorum el-Cezire"nin yayınladığı belgeler sürpriz olmadı. Çünkü biz o çetenin siyonist katillerle işbirliğini, Filistin davasını tarihe gömerek işgali meşrulaştırma çabalarını, cinayet ve baskınlarda birlikte hareket etmelerini muhtelif yazılarımızda dile getirmiştik. Dolayısıyla el-Cezire"nin yayınladığı belgeler bir bakıma o yazılarımızda dile getirdiğimiz doğruların belgeleri oldu. O doğrular Filistin meselesini izleyen muhtelif yorumcular tarafından da dile getirilmişti.
el-Cezire"nin yayınladığı belgeler işbirlikçi çetenin işgalcilerle karanlık ilişkilerinin sadece cüz"i bir kısmını ortaya çıkardı. Umuyorum bu çetenin, Gazze"de yaklaşık 1500 kişinin şehit edilmesine 5 bin civarında insanın yaralanmasına binlerce evin yıkılmasına yol açan vahşi saldırıda işgalciye bilgi ve istihbarat desteğinin yanı sıra bölgenin kontrol altına alınmasından sonra birlikte hayata geçirmeyi düşündükleri projelerinin belgeleri de ortaya çıkacaktır.
Belgeleri, Abbas"ın Muhammed Dahlan adlı çeteciyle yolları ayırıp onu kovmasından sonra Dahlan"ın sızdırmış olabileceği tahmin ediliyor. Bu bilgi henüz kesinleşmiş değil ama ihtimal dışı da değil. Çetenin kendi içinde kurduğu ağ tamamen çıkar temellidir. Musluklar kapatılınca birbirlerinin kuyularını kazmaktan çekinmezler ve geçmişte de yapmışlardır.


 
akit

Bu yazı toplam 1446 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim