• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Ankara -1 °C
  • İstanbul 5 °C
  • Konya -4 °C
  • Antalya 12 °C
  • Diyarbakır 7 °C
  • Erzurum -18 °C
  • İzmir 8 °C
  • Rize 7 °C

Diyar-ı Şam'da Ramazan

Ahmet Varol

Yeni bir Ramazan'a giriyoruz. Son yıllarda Ramazan etkinlikleri daha da arttı. Oruçla beraber insanların imanî duyarlılıklarını yansıtan muhtelif faaliyetler düzenleniyor. Bu mübarek ayın bütün Müslümanlar için hayırlara vesile olmasını diliyoruz.

Ramazan bir arınma dönemidir. Yüce Allah'tan bu dönemin hakkını vermeye ve gerçek anlamda bir arınma gerçekleştirmeye bizleri muvaffak kılmasını diliyoruz.

Ramazan'da tuttuğumuz orucu ve manevi yönden arınma amaçlı etkinliklerimizi ümmet bilinci temeline dayandırmamız gerekir. Orucun özünde de bu bilinç var. Ondan dolayı sembolik nitelikte de olsa bazı yardımlar bu aya mahsus kılınmıştır.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da İslâm âlemi mübarek Ramazan'a önemli hareketliliklerle giriyor. Bazı bölgelerde yeniden yapılanma dönemine girilirken bazı yerlerde zulmün ve baskının dozunun artırıldığına dair haberler alıyoruz. Son zamanlarda, Suriye'deki olayların gölgesinde kalmasına rağmen yine de gündeme getirilen Arakan Müslümanların maruz kaldığı zulüm ve şiddet de konuşuluyor.

Bu arada zulüm ve baskı rejimlerinin kilit adamları niteliğindeki bazı kişilerin de dünya defterlerinin kapandığı haberleri geliyor. Mısır'da Hüsni Mübarek rejiminin ikinci adamı Dr. Ömer Süleyman onlardan biri. Firavun rejiminin istihbarat teşkilatından sorumlu bu şahıs Hüsni Mübarek'ten sonra cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmaya hazırlanıyordu. Onun rejiminin devrilmesinden sonra da bu konudaki hırs ve ısrarından vazgeçmedi. Yeni dönem için cumhurbaşkanlığına aday olanlar arasında yer almak istedi. Ama hesaplarının çok kirli olması sebebiyle müracaatı kabul edilmedi. Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturamayınca da hastanede yatağa yatma ihtiyacı duydu ve Ramazan'da hayata veda etti. Şefi Hüsni Mübarek ise ondan önce hasta yatağına yatmış olmasına rağmen henüz nefes alıp vermeye devam ediyor.

Katil Beşşar Esed'in durumu hakkında ise çelişkili haberler geliyor. Bazı haber kaynakları kardeşi Mahir Esed'le birlikte öldüğünü ileri sürüyorlar. Bazılarına göre ise yaralı bir şekilde Nusayrilerin yoğun olduğu Lazkiye şehrine kaçtı. Tamamen Suriye dışına çıkmış olabileceğini söyleyenler de var. Eşinin ise Rusya'ya gittiği iddiaları dolaşıyor. Bu bilgilerin hangisi doğru olursa olsun hepsi aynı kapıya çıkıyor: Artık gazının bittiği ve Libya diktatörü Kaddafi gibi şaşkın halde elindeki son mermileri de intikam amacıyla kullanmaya çalıştığı anlaşılıyor. Şam'da çatışmaların şiddetinin artması bu yüzden. Yani Baas rejimi direniş karşısında daha fazla dayanabileceğini ve saltanatını kurtarabileceğini düşündüğü için değil direnişçilerden ve ona sahip çıkan, destek veren halktan intikam almak amacıyla son kozlarını kullanıyor. O yüzden silahlı direnişi değil Baas diktasını istemediği iyice netlik kazanan halkın tümünü hedefe yerleştiren vahşi saldırıların şiddetini artırdı.

Bilmiyorum hararetle ve ısrarla katillerin safında yer alanların, onların Türkiye'de savunuculuğunu ve lobiciliğini yapanların, Baas'ın artık hedef gözetmeksizin insanları topluca imha etmeyi amaçlayan intikam saldırıları karşısında biraz yüzleri kızaracak mı? Pek sanmıyorum ama bir şeye dikkat çekmekte yarar görüyorum. Baas diktasının başkent Şam'da kontrolü muhafaza ettiği dönemlerde; "bu olaylar halkın Suriye'deki rejimi istemediğini göstermez. Öyle olsaydı Şam'da da halkın meydanlara çıkıp rejim karşıtı gösteriler düzenlemesi gerekirdi. Oysa burada tam aksine destekleyici gösteriler oluyor" diyorlardı. Tabii o destek gösterileri için meydanlara çıkarılanların okullardan ve iş yerlerinden zorla alınıp getirilen, copun ve silahın tehdidi altında bağırmaya zorlanan kitlelerden oluştuğunu nazarı dikkate almadan.

Ama kararlı mücadele ve ısrarlı direniş bugün Şam'da katil Esed'in sarayının kapısına kadar dayanınca arkasında hiç de destekçi bir kitle olmadığı hatta kendisinin yakın çevresindeki elemanlarının bile sadece çıkar hesapları için orada durdukları köşeye sıkışınca teker teker onu bırakıp kaçtıkları görüldü.

Asıl dikkat çeken gelişme Baas canavarının leşinin dereye atılacağının kesinlik kazanmasından sonra çağdaş emperyalizm canavarlarının iştahlarının iyice kabarması. Bunun da biraz etraflıca tahlil edilmesinin yararlı olacağını düşünüyorum.

yeniakit

Bu yazı toplam 662 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim