• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Ankara 22 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Konya 22 °C
  • Antalya 26 °C
  • Diyarbakır 24 °C
  • Erzurum 16 °C
  • İzmir 25 °C
  • Rize 20 °C

Direnişe Yönelik Eleştirilere Cevaplar

Ahmet Varol

Gazze’ye yoğun saldırıların sürdüğü dönemde siyonist saldırganlığın insafsızlığından dolayı direnişe çeşitli eleştirilerde bulunuldu. Aslında kararlılıkla sürdürülen mücadele sonucu kazanılan zafer aynı zamanda o eleştirilere de cevap oldu. Ancak eleştirilere cevap açısından bazı hususlara özellikle dikkat çekmekte de yarar görüyorum. 

Filistin halkı ve onun hukukunu savunan direniş hareketleri normalde vatanlarının işgal edilmiş, haklarının gasp edilmiş olması sebebiyle işgale karşı savaşı başlatma hakkına sahiptir. Çünkü meşru mücadele veren taraf Filistin tarafıdır. Siyonist işgalci ise sınır tanımayan şiddetle gayri meşru işgalini sürdürmek istediğinden savaşı esasta gayri meşrudur. Üstelik temelde gayri meşru olan savaşında baskın çıkabilmek için de tamamen gayri meşru yöntemlere, uluslararası hukuka, savaş hukukuna göre yasaklanmış uygulamalara başvuruyor. Dolayısıyla eleştirilmesi gerekenler bütün bu uygulamalara karşı savunma haklarını kullananlar, vahşetin önünü kesmeye çalışanlar değil bu vahşete başvuran saldırganlardır. 

Siyonist saldırganların güçlü oldukları, tahrip gücü yüksek silahlara sahip oldukları ve saldırılarında insaf ölçülerine riayet etmedikleri için tahrik edilmemeleri gerektiği iddiasından yola çıkılarak yapılan eleştiriler de haklı ve insaflı değildir. Çünkü meşru haklarını ve işgal edilmiş yurdunu kurtarma hakkından dolayı savaşı başlatma hakkına sahip olmasına rağmen başlatan, ateşleyen taraf Filistin direnişi olmadı. 

Direnişin, işgalcinin savaşı başlatmada kullanabileceği gerekçeleri oluşturduğu eleştirileri de haklı değildir. İşgal rejimi kendine güvendiği zaman saldırıyı planlamakta tereddüt etmiyor; planladığı zaman da gerekçeyi kendi eliyle oluşturup direnişçilerin üzerine atmakta zorluk çekmiyor. Gazze’ye yönelik son saldırısında da gerekçeyi aslında kendi eliyle oluşturdu. Çünkü savaş ve saldırıyı planlamış, planını uygulamaya geçirme konusunda da kararını vermişti. 

O yüzden siyonist işgalci karşısında acziyet göstermek onu asla insafa getirmez ve bugüne kadar da getirmemiştir. Siyonist vahşet ve saldırganlığı geri adım atmaya zorlayacak etken sizin acziyetiniz ve ondan insaf dilenmeniz değil bütün zorlukları göze alarak direnme konusunda göstereceğiniz kararlılıktır. 

Direnişin silahlarıyla işgalcinin silahları arasında tahrip gücü yönünden fark olmasının Filistinliler tarafında zayiatın çok daha fazla olmasına yol açtığı dolayısıyla o güçlü silahlar karşısında bu silahların kullanılmasının anlamsız olduğu iddiasıyla yapılan eleştirilerde de işin şu tarafı düşünülmüyor: Siz elinizdeki silahları kullansanız da kullanmasanız da düşman, nihai hedefine direnişin tamamını etkisiz hale getirmeyi, elindeki bütün silahları toplamayı, liderlerini öldürmeyi veya tutuklamayı, halkını şartsız teslim olmaya zorlamayı amaçladığı savaşında elindeki o tahrip gücü yüksek silahları yine kullanacak. Ama sizin elinizdeki silahların tahrip gücü onlarınkine oranla çok daha düşük olsa da kullandığınız zaman caydırıcı etki yapıyor. Eğer ki bu silahlar kullanılmış olmasaydı işgalci saldırılarını yine gerçekleştirecek ve direnişin en seçkin elemanlarını ya şehit ederek tasfiye edecek ya da ellerini kollarını bağlayarak işgal zindanlarındaki tutsaklar kervanına katacaktı. Yani bugün gelinen noktada, işgalcinin kaybına nispetle daha ağır bir bedel ödenmesi suretiyle de olsa bir zafer kazanıldı. Ama bu direnişle, kararlılıkla, zulme göğüs germekle oldu. Teslimiyetle asla kazanılamayacaktı. Üstelik teslim olduğunuz zaman haklı ve meşru mücadele içinde olan Filistin halkının kaybı çok daha fazla, siyonist işgalcilerin kaybı ise çok daha az olacaktı. 

Bu açıdan ümmetin onuru için büyük fedakârlıklar göstererek önemli zafer elde eden mücahitlerin cephede kazandıklarının medya saldırılarıyla yıpratılmasına fırsat verilmemesi için gerçekleri ters yüz etmeye çalışan çarpıtmalara karşı da dikkatli olmak gerekir. 

Vuslat dergisinin Eylül 2014 sayısında Filistin direnişinin siyonist vahşet karşısında verdiği kararlı mücadeleyi daha ayrıntılı bir şekilde ve farklı boyutlarıyla ele almaya çalıştık. Bu yazımızı derginin yayınlanmasından sonra web sitemize (www.vahdet.info.tr) de yerleştireceğiz inşallah.

yeniakit

Bu yazı toplam 424 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim