• BIST 106.474
  • Altın 151,840
  • Dolar 3,6440
  • Euro 4,3033
  • Ankara 4 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Konya 10 °C
  • Antalya 21 °C
  • Diyarbakır 13 °C
  • Erzurum 1 °C
  • İzmir 18 °C
  • Rize 10 °C

Direnişe IŞİD darbesi

Ahmet Varol

Suriye ve Irak’ta zulme karşı sürdürülen haklı ve meşru mücadeleye, IŞİD üzerinden vurulan darbelerin, küresel emperyalizmin ve bölgedeki zulüm rejimlerinin doğrudan vurduğu darbelerden fazla zarar verdiğini söylemek mümkündür. Bölgedeki tüm zulüm rejimlerinin, onlarla işbirliği içindeki karanlık örgütlerin ve küresel emperyalizmin kurduğu ittifak görünüşte IŞİD’e karşı savaşta birleştiklerini ileri sürmelerine rağmen onun hâkimiyet alanının bir yandan daralırken diğer yandan genişlemesi ona ihtiyaç duyulmasıyla ilgili olabilir. 

Böyle bir örgütten direniş aleyhine yararlanılmasının başında onun vasıtasıyla, zulme karşı sürdürülen haklı ve meşru mücadelenin imajının kirletilmesi geliyor. Son dönemde Suriye ve Irak’la ilgili medyatik faaliyetlerde sürekli bu örgütün öne çıkarılması ve gerçekte onun yöntemini reddeden direniş gruplarının tamamen gölgede kalması bu yüzdendir. Bu taktikten daha önce yine aynı örgütten Irak’taki ABD işgaline karşı verilen meşru mücadelenin yıpratılması amacıyla yararlanıldı. O zaman henüz ismi sadece Irak İslam Devleti idi. Aslında bu örgüt üzerinden oynanan oyunun o zamandan iyi teşhis edilmesi ve aynı delikten ikinci kez ısırılmaması gerekirdi. Bu oyun Cezayir’de de GIA üzerinden oynandı. 

Küresel emperyalizmin ve onun güdümündeki yerel dikta rejimlerinin oluşturduğu koalisyonun saldırılarında da görünüşte IŞİD’e karşı bir savaş verildiğinin iddia edilmesine rağmen birinci derecede Baas rejimini zorlayan direniş gruplarına ait hedeflerin özellikle vurulması savaşın asıl amacı ve stratejisi hakkında yeterince fikir veriyor. 

Irak’ta ise Bağdat’taki zulüm rejiminin, kendisini reddeden aşiretlere karşı yürüttüğü savaşa IŞİD karşıtı savaş görünümü vermesi de oyunun önemli bir boyutudur. Çünkü daha önce bu aşiretlere karşı verdiği savaşta, gerçekleştirdiği katliamlarda herhangi bir dayanağı yoktu. Siyasi iktidarını silahın gücüne başvurarak sürdürmeye çalıştığı apaçık bir gerçekti. Şimdi hedefe yerleştirilen aşiretler tamamen gölgede kaldı, onlara yönelik saldırılara IŞİD’e karşı savaş görünümü verildi. 

IŞİD bahanesiyle yürütülen savaşın önemli bir boyutunu da kısa adı PYD olan terör örgütünün önünün açılması amacıyla gerçekleştirilen saldırılar oluşturuyor. Koalisyon adına bu saldırıları gerçekleştirenler PYD’nin IŞİD’e karşı savaş içinde olduğu iddiasını kendilerine gerekçe yaparak gerçekte bölgede bu örgütün kendisine bir kanton oluşturmasını sağladılar. Bu örgüt aynı zamanda ileriye dönük hesapları için bölgede bir etnik tasfiye gerçekleştirmede sıkıntı çekmedi, uluslararası alanda da bu tasfiyeye ciddi anlamda tepki gösterilmedi. 

IŞİD’in kendisi de bir yandan koalisyona, rejim güçlerine ve PYD’ye karşı savaşıyormuş görünürken diğer yandan direnişe de ağır darbeler vuruyor. Normalde direniş grupları tamamen Baas rejimine ve ona destek veren unsurlara yönelmek, ellerindeki imkânları tamamen onlara karşı kullanmak istediklerinden IŞİD’le karşı karşıya gelmek istemiyorlar. Ama ne yazık ki sık sık arkalarından darbe vurulması da onları zorluyor ve en azından kendilerini savunabilmek için ellerindeki gücün bir kısmını ondan kaynaklanan tehlike ve tehditlere karşı alarm halinde tutmak zorunda kalıyorlar.

Küresel emperyalizm aynı zamanda bu örgütü, kendi hesaplarına karşı devreye girmesinden korktukları potansiyel bir gücü imha etmek amacıyla değerlendirebiliyor. Çünkü genç nesilde belli bir kesim tamamen eyleme kilitlenmiştir ve onların özellikle reddiyeci mantığa yöneltilmesi bu tür örgütlerin rüzgârına kapılmalarını kolaylaştırıyor. Onlar da normalde doğru çizgide ve haklı bir mücadele içinde olduklarına inanarak bu örgütlerin saflarına katılıyorlar. Küresel emperyalizm ve onunla işbirliği içindeki yerel unsurlar da onları yakın takibe alarak, yerlerini tespit ederek hedefe kilitlenen saldırılarla potansiyel bir gücü imha etme fırsatı buluyorlar. 

Bu şekilde tamamen eyleme kilitlenmiş ve yaptığının doğru olduğuna inanan kesimi yönlendirmede de en etkili yöntem tekfirciliktir. Bu konuda Ribat’ın Haziran 2014 sayısında yayınlanan “Dini Tekeline Almak: Tekfircilik” başlıklı yazımızda ayrıntılı bilgi vermeye çalıştık. Bu yazımıza kişisel web sitemizden (www.vahdet.info.tr) de ulaşabilirsiniz.

yeniakit

Bu yazı toplam 477 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim