• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Ankara 20 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Konya 15 °C
  • Antalya 26 °C
  • Diyarbakır 22 °C
  • Erzurum 9 °C
  • İzmir 20 °C
  • Rize 23 °C

Direnişe hava savunması lâzım

Ahmet Varol

Rusya, Suriye’deki askerî gücünü çekmeye başlarken bir yandan da tamamen çekilmediği, saldırmaya devam edeceği mesajları veriyor. Bu mesajlar boşalttığı kısmın yani daha fazla kalmaya tahammül etmesinin zor olacağının görülmemesini sağlamak amacıyla bir yandan psikolojik savaşa devam etmek içindir. Gerçekte uluslararası alanda herhangi bir baskıya maruz kalmamasına ve rahatça katletmeye, bomba yağdırmaya devam edebilmesine rağmen ani bir şekilde çekilme kararı vermesi bu savaşı uzun süre sürdürmesinin mümkün olamayacağını ve bir an önce kuyruğunu toplamaya başlamasının iyi olacağını anlaması sebebiyledir. İşgalci İran’ı telaşlandıran da bu yani geri dönmemek üzere çekilmedir. 

Dünkü yazımızda da dile getirdiğimiz üzere çekilme kararı vermek zorunda kalmanın birden fazla sebebi var. Bunların içinde dikkatten kaçan en önemli sebep henüz yeterince açıklığa kavuşturulmayan, tam olarak gün yüzüne çıkarılmamasında ısrar edilen bir uçak düşürme olayıdır. 

“Bir uçağın düşürülmesiyle niçin korksun? Türkiye’nin bir uçak düşürmesi korkuttu mu? Türkiye’nin düşürmesinden dolayı çekilmezken neden direnişçilerin düşürmesi sebebiyle çekilsin?” diye sorular akla gelebilir. Fakat burada önemli olan bir uçağın düşürülmesi değil direnişçilerin hava savunma araçlarına sahip olmaya başlamalarıdır. Türkiye’nin kendi hava sahasında bir uçağı düşürmesiyle mücahitlerin Suriye hava sahasında bunu başarabilmeleri aynı şey değildir. Türkiye kendi hava sahasını savunma gerekçesiyle bunu yaptı. Bu durum karşısında Rus uçakları Türkiye sahasını ihlal etmez ve saldırmaya devam edebilir. Ama Suriye’de mücahitlerle doğrudan çatışma halindedir ve onları ya da onların savunduğu sivil hedefleri vururken ellerinde hava savunma gücünün bulunmamasından yararlanıyor. 

Bir uçağın düşürülmesi havadaki uçaklarının artık dökülmeye başlamasının işaretini taşır. Belki şimdilik mücahitlerin elindeki hava savunma gücü çok fazla tehdit edici düzeyde değildir. Ama böyle bir tehlikeyle karşı karşıya gelmesi durumunda bunun uzun vadede kendisini törpüleyeceğini, buna içerideki ekonomik ve sosyal sebeplerin eklenmesi durumunda çok fazla direnemeyeceğini, bilhassa Ukrayna cephesiyle birlikte zorlanacağını tahmin etti ve kuyruğunu toplama kararı verdi. 

Olayın bu boyutunu görmemiz ABD’nin ve onun yönlendirdiği küresel emperyalizmin, direnişçilerin eline hava savunma gücü verilmesini engellemek için büyük bir hassasiyetle gözlemcilik yapmasının arkasındaki gerçeği görmemizi sağlayacaktır. ABD, bu gücün IŞİD’e geçebileceği ihtimaline binaen engellediğini söylüyor. Oysa her konuda olduğu gibi bu konuda da IŞİD işin oyunuydu. ABD, Suriye sahasında daha bu örgütün doğru düzgün adının bile duyulmaya başlamadığı dönemde direniş güçlerinin eline hava savunma sistemi geçmesini önlemek için yoğun çaba harcıyordu. 

Katil Baas’ın ve ona destek veren işgalci İran’ın şimdiye kadar direnebilmesinin en önemli sebebi de mücahitlerin elinde hava savunma sistemi olmamasıdır. Şimdiye kadar dikta rejiminden kurtulmak isteyen sivil halka ve onu savunan silahlı mücahitlere en ağır darbeler hava saldırılarıyla vuruldu. Direnişçilerin elinde ise bırakın karşı saldırıda bulunacak gücü, saldıran uçakları düşürmede kullanılabilecek füzeler bile yoktu. Çünkü bu füzelerin kontrol dışı yollarla temini neredeyse imkânsızdır. Kullanımı için de belli bir eğitime ihtiyaç var. 

Şimdi katil Baas’a ve ona destek veren işgalcilere karşı direnişçilerin bileğinin güçlendirilmesi için ellerine hava savunma sistemi verileceğinin ya açıktan ilan edilmesi veya ima edilmesi gerekir. 

Rusya ve İran uçak ve pilotlarını gönderip savunmasız insanların üzerine ateş yağdırmaktan çekinmezken onlara karşı savunma konumunda olanların eline hava savunma araçları verilmesinden dolayı kimse mahkûm edilemez. Eğer bu gerçekleşmezse katillerin masa başında dize getirilmesi mümkün değildir. 

Bugün Cenevre’de yaptıkları gibi “Esed bizim kırmızı çizgimizdir” diye ayak diretmeye devam edip duracaklardır. 

Suriye’deki sorunun tek çözümü var: Katil işgal güçlerinin bu topraklardan çekilmesi ve zulüm rejiminin sultasına son verilmesi. Bunun için de zulümden kurtulmak isteyen halkın haklarını savunan direnişin bileğinin güçlendirilmesi gerekir. 

yeniakit

Bu yazı toplam 275 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim