• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Konya -3 °C
  • Antalya 6 °C
  • Diyarbakır -4 °C
  • Erzurum -18 °C
  • İzmir 7 °C
  • Rize 1 °C

Din devleti mi dediniz?

Merve Kavakçı

Gelişmiş batı demokrasilerinin en çok üzerinde fikse oldukları konu din ve devlet işlerinin ayrımıdır. Batının ontolojik üstünlük iddiası içinde kendine yer bulan bu alan, temelinde batının kendine seçtiği yol itibariyle laikleşmenin olması ve bu yolu adeta bir elbise gibi zoraki de olsa bütün insanlığa giydirme çabasıdır. Batının tecrübesi kendi dini çerçevesindedir ve bu noktada söylenecek bir söz ve getirilecek bir eleştiri de yoktur kanımca. Hıristiyanlık tarihine baktığımızda batılıların sekülerleşme ile neden bu kadar haşir neşir olduklarını anlamak zor olmaz. Zira kilise, Hazreti İsa aleyhisselama vahyedilen mesajı olduğu gibi muhafaza etmeye çabalamak yerine, başka bir şeye dönüşmesinin müsebbibi olmuş, İznik’le bugünün yolu da açılmıştır. Kara bir bulut gibi insanların üzerine çöken kilise tutuculuğun, zulmün birebir aracı olmuş, insanlar zaman içinde dinden soğumaktan başka bir çare bulamaz hale gelmiştir. Özetle ve basit bir dille budur, batının kendi dini ile tecrübesi. Hal böyle olunca da ilk fırsatta kiliseye başkaldırı gerçekleşmiş, kiliseden yaka silken yığınlar reformasyon sürecini başlatmışlardır.

Buna göre din ve devlet işleri birbirinden ayrı tutulmalı ve dinin devlete müdahalesine izin verilmemelidir. Kilisenin baskısından nefes alacak halleri kalmayan halklar da bu prosedüre dört elle sarılmıştır. Şimdi olan da başka halkların, başka dini tecrübelerden gelen insanlığın bu yola girmeye zorlanmasıdır. Kıymeti kendinden menkul olan Batı kendini her şeyi en iyi bilen konumuna koyduğundan bunun böyle olması gerektiğini savunur. Öyle ki bir taraftan demokrasi çığırtkanlığı yapar diğer taraftan da sekülerizasyon. Din ve devlet işleri birbirinden ayrılınca Batının gözünde dertler son bulur, İslam dini gibi kendine tehdit gördüğü unsurları bertaraf etmek için, dininizi yaşayın ama bunu siyasete bulaştırmayın diye vaaz eder. Oysa Hıristiyanlığın aksine İslam dininde kilise gibi kurumsal bir yapı olmamıştır, Müslümanların geçmiş insan hakları kayıtları ortadadır. Bu gerçeği göz ardı etmek işten bile değildir batı için ama.

Din ve devlet işleri ayrılmalıdır. Olabilir... Bu da bir görüştür... Savunucularının kendilerince inandıkları, üzerine inşa ettikleri iddiaları vardır, olabilir. Bu böyledir de, neden İsrail’e hiç ses çıkartmazlar, anlaşılmayan asıl budur. Bu ikiyüzlülüğü nasıl izah eder şimdi batı... Hele şimdi. Hele bugün. İsrail’in, kendisini bir Yahudi ulus-devleti olarak ilan ettiği bugün. İsrail hükümeti yasa tasarısını kabul etti. Yarın mecliste görüşülecek ve parlamenterlerin çoğunluğu destek verirse sadece özde değil, artık sözde de bir Yahudi devleti ile karşı karşıya kalacak dünya...

Batının sert tepkisini beklemekteyiz efendim...

yeniakit

Bu yazı toplam 443 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim