• BIST 107.202
  • Altın 145,420
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • Ankara 20 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Konya 18 °C
  • Antalya 26 °C
  • Diyarbakır 20 °C
  • Erzurum 7 °C
  • İzmir 22 °C
  • Rize 21 °C

Değinilere devam

Ahmet Varol

BAE, Beşşar yolunda: Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki dikta rejimi güya kendileri ve Suudi Arabistan güvenliği için tehdit oluşturan, her iki ülkede de şiddet eylemlerine hazırlanan bir hücre ortaya çıkardığını ileri sürdü. Yakalananlarla birlikte eylemlerde kullanılması planlanan malzemeler de ele geçirildiği iddia edildi.

Yapılan açıklamalarda ilginç olan bir husus da bu "başarı (!)"nın Suudi Arabistan polisinin yardımlarıyla ve verdiği bilgilerden yararlanılarak gerçekleştirildiğinin söylenmesiydi. Son dönemde trendini iyice yükselttiği devlet terörüne gerekçe oluşturmaya çalışan BAE emniyet teşkilatının bu tür iddialarının inandırıcı olmaktan tamamen uzak olduğu artık çok açıktır. Çünkü şimdiye kadarki ithamlarında, sadece insanî yardım faaliyetleriyle ilgilenmiş, kesinlikle şiddete bulaşmamış kuruluşların mensuplarını sırf İslâmî kimliklerinden dolayı hedefe yerleştirdiği ve aynı yalanlara başvurduğu biliniyor.

O yüzden suçlamalarına bir de yalancı şahit bulabilmek için hücrenin Suud polisinin yardımlarıyla ve ondan alınan bilgilerden yararlanılarak ortaya çıkarıldığı iddia ediliyor. Suudi Arabistan ise bölgesel güçler teorisinin rağbet gördüğü bu dönemde kendini Arap Yarımadası'nın değnekçisi olarak kabul ettirebilmek için Körfez ülkelerini arka bahçesi olarak göstermeye çalışıyor.

Dolayısıyla bu ülkelerden gelen yardım taleplerini geri çevirmek istemiyor. Bazen yardımda bulunmasa bile yardım etmiş görünümüyle diğer tarafın uygulamalarını haklı göstermeye çalışıyor. Mısır'daki fitneye karıştığını gizlemek için maddi desteğini BAE üzerinden aktaran Suudi Arabistan'ın şimdi de bu ülkeye, güya hem BAE hem de Suudi Arabistan güvenliğini tehdit eden bir hücreyi ortaya çıkarmada polis desteği verdiği iddialarına çanak tutması gayet normaldir.

Çünkü BAE'nin son dönemdeki devlet teröründe kullandığı benzer iddialarının tutmadığı ve inandırıcı olmadığı biliniyor. Dolayısıyla şimdi bir şahide ihtiyacı var. Şahit ise hazır. Ama bozacının şahidi şıracı. Bakalım Suudi Arabistan'ı tanıyanlar şahitliğine ne kadar itibar edecekler? BAE ise başvurduğu uygulamalarla, resmî terörle, işkence ve baskılarla Suriye diktatörü Beşşar Esed'in izini takip ediyor.

Bu ülkedeki dikta rejimini rahat hareket etmeye yönelten en önemli etken ülkede yaşayan nüfûsun çoğunluğunun yabancılardan oluşması ve onların da yönetime başkaldırmaları ihtimalinin bulunmamasıdır. Fakat tüm bölgede gerçekleşecek değişime BAE itiraz edemeyecektir. Bugün kendini Suudi Arabistan'ın arka bahçesi olarak kabullenen BAE diktası yarın bu ülkedeki değişime de boyun eğmeye mecbur olacaktır.

Dolayısıyla başvurduğu tamamen hukuk dışı ve insanlık dışı uygulamaların hesabını vereceği günlerin çok da uzak olmadığını ümit ediyoruz. Umman'da demokratikleşme hareketi: "Umman" isim olarak çok bilinir ama ülke olarak pek tanınmaz. Arap Yarımadası'nın küçük çaplı krallıklarından biri de resmî adı "Umman Sultanlığı" olan ve yarımadanın güneydoğu köşesinde yer alan ülkedir.

Arap dünyasındaki halk ayaklanmaları sürecinde bu ülkede de geçtiğimiz Şubat ayında bazı çalkantılar yaşandı ve halk tarafından gösteriler düzenlendi. Ancak 1970'ten bu yana yani tam 42 yıldır ülkeyi yöneten Sultan Kabus bin Said biraz demokratik reform vaatleriyle biraz da sopanın ucunu göstererek olayları durdurmayı başardı. Bu sıralarda ülkede bir demokratikleşme süreci başlatıldığı imajı verilmeye çalışılıyor.

Bu amaçla belediye meclisleri üyelerinin bazılarının seçimle belirlenmesi için 22 Aralık Cumartesi günü ülke genelinde yerel seçim gerçekleştirildi. Bu, Umman Sultanlığı tarihinde ilk seçimlerdi ve halk ilk kez sandık başına giderek tercihini ortaya koyma fırsatı buluyordu. İslâm dünyasında dahi pek ses getirmeyen seçimlerde belediyelerdeki 192 sandalye için 46'sı bayan 1475 aday yarıştı.

İki milyon nüfûsa sahip ülkede söz konusu yerel seçimlerde oy kullanma hakkına sahip kayıtlı 546 bin seçmen vardı. Şeffaf yapıldığı söylenen seçimle belirlenenler belediye meclisleri üyelerinin sadece bir kısmını oluşturuyor. Diğerleri yine hükûmet tarafından atanıyor. Yetkililer böyle yapmalarının amacının "tedricilik" olduğunu söylediler. Suudi Arabistan'ın taktiğine benziyor. Değinilere devam edeceğiz inşallah.

yeniakit

Bu yazı toplam 704 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim