“2012 sonunda Gazze’ye tekrar saldırı başladığında hep rüyalarımıza giren Gazze’ye gitmek nasip oldu. Hava bombardımanı sürerken Gazze’ye gittik, Şifa Hastanesi’ne tam da biz oradayken, 10 dışişleri bakanı ve temsilci oradayken saldırılarda şehit edilen bir genç kızın başına eğildiğimizde o nur gözlü kızın yüzünde ki hâlâ hatırladığımda kendi kızımın gözlerini görür gibi hüzün duyduğum o kızın cansız bedeninde aslında insanlığın öldüğünü hissettim. Babası gelip kızına kapanıp ağladığında sadece bir babanın kızına ağlaması değil bir babanın insanlık için ağlamasıydı. Kucaklaştık ve iki baba olarak gözyaşı döktük. Filistin’in tanınması için BM’de kızımızın adını anarak başladım ve bunu yapan yegâne dışişleri bakanıydım. Daha sonra babasını misafir ettiğimde, ‘Ne mübarek bir kızınız var ki bütün Filistin destanının kahramanı oldu’ dedim. O da dedi ki, ‘Ne mübarek bir dostum oldu ki kızımın adını Filistin’in tanınması için BM’de andı’ dedi.”

"Herkes sussa biz Gazze diyeceğiz"

“Bu sene yine Gazze bombardıman altındayken Katar’daki görüşmelerimde şunu söyledim ki Şucaiyye katliamı olmuştu, Filistinlilere dedim ki; ‘Şucaiyye kahramanlar anlamına gelir.’ Orası son Osmanlı birliğinin teslim olmamak için son nefesine kadar dayanıp şehit düştüğü yerdir. Gazze ile aramızdaki tarihi, insanlık, evrensel bir bağdır. Cahit Koytak gibi bir Gazzeli şair, hiç Gazze’yi görmeden oralı olan şair İstanbul’dan şiirlerini yazar.”

Davutoğlu daha sonra hem Gazze hem de Suriye için Türkiye'nin çabalarını sürdüreceği mesajını verdi ve "Bu topraklarda 1 buçuk milyon Suriyeli’yi kabul etmemize ‘vatana ihanet’ diyenler çıktı. Bir daha Gazze’de felaketler yaşanmasın diye herkes sussa biz inadına Gazze diyeceğiz. İnadına o mülteciler için kapımızı açacağız. Dinleri, mezhepleri önemli değil, insan olmaları önemli. İnsanı anlamayan rabbini de anlayamaz" dedi.