• BIST 89.496
  • Altın 146,559
  • Dolar 3,6433
  • Euro 3,9136
  • Ankara 17 °C
  • İstanbul 16 °C
  • Konya 15 °C
  • Antalya 22 °C
  • Diyarbakır 18 °C
  • Erzurum 10 °C
  • İzmir 19 °C
  • Rize 16 °C

Daşnaklarla beraber ağlayan Türk milliyetçileri

Hakan Albayrak
 

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu geçen ay verdiği bir beyanatta Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesine paralel olarak Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerinin de normalleşmesi gerektiğini belirtmiş ve "Bölgede kapsamlı bir normalleşme olmazsa tek bir normalleşmenin yaşayabilir, sürdürülebilir olması mümkün değildir" demişti.

Mealen: Karabağ meselesi çözüm yoluna girmezse Türkiye-Ermenistan Protokolleri rafa kalkar.

Nitekim Başbakan Erdoğan, protokollerde tayin edilen hedeflere ancak Ermenistan'ın işgalden vazgeçmesi halinde ulaşılabileceğini söylüyor.

Zaten "bölge ülkeleri arasındaki sorunların uluslararası hukuk çerçevesinde barışçı yollarla çözülmesi"ne ilişkin protokol maddesi de -biraz 'üstü örtülü' bir şekilde ama yine de doğrudan doğruya- Karabağ'ı işaret ediyor.

Fakat sınırın açılması, Karabağ meselesinin çözümü şartına bağlanmadı.

Belli ki, Ankara'nın maksadı, Batı'ya açılmak (Rus hegemonyasından kurtulmak) ve iktisadi durgunluğu aşmak için Türkiye kapısına muhtaç olan Ermenistan'a bir jest yaparak, Erivan'ı Karabağ meselesinde müsbet adımlar atmaya teşvik etmek.

Erivan bu adımları atacaktır.

Sınırın açılması, ticaretin gelişmesi, iktisadi hayatın canlanması Erivan'ın bu adımları atmasını kolaylaştıracaktır.

İşgalin hiçbir faydasını görmeyen ama bölgesel kalkınma projelerinden dışlanmanın çok zararını gören / görecek olan Ermeniler, açılan sınırın bir daha kapanmaması ve düzelme yoluna giren ilişkilerin bir daha bozulma yoluna sapmaması için, Erivan'ın Karabağ meselesinde geri adım atmasını sineye çekeceklerdir.

Sürecin selametini Karabağ meselesinin çözümüne bağladığı yönünde işaretler vermekle beraber sınırın açılmasını o şarta resmen bağlamayan Ankara'nın bu tavrı da Erivan'ın Karabağ'da müsbet adımlar atmasını kolaylaştıracak nitelikte; zira, öyle bir şartın resmen telaffuz edilmemesi sayesinde, Erivan'ın atmaya mecbur olduğu ve ister istemez atacağı müsbet adımlar 'Türk dayatması'na bağlanamayacak, öyle bir iddiada bulunulsa bile Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan 'Ne münasebet? Türkiye sınırının şartsız açılmasını temin etmedik mi? Biz kimsenin dayatmalarını kabul etmedik ve etmeyiz. Karabağ konusunda da kendi özgür irademizle hareket ediyoruz' deme imkânına sahip olacaktır (O kadarcık bir siyasi manevra alanını Sarkisyan'a çok görmeyelim).

Tabii, Daşnaklar ve Diaspora Ermenilerinin lider kadroları, her hâlükârda "Ermeni davası elden gidiyor!" diye bağırarak ortalığı velveleye vermeye devam edecekler.

ABD'deki Ermeni toplumunun önde gelen liderlerinden Ken Hacıkiyan, "Türkiye'nin Ermenistan'a bu küçük düşürücü protokolleri kabul ettirmedeki başarısı, maalesef soykırımın işe yaradığını kanıtlamıştır. Biz Ermeni halkının haklarını ve Yukarı Karabağ'ın bağımsızlığını her hal ve şartta koruyacağız" diyor…

Aşırı milliyetçi Ermeni örgütlerinden Hay Dat Derneği'nin Kudüs temsilcisi Georgette Avagiyan, "Bundan sonra bizim için 24 Nisan ile 10 Ekim matem günüdür, çünkü bugün biz tarihi topraklarımızı kaybettik, soykırımın tanınması meselesi de toz oldu" diyor…

İsveç Ermeni Dernekleri Birliği Başkanı Vahagn Avedyan, "Ermenistan'ın finansmanını keseceğiz" diyor…

Bu velveleye rağmen protokollere ısrarla sahip çıkan Sarkisyan, Karabağ'daki Ermeni askerlerinin geri çekilmesi için emir vermekten de geri durmayacaktır.

Türkiye toprakları üzerindeki hak iddiasından ve "soykırım"ın tanınması talebinden vazgeçebilecek kadar 'rasyonel' bir Ermenistan yönetiminin Karabağ'daki 'irrasyonel' işgali sürdüreceğine ben hiç ihtimal vermiyorum.

Türkiye ve Azerbaycan'ın kazançlı çıkacağı –Ermenistan'ın da kazançlı çıkacağı- bir süreçle karşı karşıya olduğumuz bana göre gayet açık.

Onun için, "uluslararası anlaşmalarla tespit edilen sınırların karşılıklı olarak tanınmasını" (yani Kars Anlaşması'nın nihayet Ermenistan tarafından da kabul edilmesini), "1915 hadiselerinin bilim adamlarınca incelenmesini" (yani "soykırım" dogmatizminden vazgeçilmesini) ve "bölge ülkeleri arasındaki sorunların uluslararası hukuk çerçevesinde barışçı yollarla çözülmesini" (yani uluslararası hukuka göre Azerbaycan toprağı olan Karabağ'daki işgale son verilmesini) öngören protokollerin imzalandığı 10 Ekim'i matem günü ilan eden Ermeni milliyetçileriyle beraber ağlayan Türk milliyetçilerine hayret ediyorum.

Bu yazı toplam 1702 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim